MAZİYE YOLCULUKLAR – 272 / HAYALLERİMİZ ÇOK GÜZELDİ

MAZİYE YOLCULUKLAR – 272

 

HAYALLERİMİZ ÇOK GÜZELDİ

 

Hayalimiz; halkların, bütün dünya halklarının mutluluğuydu.

Hayalimiz; kutsal olan emeğin yaratıcılarının insanca bir yaşama kavuşmasıydı.

Hayalimiz; bütün dünya çocuklarının doğuşlarından itibaren eşit koşullarda, eşit olanaklarla hayata hazırlanmalarını sağlayacak bir sistem kurmaktı.

Hayalimiz; kadının toplumda hak ettiği yere gelmesi, erkek-kadın ayrımının yok edilmesi, tüm bireylerin hak ettikleri sevgi ve saygıyı görmesiydi.

Hayalimiz; doğanın kar hırsına kurban edilmesini engellemek, daha güzel projelerle geliştirmek, insanlığın hizmetine sunmaktı.

Hayalimiz; hayvan haklarının çiğnenmediği, hayvanların korunduğu, barınma sorunlarının çözüldüğü, sosyetenin kürk düşkünlüğünden dolayı öldürülmediği bir dünya yaratmaktı.

Hayalimiz; herkesin eğitim hakkından, adil bir şekilde yararlandığı, eğitimin kalitesinin en yükseklere çıkartılarak insanlığın hizmetine sunmaktı.

Hayalimiz; güçlülerin elindeki hukuk sistemini almak, halkın adaletini, emeğin adaletini yani gerçek adalet sistemini kurmaktı.

Hayalimiz; sömüreni, sömürüleni olmayan, işçinin, köylünün, öğrencinin, çocukların, kadınların, beyaz yakalıların insanca yaşadığı, mutlu olduğu, yarınların kaygısını yaşamadığı bir dünya yaratmaktı.

Hayalimiz; savaş ağalarının, toprak ağalarının, emperyalistlerin, kapitalistlerin, işbirlikçi asalakların uykusunu kaçırdı. Ürktüler. Bütün dünyada hayallerimizi tarumar etmek için güç birliği yaptılar. Bizi ezmek için yüzyılların tecrübesine sahip egemenler, en vahşi yöntemlere başvurdular.

Hayalimize destek vermesi gerekenleri; işçileri, köylüleri, öğrencileri, beyaz yakalıları bu savaşın saflarına büyük kitleler halinde katamadık.

İşçilerin öncülük etmesi gereken bu kavgaya bir avuç yiğit öğrenci, aydın önderlik etmeye çalıştı. İşçi ve köylüleri bu kavgaya katma çabaları yetersiz kaldı.

Emperyalistler, yerli ve milli dedikleri tetikçileri ortamın olgunlaşmasına fırsat vermeden kurtçuk sürüsü gibi üstümüze saldılar.

Kurtçukları silahlandırdılar, korudular, kolladılar, kemiklerle beslediler. Yüzyılların tecrübesiyle devlet gücü ve kurtçuklar kol kola meydana girdiler.

Gençtik. Tecrübesizdik. Donanımsızdık. Dağınıktık. Bölünmüştük.

Devlet güçleri ile birlikte yürekli, donanımlı yiğitlerimizi tek tek kahpece öldürmeye başladılar. Yaraladılar. Nefes almamızı bile engellemeye çalıştılar.

Kitleleri kazanmamıza fırsat vermeden kendimizi kavganın ortasında bulduk.

 

Direndik! Direndik! Direndik!

Baş eğmedik. Ama kırıldık! Ezildik! Süründük! Vurulduk. Gencecik yaşta kahpece öldürüldük. Sürgün edildik! Zindanları doldurduk.

En acısı, en kahredicisi birlikte yürüdüğümüz, yoldaş dediklerimizden bazıları itirafçı, bazıları kendi yoldaşlarına karşı tetikçi, bazıları keklik, bazıları da sinsi sinsi düşmana yoldaşları hakkında rapor düzenledi…

Biz o yaşlarda onurumuzu koruma kavgasına girdik…

Kendimiz için ne yat, ne kat, ne at ve ne de avrat istedik.

İnsanlık için gencecik bedenlerimizi ortaya koyduk.

Tarih dünün, mazimizin tanığıdır.

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir