Son günlerde Lice’de gündem “Cudi” isimli bir PKK’lının gelip teslim olması…
Hükümet konağında, kahvehanede, çarşıda, benim oturduğum sokakta bu itirafçı konuşuluyor…
İtirafçı hakkında detaylı bilgiler veriliyor…
Cudi Mardinliymiş. Yedi yıldır bu bölgenin dağlarındaymış…
Dağdaki arkadaşları ile ters düşmüş… Tunceli bölgesine gönderme kararı almışlar… Birkaç kişiyle birlikte göndermişler…
Cudi, arkadaşlarına çok kızmış… Tunceli bölgesine giderken kaçmış… Lice’ye gelmiş… Jandarma komutanlığına teslim olmuş…
Yedi yıl bu bölgede gezen Cudi, çok şey biliyormuş…
Kendilerine yardım edenleri tek tek ele vermiş…
Köylerde hangi evde kendisine sofra serilmişse jandarmayla birlikte o eve gitmiş…
Cudi’yi tanıyan herkeste telaş başladı…
Cudi’nin tozu dumanından kurtulmak için Lice’yi terk edenler olmuş…
Çarşıdan daireye gideceğim… Marketin önünde askerler var… Alışverişe gelmişler…
Asker her zaman o markete gelir, alışveriş yapar… Bu normal bir şeydir…
Normal olmayan şey kalabalık bir grup vatandaşın askerlere dikkatli bakmalarıdır…
Bir vatandaşa yanaştım. Sordum:
— Merakla askerlere bakıyorsunuz… Bu dikkatli bakışın nedeni nedir?
— Biz askere bakmıyoruz… Askerlerin arasındaki asker elbisesi giydirilmiş Cudi’ye bakıyoruz… Şu ortada duran silahsız olan itirafçı Cudi’dir…
Vatandaşın dediği yere bakıyorum. Meşhur Cudi’yi ben de görüyorum…
Cudi ile ilgili söylentiler hiç bitmiyor…
Akşam ekmeğini almak için evden çıktım. Komando taburunun aşağısındaki yoldan çarşıya gideceğim. Komando taburundan gelen Cumhuriyet İlkokulunun hademesi Abdullah Beyle karşılaştık.
Abdullah Bey, jandarma yüzbaşısının has adamıdır.
Merhabalaştık. Sordum:
— Abdullah Bey nereden geliyorsun?
— Komando taburundan geliyorum. Yüzbaşı çağırmıştı. Onun yanına gittim.
— Yüzbaşın ne yapıyor?
— Taburda içki masası kurmuşlar. Yüzbaşı, arkadaşları ve Cudi birlikte rakı içiyorlar…
Lice’de haftalarca Cudi konuşuldu…
Bir süre sonra Cudi Lice çarşısında görülmez oldu. Görülmeyince konuşulmaz oldu…
Kimse Cudi’nin nereye gittiğini bilmiyordu. Ben de merak etmeye başladım. Daireye korucular gelmişti.
Koruculara sordum:
— Uzun süredir Cudi gözükmüyor. Cudi’yi ne yaptınız?
— Bildiği her şeyi verdi. Verecek bir şeyi kalmamıştı. Diyarbakır tarafına operasyona gittik… Cudi’yi götürmüştük. İşini bitirdik… Biz işimize yaramayanları atarız…