Çok uzun bir zamandan beri gönlüm istemeden, mecburiyetten, bu beden gurbet ellerini mesken tuttu… Diyar diyar gurbet ellerinde gezerken, her zaman ve her yerde ÇOCUKLUĞUMUN KÂHTA’SI buram buram gözlerimde tüttü… Kâhta her zaman en güzel sıla, en güzel yurttu… O güzelim günlere geri dönüş, hiç sönmeyen bir umuttu… Cennet Kâhta’m, gurbet ellerinde, seni her gün bir film şeridi gibi kare kare yaşatan bu gözler, nisan yağmurlarına gebe birer buluttu… Bu beynim, sende yaşadığım o saf, temiz ve güzel dostlukları her şeyden üstün tuttu… Yaralı yüreğim, gönül köşkünün başköşesine Canım Kâhta’m her zaman seni oturttu…
Sen çocukluğumun nergis tarlasısın… Sen çocukluğumun toprak futbol sahasısın… Sen çocukluğumun gölgesi serin su kulesisin… Sen çocukluğumun salkım salkım üzüm bağısın… Sen çocukluğumun altın sarısı arpa, buğday başağısın… Sen çocukluğumun başı karlı, başı dumanlı tarihi Nemrut Dağısın… Sen çocukluğumun yazları mışıl mışıl akan, kış – bahar mevsimlerinde çağlayan Kâhta çayısın… Sen çocukluğumun Karakuş Tepesi, Musa Peygamberi ve Cendere Köprüsüsün… Sen çocukluğumun dua ile dileklerinin Aysadık’ısın… Sen çocukluğumun Ariket’i, keraş’ı, Elüt’ü, Bizrin’i, Süsyan’ı, Horik’i, Şeyhbabası, Mılkı, Bildiyan’ı, Dargır’ı ve onlarca köyü, mezrasısın…
Kâhta’m sen benim çocukluğumsun. Ben de senin garip düşmüş, gurbet ellerin çilesini çeken, çocuğunum güzel Kâhta’m. Çocukluğumda bana sunduğun güzelliklerle, dostluklarla gönlümü çaldın; sevdalandım sana, körkütük aşığım o güzel günlere… Çocukluğumun güzel insanları, bana güzellikleri yaşatan insanlar, sizlere minnettarım, sizlere hayranım… İsimsiz kahramanlarım benim. Saygıyla anıyorum sizleri, ey güzel insanlar…
Bizim baş tacı yaptığımız o güzel değerlerin bu gün paspas gibi çiğnenmesindendir yaşanan rezaletler…
O günlerin güzelliklerinden nasibini alamayanlar, “ÇİĞ” kalan ve kendini yetiştirmeyenler, “PİŞMEYENLER” Kâhta’mı yaşanmaz hale getirmişlerdir.
Çocukluğumuzun kısa özeti insanlık, dostluk, komşuluk, sevgi, saygı ve vefadır… GÜZEL AHLAKTIR…
Bugün beni tiksindiren ilişkilerin özeti, “ dünya malı için her yol mubahtır” diyen zihniyettir.
O kör zihniyet, yarattığı cehennemde boğulduğunun farkına varmadan, esrar bulamayınca krize giren esrarkeş gibi çırpına çırpına gidecektir.
Uğruna insanlığı paspas yaptığı o dünya malı, arkasından sırıtarak gülecektir. Arkasından kirli bir mendil bile sallamayacaktır.
Çocukluğumun Kâhta’sında yaşadığım bazı güzellikleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Beni Kâhta’ya sevdalandıran, âşık eden bu güzelliklerdir.
KERAŞ
Keraş, Kâhta’ya en yakın ve en güzel köylerimizden biridir. Bu köyde babamın birçok dostu vardı. Biz bu dostların evlerine giderdik. Onlar da bizim eve, dükkâna gelirlerdi. O karşılıklı sevgi ve saygıyı hiçbir dünya malına değişmem.
Bir Pazar günüydü. Havalar çok güzeldi. Evde Pazar gününün tadını çıkarıyorduk. Babam Keraş’a gideceğini, birlikte gitmemizi önerdi. Hiç düşünmeden önerisini kabul ettim. Babam ile birlikte köylere gitmekten, o güzel insanlarla, o güzel dostlarıyla tanışmaktan, büyük zevk alırdım.
Babam ile birlikte yola çıktık. Sohbet ederek Keraş’a vardık. Keraş mezarlığında, Allah’ın rahmetine kavuşmuş insanlara fatiha okuduk. Köyün içine doğru yürüdük. Babam bir evin önünde durdu. Köyün orta yerinde kerpiçten yapılmış güzel bir evdi. Konuğu olduğumuz o güzel insanın adını ne yazık ki hatırlayamıyorum. Babamın yaşında olan bu güzel insan, bizi öyle candan karşıladı ki kelimelerle anlatamam. Bu dostun eşi babama “Mustafa Kardeş hoş geldin” dedi. Benim yanıma geldi. Evladına sarılır gibi bana sarıldı. Öptü. “ Sen de hoş geldin Mahmut’um” dedi. O ananın sıcaklığını ancak ölüm bana unutturabilir…
Evin holüne ( hayata) kilim serildi. Üstüne minderler konuldu. Duvara yastıklar dizildi. Minderlere bağdaş kuruldu. Bol köpüklü ayran geldi. Çay ocağa kondu. Sohbet tatlı tatlı sürdürülürken çaylar geldi. Zaman su gibi akıp gitmişti. Tereyağlı bulgur pilavı geldi. Üstüne bizim için kesilen, kırmızı horozun eti konmuştu. Tereyağlı bulgur pilavı mis gibi kokuyordu. Türlü geldi. Yeşilbiber, kuru soğan ve yine bol köpüklü ayran geldi. Yoğurt geldi. Mutfakta ne varsa sofraya getiriyorlardı. Sevgi, saygı, dostluk, konukseverlik benim güzel insanlarımın günlük doğal özellikleridir.
Keraş ve Keraşlı güzel insanlar, sizlere saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.
Sevgi, saygı, dostluk, konukseverlik görülmeye değerdi…
Keraş hayatımın unutulmaz güzellikleri arasındaki yerini almıştır.
BEN SİZLERİ UNUTAMAM…
BİZRİN
Babam, dükkândan eve her gün ki gelişinden daha erken geldi. Banyo yaptı. En yeni elbiselerini giydi. Akşam yemeği hazırdı. Babam sofranın serilmesini, yemeğin sofraya konmasını istedi. Sofra hazırlandı. Yemek yendi. Eller, ağızlar yıkandı. Babam Bizrin’e gideceğini, birlikte gitmemizi önerdi. Kabul ettim. Hava kararmaya başlamıştı. Evden çıktık. Gidişimizin nedenini sordum. Babam anlattı: Köyde iki gencin düğünü olmuş. Dini nikâh kıymak için Kâhta’da iki imama söylemişler. İki imam da işleri olduğunu bahane ederek gitmemişler. Babama durumu anlatmışlar. Babam da “ Allah rızası için gelirim” demiş. Dini nikâh kıymak için gittiğimizi öğrendim. Gitmeyen imamlara kızdım. Babamı, iki genci dini nikâhsız bırakmadığı için daha çok sevdim.
Düğün evine gittik. Bizi öyle güzel karşıladılar ki anlatamam.
Babam nikâhı kıydı. Ben de okunan dualara “âmin” diyordum.
Çok güzel bir sohbete tanık oldum. Ayrılırken odada bulunanların hepsi birlikte bizi uğurladılar.
Sevgi, saygı, dostluk, konukseverlik görülmeye değerdi…
Bizrin hayatımın unutulmaz güzellikleri arasındaki yerini almıştır.
BEN SİZLERİ UNUTAMAM…
ELÜT
Elüt köyünden bize düğün için “Okuntu” getirmişlerdi. Gittik. Elüt köyünde babamla beni öyle candan karşıladılar ki sayfalar dolusu anlatsam, bitiremem.
Sevgi, saygı, dostluk, konukseverlik görülmeye değerdi…
Elüt hayatımın unutulmaz güzellikleri arasındaki yerini almıştır.
BEN SİZLERİ UNUTAMAM…
HEMZEYİN
Hemzeyin köyünden bir dost bizim aileyi davet etmişti. Bütün aile birlikte gittik. Bu aile de devamlı bize gidip gelen, birbirimizi çok iyi tanıdığımız bir aileydi. Üç – dört gün köyde kaldık. Ailenin ve köyün çocukları ile bağlara, bahçelere gittik. Birlikte oynadık. Birlikte eğlendik.
Sevgi, saygı, dostluk, konukseverlik görülmeye değerdi.
Hemzeyin hayatımın unutulmaz güzellikleri arasındaki yerini almıştır.
BEN SİZLERİ UNUTAMAM…
PARXACEK
Parğacek, sanki doğup büyüdüğümüz köydü. Parğacekli Mehmet’in evi, bizim evimizdi. Bağı, bahçesi bizimdi. Kendi evimiz kadar rahattık orada.
Sevgi, saygı, dostluk, konukseverlik görülmeye değerdi.
Parğacek hayatımın unutulmaz güzellikleri arasındaki yerini almıştır.
BEN SİZLERİ UNUTAMAM…
ENCUZ
Encuz köyünde tek katlı toprak dam… Damda serilen sofra… Koca leğende tereyağında kavrulmuş soğanların süslediği, tatlandırdığı patlıcanlı ayran yemeği… Yeşilbiberler, yufka ekmekler… Damda yan yana serilen yataklar. Tam bir aile havası, tek bir aile gibi iç içe geçen günler.
Sevgi, saygı, dostluk, konukseverlik görülmeye değerdi.
Encuz, hayatımın unutulmaz güzellikleri arasındaki yerini almıştır.
BEN SİZLERİ UNUTAMAM…
Markik, Mılk, Dargır, Çıralık, Terpal, Kokelan, Süsyan, Bildiyan, Dardoğan, Karaçor, Kilisk, Büyükbağ, Briman, Bervedol, Hesdıgın, Bersomik ve onlarca köy ve mezra. Sizlerde geçen güzel günlerim, o günlerin anıları hala taptaze duruyor beynimde.
Buralarda yaşadığımız sevgi, saygı, dostluk, konukseverlik görülmeye değerdi.
O günlerde yaşadıklarım, hayatımın unutulmaz güzellikleri arasındaki yerini almıştır.
BEN SİZLERİ UNUTAMAM…
Kâhtalılar arasındaki yalansız, riyasız, o saf ve temiz ilişkiler romanlarda, öykülerde, şiirlerde tek tek işlenmesi gerekirdi. Bütün ülkelerde yaşayan halklar bu yaşadığımız güzellikleri öğrenmeliydi. Sosyologlar bu güzellikler üzerine binlerce sayfa kitaplar yazmalıydı.
Büyük yazarlar ve şairler yetiştiremedik. Başka yerlerde yetişen büyük yazarlar ve şairleri Kâhta’ya getirtip aylarca konuk edemedik. Belki onlar yaşadığımız güzellikleri başka insanlara anlatırlardı.
Benim güzel insanlarım. O güzel insanların evlatları. Sizlere sesleniyorum: Dünün güzelliklerini unutmayınız. O güzellikleri daha da geliştirerek yaşayınız ve yaşatınız.
BEN O YAŞADIĞIM GÜZELLİKLERİ UNUTAMAM. BİR TEK DİLEĞİM VAR SİZLERDEN: DÜNÜN GÜZELLİKLERİNDEN UZAKLAŞMAYINIZ.
SEVGİ, SAYGI, DOSTLUK, KOMŞULUK, KONUKSEVERLİK, HOŞGÖRÜ, DAYANIŞMA, YARDIMLAŞMA KÂHTALILARIN EN BELİRGİN ÖZELLİKLERİYDİ. GÜNLÜK YAŞAYIŞLARIYDI.
NE MUTLU O GÜZELLİKLERİ YAŞAYANLARA VE YAŞATANLARA…