Karşılık beklemeden, Sundum sofranıza, Gönlümün balını… Üşüştünüz üstüne, Yaladınız, Bitirdiniz, Aç kurtlar gibi… İnsafsız ayaz, Kırdı dalımı, Tüketti balımı, Kanatsız sinekler, Uçtunuz
Yazar: Mahmut CANTEKİN
KANATSIZ KARTALLAR
Ağa sofrasına, Et taşır! Ekmek taşır! Su taşır! Sulanır ağzı, İştahı kabarır, Midesi avuç açar, Benim için kemik aşır… Tırşıkçıdır, Geçilmez havasından, Çeyrek
VEFASIZSIN
Buğulanmış cam sandın sen kalbimi, Yaz adını sil adını kaç da git… Ağılanmış aşka yazdın celbimi, Sevgin duman aşkın ise izmarit… Çok
VEFA GEREK
Gözyaşımı hain şarap mı sandın? Ey baykuş hane mi harap mı sandın? Attın bir kenara çorap mı sandın? Gönlüme hançeri vurdun da gittin…
ÜZÜLME GÜLÜM
Muska yapmış mahallenin cincisi, Kara kedi salacakmış madrabaz… Sen üzülme sol yanımın incisi, Aşkı büyüt yenik düşsün kumarbaz… Sevdamız dağ gelmez hiç
TAŞ YÜREKLİ
Hele boya hele kaşa, Korkar senden cümle âlem… Sözün geçer dağa taşa, Korkar senden cümle âlem… Sana derler yedi canlı, Gözü kara
TABUTUMA OMUZ VER
Kara bulut oldun çöktün başıma, Ciğer yanar yaşlar çağlar sil sen yâr! Ağı oldun yarım lokma aşıma, Yeter canım şu yüzüme gül sen
KÂHTA’M
Savurdu zulmün yelleri, Mesken tuttuk gurbet elleri, Yüreğimde bahar yazın, Öpücüğü tenimde ayazın, Mazi renkli kilimdir, Kâhta beşiğim, Adıyaman ilimdir… Çocukluğumun şirin
YIKILSIN AFYON KALESİ
Yıkılsın oy anne Afyon kalesi, Çıkarım bakarım görülmez Kâhta’m… Bana kısmet oldu gurbet çilesi, İnsan toprağından sürülmez Kâhta’m… Zalimin belası saldı gurbete,
SELAM DURDUM SANA KÂHTA’M
Selam durdum Kâhta’m, Yıl bin dokuz yüz doksan altı, Yirmi yedi Nisan Cumartesi günü, Tam öğle vakti, Feribotla geçtim toprağına, Havanı yudum yudum,
CANIM KÂHTA’M
Havana hasret ciğerim, Gözlerim güzelliğine, Çöle dönüşen dudaklarım, Muhtaç bir tas suyuna, Garip yaralı yüreğim, Vefana sefana Kâhta’m, Bu can sana hasret…
ÇOCUKLUĞUMU GERİ VER
ÇOCUKLUĞUMU GERİ VER Çocukluğumu geri ver, Geri ver çocukluğumu doğduğum sokak, Nazı gelini Nazife ablayı Leyli teyzeyi Hatice halayı, Sırtında abasıyla Dedo amcayı, Eşeğinin
LİCELİ NEVZAT
LİCELİ NEVZAT Diyarbakır zalim elde fitilin, Hesabını soran olur unutma… Kan bürümüş hain gözü katilin, Hesabını soran olur unutma… Fidan gibi boyu vardı Nevzat’ın,
LİCELİ HÜSEYİN
LİCELİ HÜSEYİN “Öğrencimiz Hüseyin Cantürk’e” Gördüm cami avlusunda, Küçük kanlı bedenini… Kanlar vardı havlusunda, Söyle bana nedenini… , Hüseyin’im okur beşte, Daha
LİCELİ ELEMAN
LİCELİ ELEMAN Senin harcın yap talan, Çal eleman eleman… İşin gücün hep yalan, Çal eleman eleman… Azmış insan nankörü, Duydu sağır hem körü, Duymaz