CANLI GÖRÜŞ VAR

CANLI GÖRÜŞ VAR

Bu gün 9 ağustos 2013.
Günlerden Cuma.
Bu gün bizim koğuşun “canlı görüş” için görüşmeye hazırlandığı, heyecanın doruklara çıktığı, günlerdir beklediğimiz gün…

Sakal tıraşı oldum.
Ensemi dışarıda berber olan bir tutukluya permatikle aldırdım…
Sabah ve öğle saatlerinde iki kez duş aldım.
Sevdiğim elbiselerimi giydim…

Terimi ve gözyaşlarımı silmek için iki tane temiz mendili cebime koydum…
Saat 14.00 sıralarında, bizi gruplar halinde canlı görüşe çağıracaklar…
Canlarımın kaçıncı grupta sıra alabildikleri önemli değil…
Gelecekler…
Biliyorum…
Canlarımı bekliyorum…
Önemli olan sevdiklerimle canlı olarak görüşebilmektir…

Canlı görüş; sevdiklerine dokunabilmektir…
Canlı görüş; sevdiklerini kucaklamak, koklamak, özlem ateşini az da olsa dindirebilmektir…
Canlı görüş; sevdiklerine elini uzatabilmek, uzatılan elin sıcaklığını, dostluğunu, bağlılığını, vefasını yüreğinin derinliklerinde his etmektir…
Canlı görüş; sevdiklerinin gözyaşlarını mendilinle silebilmektir…
Canlı görüş; sevdiklerinle aranızdaki çift camların kaldırılmış olması, aynı havayı solumaktır…
Canlı görüş; sevdiklerinle telefon avizesinin açılmasını beklemeden görüşebilmektir…
Canlı görüş; sevdiklerinle telefon avizesinin elden ele geçmesini beklemeden görüşebilmektir…
Canlı görüş; telefon avizesinin birden bire kapatılmaması, sözünün yarım kalmamasıdır…
Canlı görüş; yarım kalmış son sözlerin el yüz hareketiyle anlatılmamasıdır…
Canlı görüş; ayrılık saati geldiğinde sarılarak vedalaşmak, birkaç söz daha söyleme olanağını bulmaktır…

Canlı görüşe ailemden kimlerin geleceğini biliyorum.
Otuz yıllık vefakâr eşim gözyaşlarını gizlemeye çalışarak gelecektir…
Canım oğlum, bir tanem, beni görür görmez gözyaşlarının vanasına hâkim olamayacaktır… Boncuk boncuk yaşlar, yanaklarından yağmur gibi akacaktır…
Tutukluluğumla tamamen duygusallaşan, çalışkan canım kızım, gözyaşlarını sile sile gelecektir…
Sevgili eniştem, kızıma ağlama, babanı daha fazla üzme uyarısı ile gelecektir…

Canım torunlarımı getirecekler mi?
Her koluma birisini alarak ikisine de sarılabilecek miyim?
Her ikisini de koklaya koklaya, doya doya öpebilecek miyim?
“Dedem, neden saçlarını kestirdin” sorusuna cevap verebilecek miyim?
“Dedem, sen de bizimle gel” dediklerinde ne cevap vereceğim…

Gözyaşlarım, bütün direnmelerime rağmen sele dönerse, benimle birlikte ağlamaya başlayan torunlarımı nasıl susturacağım?
“Ağlamayın benim canlarım” dediğimde, “dedem, sen niye ağlıyorsun” diye sorarlarsa ne cevap vereceğim?

Bu gün canlı görüş var…
Hüzünle sevincin doruklara tırmanacağı an dik durabilecek miyim?
Haksızlığa isyanın gözyaşları sel olup akacak…
Biliyorum…

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

Ağustos 2013. /Cuma / 10.30

 

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir