Kulak verme o yoza, Her karpuza top diyor… Bak dumana bir toza, Fırtınaya kop diyor… Aç ağadır saç paşa, Karanlığa hep maşa,
Yazar: Mahmut CANTEKİN
KARA KIZ
Boyu kısa rengi kara, Bütün hırsı mal mülk para, Hasret kaldı şimdi yara, Yâr dediği uçtu gitti… Kör olmuştu coşa coşa,
KALEMİN
Kutsal değer emektir, Helal lokma yemektir, Selam saygı Kalemin, Sevdim seni demektir… Sevgi saygı hoşgörü, Dostluk aldım götürü, Edebiyat Kalemin, Bağım
İŞSİZ
Beş para yok odun sorma, Ser hanım ser yatağımı… Çok dolaştım sen de yorma, Hüzün sardı atağımı… Suyla doldur tencereyi, Koy ocağa
İNSAF EYLE CANANIM
İNSAF EYLE CANANIM Sevda bağın asmasında koruğum, Duy halimi düş yollara cananım… Hüzün dağın efkârında doruğum, Duy halimi düş yollara cananım… Asra
İMAM YANDI
Senin kadar gezmez seyyah, İmam yandı acı yenge… Eş eşini üzmez günah, İmam yandı acı yenge… Tek taraflı senin kantar, Ayağında çıkar mantar,
MAZİYE YOLCULUKLAR – 72 – PATRON BİR DARBE YAP
MAZİYE YOLCULUKLAR – 74 PATRON BİR DARBE YAP Kurbanım olasın patron bir darbe yap… İnsanlığı, güzelliği, demokrasiyi kavramaz senin çap… Dövülmekten,
MAZİYE YOLCULUKLAR – 71 – MAKAM KOLTUĞU
MAZİYE YOLCULUKLAR – 73 MAKAM KOLTUĞU Makam koltuğu, rüzgârgülü gibi durmadan dönersin… Bazen kuş misali göğe yükselir, bazen yerin yedi kat
MAZİYE YOLCULUKLAR – 70 – BELEDİYE BAŞKANINA AÇIK MEKTUP
MAZİYE YOLCULUKLAR – 72 BELEDİYE BAŞKANINA AÇIK MEKTUP Sayın belediye başkanı, Ben Kâhta sevdalısıyım… Benim için doğduğum toprakların, Kâhta’mızın geleceği
MERSİN YAYLALARI
1999 yılının ilk ayının yirmisi, Dayandı kapıya Abuzer Dayı… Altında 1966 model minibüsü, Koltuksuz Alman malı, Yere serilmiş halı… Gidelim dedi Toros Dağlarına,
MELEĞİM
Ağlatma ne olur, Yakışmaz sana zulüm… İyilik meleğisin gönlümün, Tatlı meleğisin ömrümün, Ellerimden tut benim, Tut ellerimden ne olursun… Tut ellerimden
MASKE
MASKE O yüzde maske, Bu yüzde maske, Şu yüzde maske… Sihirli bir el çıksa; Vursa maskelere fiske, Mevlana’nın dediği olsa keşke, Herkes olduğu
MASA KAHRAMANLARI
Lüks lokantalarında şehrin, Rakılar boşalır her akşam… Şarkılar söylenir bir ağızdan, Dağlarına memleketimin… Kurtarılır vatan, Düzen değişir masada… Kafalar duman, Yırtılır ferman, En
MADIMAK
Dağlandı yüreğim, Madımak oldu… Süründük bir ömür, Dört bir yanda, Adı yaşamak oldu… Bize dokunmayan yılan, Melek göründü gözümüze… Bir gün, Sıra
KÖTÜLÜĞÜN ANASIDIR CEHALET
Kâhta’m, Binlerce yıllara dayanır mazin. Krallar zalimler yazmış alın yazın… Hep fukara, Hep bahtı kara, Karın tokluğuna düşmüş yollara, Oğlun gelinin kızın…