MAZİYE YOLCULUKLAR – 131
TARİHTE KÂHTA
Maziye yolculuk yaparken yaşadıklarımı anlatmaya çalıştım.
Tanık olduğum, duyduğum güzellikleri dile getirdim… Çocukluğumun küçük, yeşil, şirin Kâhta’sının güzelliklerini tanıtmak istedim…
Birlikte yaşadığım güzel insanlar arasındaki sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, dostluğu gençlerimize anlattım…
Gençlerimizin babalarının, dedelerinin güzel davranışlarını sürdürmelerini önerdim…
Gençlerin kötü alışkanlıklardan, yozlaşmadan uzak durmaları gerektiğini yazdım…
İyi niyetli ve saf gençlerimizin okuyarak kendilerini yetiştirmelerini, art niyetli odakların maşası olmamalarını istedim…
Hacı Üzeyir Efendiyi ve Kâhta’mızın diğer değerli insanlarını tanıtarak, kişilikli gençlerin yetişmesini arzuladım…
Bundan sonra da ilçemizin güzel insanlarını tanıtmaya çalışacağım…
Her güzel davranışı alkışlayacağım… Kâhta’mızın yararına olan her çalışmaya yazılarımla, şiirlerimle destek vereceğim…
Ben Kâhta’da doğdum, büyüdüm… Kâhta’nın çağdaş bir kent olması en büyük arzumdur…
İnsanlarımızın kültürlü, varlıklı, sağlıklı ve mutlu olmaları en büyük düşümdür…
Bu düşümün gerçekleşmesine katkı yapan insanların yanında olacağım… Bu benim görevimdir, doğduğum topraklara borcumdur…
Kâhta’da “Maziye Yolculuklar” yaparken, kendimi tarihin yollarında buldum… Günlerdir Kâhta ile ilgili yazılanları okuyorum…
Şimdiye kadar bildiklerimi tazeliyor, bilmediklerimi öğrenmeye çalışıyorum…
Bende olmayan kitapların isimlerini not aldım. Onları bulmaya ve okumaya çalışacağım.
Size okuduklarımla ilgili bazı bilgiler aktaracağım.
Kâhta’nın ismi ile ilgili rivayetler çok.
Bence en doğrusu Persçe’de “Dağın Eteği” anlamına gelen Kâhta kelimesidir. Eski Kâhta dağın eteğine kurulmuş yerleşim birimidir…
Anadolu’ya egemen olan devletlerin çoğu Kâhta’mızı egemenlik sahasına almış… Bir dönem kalmışlar.
Daha güçlü olan güçler gelince, bir önce gelen güçleri sürmüş…
Giden güçlerin insanlarından bazıları buralara yerleşmiş… Kalmış…
Yöremizde tarihi eserler bırakanlar var.
Yöremizi tarihi acılarla yoğurup gidenler daha çok…
Sırasıyla; Hitit, Hurri, Mitanni, Kummuh, Urartu, Asur, Babil, Med, M.Ö.
6.yy.dan itibaren Pers, Büyük İskender, Selevkos, Kommagene, Roma, Doğu Roma
(Bizans), Emevi, Abbasi, Ermeni, Artuklu, Haçlı, Zengi, Eyyubi, Selçuklu, Moğol,
Memlûk, Dulkadir, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti olarak sayılabilir
Kâhta’da ilk oturma yeri, bugünkü Kocahisar adıyla anılan Eski Kâhta Köyünün bulunduğu yerdedir.
Kâhta ilçesi şu anda bulunduğu kölük köyüne taşınmış…
1519 ve 1560 tarihlerinde tahrir defterlerine yazılan Kâhta merkez kasabası hakkındaki bilgileri size aktarayım…
Kâhta merkez kasabası dört Müslim, bir gayrimüslim olmak üzere beş Mahalleden oluşmaktadır.
Aşağı Mahalle
1519’da 46 hane; 15 mücerret (bekâr), 1 imam-fakih (hukukçu), yaycı, çilingir, baytar Vb. esnafı mevcut olup iktisadî yönden hayli faal idi. Ayrıca, 1 leblebici, 1 müezzin, 1 Gergerli bulunmaktaydı.
1560’da ise nüfusu hayli artarak 120 hane, 21 mücerret olmuştur. Bu nüfusun içinde muaf ve meslek erbabı olarak 1 imam, 1 ihtiyar, 1 usta, 1 fakih ve 1 Gergerli yer almaktadır.
Kürt Veli Mahallesi
1519 yılında 41 hane; 9 mücerret, 1 fakih, 1 helvacı, 1 boyacı, 1 pazarbaşı, 1 kazancı, 1 Gergerli, 1 Hısn-ı Mansurlu olmak üzere 230 civarında bir nüfusa sahiptir.
1560’da ise 120 hane; 5 mücerret, 1 imam, 1 palancı, 1 garip, 1 Hacı, 1 Pir, 1 Seyyid, 1 Küreli, 4 Gergerli ve 1 Hıns-ı Mansurlu bulunmaktadır.
Cami Mahallesi
1519 tarihli ilk tahrirde 63 hane ve 32 mücerret;
1560’da ise 200 hane, 13 mücerret, 2 imam, 1 hatip, 1 müezzin, 1 fakih, 1 tabbal (davulcu), 1 doğancı, 1 palancı, 1 hasırcı şeklindedir.
Nasara (Hıristiyan) Mahallesi
1519’da 42 hane, 19 mücerret, 2 bive (dul);
1560 yılında tekrar Nasara olarak yeniden kaydedilmiş olup, nüfusu 66 hane ve 35 mücerrettir.
Ekrad Mahallesi
1519’da 33 hane ve 2 mücerret;
1524’de 49 hane, 5 mücerret, 2 ihtiyar; 1560’da 76 hane, 23 mücerret, 1 fakih ve 1 Gergerli nüfusu bulunmaktaydı.
Mahallenin 1519–1560 yılları arası yaklaşık %110 oranında bir nüfus artış hızının olduğu gözlenmektedir.