Değer verdim üzdüler,Çöküp beni süzdüler,Derya oldu efkârım,Kulaç atıp yüzdüler…
Yazar: Mahmut CANTEKİN
RÜZGÂRGÜLÜ
Dev aynası aldatma şu cüceyi, Yıldızlarda gezdiriyor benini… Rakip almış yücelerden yüceyi, Çok şişirdin boyu ile enini… Sek sek çağda bir prenses
KEREM
Bu hasretlik düşürecek vereme, Hicran düştü garip gönül pareme, Mezar kazın yakın olsun Kerem’e, Ölüm bari gurbet elde kalmasın… Can gel beri
KÂHTA’MIN SU KULESİ
Mazimize balyoz orak tırpan, Vuruluyor hiç durmadan… Gönlümüzde taht kuranlar, Gidiyorlar birer birer… Bakıyoruz arkalarından çaresiz, Fani dünyanın yolcuları, Bırakarak dermansız acıları…
KAHTAMIN GÜLÜYDÜN MEJO
Ben çocuktum sen de gençtin, Sağır dilsiz ama güleçtin… Can sıkıntımıza efkârımıza, Reçetesiz ilaçtın… Gelirdin demirciler çarşısına, Geçerdin babamın karşısına… Çok sevinirdi
KÂHTA’DA AKAR ÇEŞME
Can Kâhta’da akar çeşme, Deşme anam yaram deşme, Gitti gençlik aman anam, Ölüm geldi artık şaşma… Can Kâhta’da açlık nara, Yandı yürek
KÂHTA SEVDASI
Kâhta ovasında uçan serçeye, Sevgiler saygılar selamlar benden… Her tat meyve veren dala bahçeye, Sevgiler saygılar selamlar benden… Tarihi yaşatan Nemrut Dağı’na,
BİTMELİ BU ÇİLE
Beyler! Efendiler! Bey efendiler! Vardım Kâhta ovasına, Kıymışsınız bin yıllık isimlere… Bevedol Gölgeli, Umur bey olmuş Keftire… Yolu suyu kimin umurunda, Kaç gramlık tuzunuz
HOŞÇA KAL ÇOCUKLUĞUM
Hoşça kal! Kara lastik ayakkabım, Altı delik deşik müzelik çorabım… Her yıl büyüklerimin eskilerinden, Bedenime uydurulan giysiler… Hoşça kalın! Hoşça kalın! Bir gün
HASRET TRENİ
Söğüdün altında kavak yelleri, Esiyor başında ağlıyor Melek… Kaldı başka yaza duvak telleri, Baharı düşlerken kışlıyor dilek… Kaptırdı gönlünü bir göçmen kuşa,
HASRET OLMAZ OLSUN
Hasret denen acı şarap, Beni böyle etti harap, Ayrılığı yazan kitap, Olmaz olsun olmaz olsun… Elim titrer döner başım, İçim yanık dinmez
GURBET ELDE
Ne bir dost var ne akraba, Ne bir selam ne merhaba, Hüzün dağdır dert akbaba, Yandım anam gurbet elde… Küçücük bir
MAZİYE YOLCULUKLAR – 21 – MEZAT
MAZİYE YOLCULUKLAR – 21 MEZAT Bindim mazi gemisine… Vardım Kâhta ilçesine… Kulak verdim güzelliğin sesine… Film şeridini geri sardım, baktım, o gün ki Kâhta’mın
SON CELSE
Soğuk surat tam mahkeme duvarı, Bir tatlı dil güler yüz yok hâkim bey… Gece yokuş gündüz hüzün bulvarı, Gör bakışı iki göz ok
AKLIMI ALDIN GÜZEL
Ellerini ellerimde beklerken, Sen uzaktan ceylan gibi süz beni… Yellerini yellerime eklerken, Aşk tuzaktan başka nedir üz beni… Yüreğime her gün saldın