Bin ömre bedeldir bir tatlı bakış, Hiç hüzün görmesin gülen o gözler… Sırma saç tel teldir gülüşü nakış, Kader ağ örmesin üzmesin sözler…
Yazar: Mahmut CANTEKİN
AŞK DEFTERİ
Kıraç yüreğimin gel rahmeti ol, Baharı görmeden ecel almasın… Sensiz günlerimin yâr zahmeti bol, Her günün şafağı gazel salmasın… Kucakla sevdayı ayaz
YAĞLI BÖREK SAHİLLER
Ben aşığım gönlü cömert denize, Mavi sofra kucak açmış herkese… Bakmaz dine dile ırka benize, Yaren olur seda verir her sese… Kan
GEL GÖR KÂHTA’YI
GEL GÖR KÂHTA’YI Hüzün dolu bir öyküdür, Gel gözünle gör Kâhta’yı… Bir sevdadır bir türküdür, Gel gözünle gör Kâhta’yı… Uzar gider Dargir yolu, Mazi
FIRAT OLDU YAŞLAR
“ Evladını yitirmiş tüm annelere” Kâhta’nın düzünde bir anne ağlar, Çağlar gözyaşları Fırat misali… Yitirmiş evladın karalar bağlar, Çağlar gözyaşları Fırat misali…
FELEK RAHAT BIRAK KÂHTA’MI
Gam yüküne hamal ettin halkımı, Kalk git felek rahat bırak Kâhta’mı… Viran ettin sen evimi barkımı, Kalk git felek rahat bırak Kâhta’mı…
EVLAT
Yürekleri sarmış kapkara bir is, Koru kişiliğini sen pak kal evlat… İnsan kılığında sürüyle iblis, Koru kişiliğini sen pak kal evlat… Kokuşmuş dört
ESKİ ÇARŞI BENİM MEKÂN
Cadde cadde sokak sokak, Dört yan şimdi çarşı dükkân… Demirciyim küçük çırak, Eski çarşı benim mekân… Alt taraflar bahçe bağdı, Annem babam
ELVEDAYI ÇAL KEMANCI
Ömür boran eyvah hem de dört mevsim, Ne güneşi gördüm ne bir gün gördüm… Hep hazan hep hüzün soluk bir resim, Ne
DÜN BÖYLEYDİ
Fakir vardı hiç aç yoktu, Gölgesiz bir ağaç yoktu… Her zamanda her mekânda, En iyiydin tek taç yoktu… Kâhta’m benim tam cennettin,
DOST SOHBETİ
“Mahmut Eken ve Mehmet Bakır’a” Ser sofrayı koy simidi leğene, Sıla koksun odamızda bu gece… Selam gitsin eşe dosta yeğene, Dost
DERTLİYİM BABA
Çile limanında çıkmıyor takam, Alnıma yazmışlar derdi cefayı… Bir araya gelmez hiç iki yakam, Çok gördüler bahta zevki sefayı… El sürmem harama
ÇÖKTÜ HÜZÜN
Şu gönlümün divanına, Bir bey gibi çöktü hüzün… Derdin kahrın limanına, Bir bey gibi çöktü hüzün… Gece gündüz hasret bende, Kan kalmadı
DUYARSIZ ANKARA
Duyarsız Ankara, Yine düşürdün dara… Hele şu işe bak, Yetmiş günde, Gelmiyor evrak… Şeften yan masaya, Kırılmış ayağı gitmiyor yazı, Hücre cezası
DÖNEK KOLTUKLU DAZLAK
Döner koltuklu kodaman, Oynattı gözünü kaşını, Bulutsuz masmavi gökyüzüne, Kaldırdı dazlak başını, Dünya malına doyumsuz gözlerini, Kıstı dönüştürdü çuvaldız deliğine… Bekledi