Ne köy kaldı ne de şehir,Ekmek aşlar oldu zehir,Gözyaşları sanki nehir,Çek elini sen Irak’tan… Her ülkede sensin pürüz, Çoluk çocuk kaldı öksüz,Paramparça gece
Yazar: Mahmut CANTEKİN
ÇALI KAPLAR MEZARINI
Ömrün günü biter bir bir, Mezarını çalı kaplar… Tutsak almış seni kibir, Mezarını çalı kaplar… Yaratmadın sen evreni, Ezdin üzdün tüm çevreni,
CAFER AĞA
“Sen seni bilirsin ağam” Ağam ağam hiç ağam, El ekini biç ağam, Rakı viski iç ağam, Tak başına taç ağam… Ağam
BU KADER DEĞİL
Beter gelir gelen sene, Can tükenir ömür heder… Lokma küçük çoktur kene, Bu yoksulluk değil kader… Çocuk yaşta çalar siren, Düzde bile
BU BAYRAM GEL
Sen gönlümün bahar yeli ak gülü, Kapımı çal gel bu bayram sabahı… Hasret yaktı göğe çıktı bak külü, Çağrımı al öksüz koyma dergâhı…
BOŞA GİTTİ ÖMÜR
Döndüm baktım gelip geçen yıllara, Yeller almış boşa gitmiş bir ömür… Aklar düşmüş göğsümdeki kıllara, Yeller almış boşa gitmiş bir ömür… Ayaz
BOŞ TENEKE
Boş teneke gürültüdür tüm sesi, Kulağı yok kıyma güzel tek söze… Çağlayandır çokbilmişin nefesi, Parmağı ok batar gören her göze… Sükût altın
BİR MUM GİBİ
Çocuk yaşta açtın yara, Bir mum gibi erir canım… Bahta sensin çalan kara Bir mum gibi erir canım… Yüreğimde oldun çıban, Sılam
BİN BİR SURAT
Ağzı çarık uzun eli, Yalan çalar her bir teli, Rüzgâr esse çıkar keli, Hiç utanmaz bin bir surat… Kuş beyinli susmaz
CANLAR UZAKTA
Viran yuva soğuk hava gurbet zor, Gece uzun sarar hüzün hasret zor, Ayrı düştük canlar şimdi uzakta, Gönül ağlar efkâr bağlar nöbet zor…
CAN KÂHTA
Yeşillendi dört bir yanı, Dağı taşı can Kâhta’mın… Büyülüyor dost insanı, Pınarbaşı can Kâhta’mın… Kuzu meler anasına, İnek bakar danasına, Döndü baraj
CAN BEBEK
“Ahmet Bulut’un Bebeğine” Aklım sende avucumda kelebek, Yüreğimdir kulak veren nidana… Yaşın iki öksüz kaldın can bebek, Canım yoldaş senin hazin
BİR HABER YOK
Mektup yazdım yâre mektup üstüne, Nedendir bir haber gelmez sıladan… Bilmem postacının bana kastı ne, Nedendir bir haber gelmez sıladan… Ak zarfın
BİR BAŞKADIR KÂHTA HAVASI
Sabah sabah indim Kâhta’m düzüne, Yudum yudum mis havanı soludum… Yüzüm sürdüm toprağının yüzüne, Yudum yudum mis havanı soludum… Mezarlığın benim
BEYAZ GÜVERCİN
Masmavi sularda yüzen sandala, Al bir selam götür beyaz güvercin… Hala gözlerimde tüten hardala, Al bir selam götür beyaz güvercin… Karakuş’ta tarih