Damlaya damlaya dolan göllere, Benzedi günlerim şafak atmıyor… Hasretim sılada açan güllere, Hüzünde yüreğim keyif çatmıyor… Her günün çekilmez bir derdi vardır.
Yazar: Mahmut CANTEKİN
SARARMIŞ ABUZER AĞA
Dertler ambarıdır insan bedeni, Kendini koy verme Abuzer Ağa… Vardır her derdin elbet nedeni, Çaresi bulunur Abuzer Ağa… Yaşamak direnmektir derde belaya,
KARDELEN OL ÇOCUK
Zemheridir mevsim, Prangada ipek böceği, Çile dokuyor tezgâhta… Karanlık devre, Açmış gözlerini tomurcuk, Hile okuyor dergâhta… Kirdir kirpiklerde, Apoletli medya, Haksız
KAR DÜŞER ÇAMURA
Renklerin kardeş, Dalların birbirine dost… Olsaydım asırlık çınar, Huzur verirdi serdiğim post… İnsan insanın kurdu, Can cana leş… Vahşet kudurdu, Her yanı
KANLI ZALİM
Savcı oldun, Suçladın beni, Yargıç oldun, Payladın beni… Gardiyan oldun, Dertli başıma, Demir kafeslere, Bağladın beni… Gölgem oldun, Düştün peşime, Davetsiz
KANATSIZ SİNEKLER
Karşılık beklemeden, Sundum sofranıza, Gönlümün balını… Üşüştünüz üstüne, Yaladınız, Bitirdiniz, Aç kurtlar gibi… İnsafsız ayaz, Kırdı dalımı, Tüketti balımı, Kanatsız sinekler, Uçtunuz
KANATSIZ KARTALLAR
Ağa sofrasına, Et taşır! Ekmek taşır! Su taşır! Sulanır ağzı, İştahı kabarır, Midesi avuç açar, Benim için kemik aşır… Tırşıkçıdır, Geçilmez havasından, Çeyrek
VEFASIZSIN
Buğulanmış cam sandın sen kalbimi, Yaz adını sil adını kaç da git… Ağılanmış aşka yazdın celbimi, Sevgin duman aşkın ise izmarit… Çok
VEFA GEREK
Gözyaşımı hain şarap mı sandın? Ey baykuş hane mi harap mı sandın? Attın bir kenara çorap mı sandın? Gönlüme hançeri vurdun da gittin…
ÜZÜLME GÜLÜM
Muska yapmış mahallenin cincisi, Kara kedi salacakmış madrabaz… Sen üzülme sol yanımın incisi, Aşkı büyüt yenik düşsün kumarbaz… Sevdamız dağ gelmez hiç
TAŞ YÜREKLİ
Hele boya hele kaşa, Korkar senden cümle âlem… Sözün geçer dağa taşa, Korkar senden cümle âlem… Sana derler yedi canlı, Gözü kara
TABUTUMA OMUZ VER
Kara bulut oldun çöktün başıma, Ciğer yanar yaşlar çağlar sil sen yâr! Ağı oldun yarım lokma aşıma, Yeter canım şu yüzüme gül sen
KÂHTA’M
Savurdu zulmün yelleri, Mesken tuttuk gurbet elleri, Yüreğimde bahar yazın, Öpücüğü tenimde ayazın, Mazi renkli kilimdir, Kâhta beşiğim, Adıyaman ilimdir… Çocukluğumun şirin
YIKILSIN AFYON KALESİ
Yıkılsın oy anne Afyon kalesi, Çıkarım bakarım görülmez Kâhta’m… Bana kısmet oldu gurbet çilesi, İnsan toprağından sürülmez Kâhta’m… Zalimin belası saldı gurbete,
SELAM DURDUM SANA KÂHTA’M
Selam durdum Kâhta’m, Yıl bin dokuz yüz doksan altı, Yirmi yedi Nisan Cumartesi günü, Tam öğle vakti, Feribotla geçtim toprağına, Havanı yudum yudum,