Çınar ağacı, Çınar ağacı, Yaz bahar aylarında, Sensin başımın tacı… Dönüyor Dünya, Değişiyor mevsimler… Soldu dalında yaprağın, Düştü gübresi oldu toprağın…
Yazar: Mahmut CANTEKİN
CEHALET ORMANI
Cehalet ormanında, Dikenli yoldur hayat… İnsanlık arama boşuna, Sel gelmiş yel esmiş, Almış götürmüş evlat… Cehalet ormanında, Saldırıya uğramış okulum, Yirmi altı
CANLARIM
Öğrencilerime Dinle beni çocuğum! Bugün seni bağrına basan, Annen baban var… Az çok iyi kötü, Önüne geliyor ekmeğin aşın… Yarınları
BENDEN BANA ÖĞÜT
Yaş elli beş kul olmadın sen kula, Dik dur Mahmut taviz verme özünden! Koy canını hak bildiğin tek yola, Hep dürüst kal dönme
BENDEKİ İSTANBUL
Sen katran karası hüznüm feryadım, Yüzümde patlayan zalim tokadım, Tükenmiş umudum bitmiş takadım, İstanbul sen bana dertsin hüsransın… Galata köprüsü ekmek balıksın,
BEN KÂHTALIYIM YAZ GÜZELİM
Ben Kâhtalıyım! Yanık bir gazelim! Bunu iyice yaz bir yere güzelim, Cehenneme çevrilmiş cennetten ayrıyım… Ben aha bu yürekten yaralıyım. Bir yaman sarar
BELEŞ PATRON
Selam verdi bahar, yazda, Kış boranda kaçtı patron… Gönül eyler barda sazda, Geldiğinde açtı patron… İhraç etmiş hayal malı, Mazi olmuş dün
BAKIN KÂFİRE
Çığlık çığlık yürek duyan yok sesi, Dönmüş bombalanmış viran şehire… Söze sahip olmuş insan teresi, Hüznün gözyaşları döndü nehire… Çıkar kılıç olmuş
ÇAPKIN KIZ
Daldan dala gezen turna, Kırkayaklı böcek misin? Her makamda üzen zurna, Sen bir ayyaş köçek misin? Bu ne talep bu ne çok
CANIM KÂHTA’M
MAZİYE YOLCULUKLAR – 115 CANIM KÂHTA’M Canım Kâhta’m! Sen gönlümün sevdasını bilirsin… Sen gönlümün yarasını bilirsin canım Kâhta’m! Sen buram buram özlemsin… Her gün,
KÂHTALIYIM DİYOR GÖNLÜM
Afyon nere Kâhta nere, Gözyaşımla doldu dere, Dost göğsünü gere gere, Kâhtalıyım diyor gönlüm… Evim sanki bir sur dibi, Ne dayım var
ISIT BENİ
Penceremden giren güneş, Isıt beni ısıt beni… Hücrem beton yok bir ateş, Isıt beni ısıt beni… Dondu kemik et iliğim, Gitti sesim
HAYKIR GERÇEĞİ
Sıkıştırma gerçeği, Yüreğinin mengenesinde, Varsın kovulmak olsun, Dokuz köyden sonucu… Haykır gerçeği, Tükür utanmazın yüzüne… Çözülmesin dizinin bağı, Kokmasın domuz yağı, Kalemin sözün
HASRET KOYAN UTANSIN
Hasret yavrum kör bir bıçak, Şu gönlüme saplanıyor… Gel sar kolun sıcak sıcak, Derdim dertle kaplanıyor… Mehmet can’sın ciğerimsin, Can katansın sen
HALIMIZ
Akıllımız divane, Can yuvamız virane, Küstü bize kader oy! Neydi acep bahane… Yavaş yavaş çöktü ev, Dertler oldu birer dev, Sev diyorlar