ARZUHAL

MAZİYE YOLCULUKLAR – 130

 

ARZUHAL

 

 

            Ak saçlı, aksakallı, yüzünden nur yağan, annesinden keramet sahibi doğan bir Dede beklerim…

Elinde asa, kalkıp gelse benim terasa, otursa divana, pamuktan yumuşak elini uzatsa bana, gözlerimin içine baka baka, ağzından ballar aka aka konuşmaya başlasa ve dese ki:

            —Mahmut’um hayalini kurduğun, beyninde yoğurduğun, öteki dünyaya biletini kesmeden önce, görmeyi en çok arzuladığın neler varsa gönlünde, yap bir liste… Benden ne istersen iste…

 

            İstersen yerli, yabancı paralar vereyim deste deste… İstersen altın tepsilerde sunayım sana bal, kaymak, baklava, pasta…

 

            İstersen vereyim araba, villa, yat… İstersen çiftlik vereyim sana, orada besle, koştur at… İstersen çiftliğinde çeşit çeşit meyve ağaçları, git gölgesinde yat… Unut çileli günlerini, kalan ömrünü geçir rahat rahat…

            İstersen vereyim helikopter, uçak… Binlerce sahil, dağ, yayla var tatil yapılacak…

 

            Hemen önümü iliklerdim. Gönlü bol dedeye yönümü dönerdim. Gözlerinin içine baka baka, yalansız, riyasız içimi dökerdim:

— Emrin olur ak saçlı, aksakallı dedem… Yüzünde nur yağıyor, akıyor dilinde bal, şekerli badem… Gelmeden, çatmadan, dolmadan vadem listemi yapayım…

Unuttuğum olursa şayet, heyecandan olur, bilirsin elbet…

 

            Bana önerdiklerinle ben kurtuluyorum…

Kâhta’m, Kâhtalılar ne olacak?

Güzel ülkem, ülkemin güzel insanları ne olacak?

Okuduğum kitaplarda her şeyin birbirine bağlı olduğunu öğrendim…

 

Ülkemin insanları mutlu olmadan,  ben nasıl mutlu olurum.

Gönlü bol dedem, güzel dedem, can dedem, ben sana kurban dedem…

Doğduğum, sokaklarında büyüdüğüm, kara sevdalısı olduğum canım Kâhta’ya bir el at… Paris’ten daha güzel bir Kâhta yarat…

 

            Alt yapı sorunları kalmasın artık… İki de bir sokaklar kazılmasın…

            Bulvarlar, caddeler, sokaklar toz, toprak, çamur deryası olmasın… Nemrut Dağının rüzgârı yaman eser… Tozu toprağı savurur, insanın yüzüne vurur…

 

            Çöpler için kapaksız variller sokaklara konmasın… Açıktaki çöpler kokar, mikrop saçar, hastalıklara sebep olur…

 

            Her mahalleye parklar, yeşil alanlar yapılsın. Büyüklerimiz, gençlerimiz parklarda dinlensin.

Çocuklarımız gönüllerince oynasın, eğlensin. Yemyeşil ağaçlara kuşlar konsun, cıvıldaşsın…

Parklarda renk renk çiçekler boy versin. Mis gibi kokular dört bir yana yayılsın…

Anneler, babalar, genç kızlar, erkekler evlerinin pencerelerinde güzelliklerini seyretsinler… Çiçeklerin mis gibi kokularını solusunlar…

 

            Kaldırımlar geniş ve güzel olsun. Esnaf kaldırımları tezgâh olarak kullanmasın. Yayalar rahat rahat yürüsün…

           

Her mahalleye kütüphaneler yapılsın. Çocuklar kitaplarla büyüsün.

Çalışanlar yorgunluklarını kitap okuyarak atsın, dinlensin. Kütüphanelerde araştırmalar yapılsın… Tezler hazırlansın.

Kahvehaneler değil, kütüphaneler her Kâhtalının ikinci adresi olsun…

 

            Açık, kapalı spor salonları yapılsın. Futbol, basketbol, voleybol, güreş, atletizm ve diğer spor dallarında Kâhtalı gençler madalyalar alsın…

 

            Ünlüler listesinde Kâhtalı bilim adamları, yazarlar, şairler, sporcular, sanatçılar, müzisyenler, siyaset bilimcileri, doktorlar, valiler, kaymakamlar olsun…  Ünlüler listesi uzasın gitsin…

 

            Çocuklarımızın ilgi alanı bilim, bilgisayar, satranç, okumak, yazmak olsun…

            Otoparklar yapılsın. Arabalar sokaklarda, caddelerde tespih taneleri gibi dizilmesinler…

            Huzurevleri yapılsın. Ömürlerinin son demlerinde bari yaşlılarımız huzur bulsun…

 

            Evsizlere, insanca yaşanabilecek konutlar üretilsin…

            Kâhta’m çağdaş eğitim kurumları ile dolsun… Çağdaş eğitimcilerin ellerinde çocuklarımız yetişsin…

            Çağdaş sağlık kurumlarımız olsun. Doktorlarımız şefkatli elleriyle hastalarını iyileştirsinler. Para denen lanet kâğıtlar yüzünden hiçbir canlının sağlığı tehlikelere atılmasın.

 

            Gönlü bol dedem, güzel dedem, can dedem, ben sana kurban dedem işsizlik sorununu kökten çöz… Yokluğu, yoksulluğu ve bunların yan ürünü olan rezillikleri Kâhta’mdan kov gitsin…

Gönlü bol dedem Kâhta’ma bolluk, bereket ver… Sağlık, mutluluk ver…

Zalimlere vicdan, merhamet ver…

 

Gönlü bol dedem Kâhta’m için istediklerimi ülkemin yedi bölgesi için istiyorum…

Ülkemin her tarafına bolluk, bereket ver… Sağlık, mutluluk ver…

Bütün zalimlere vicdan, merhamet ver…

 

Gönlü bol dedem Kâhta’m ve ülkem için istediklerimi bütün dünya için istiyorum… Bütün Dünya’ya bolluk, bereket ver… Sağlık, mutluluk ver…

            Bütün Dünya’da zalimlere vicdan, merhamet ver…

 

            Gönlü bol dedem, arzuhalimi bildirdim… Gereğini yap… Sevincimi, mutluluğumu gözlerinle gör…

            Arzumu yerine getirirsen, ben sana kurban olurum…

           

 

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir