MAZİYE YOLCULUKLAR – 2 KEKLİK 1960 yılların ilk yarısıydı. Küçük bir taşra ilçesi olan Kâhta’da yaşıyorduk. İlçemiz ç0k şirindi… Bizim için her yerden bin
Yazar: Mahmut CANTEKİN
MAZİYE YOLCULUKLAR – I – KÂHTA’DA BİR GÜN
MAZİYE YOLCULUKLAR – I KÂHTA’DA BİR GÜN Koparılmış takvim yapraklarını bir bir topladım. Yıl yıl tamamladım. Onar yıl olarak deste yaptım. 1960 yılların başına
BAKIN MAZİYE
Ben garibim can Kâhtalım sen garip, Ne haldeyiz dönün bakın maziye… Çıkmadık ah bizler bize bir sahip, Ne haldeyiz dönün bakın maziye…
AYAZ VURMUŞ CANSIN
Bir kış geldin bu cihana, Ayaz vurmuş bir cansın sen… Çok düş verdin yalan hana, Ayaz vurmuş bir cansın sen… Kar boranda
ATEŞ DÜŞTÜ YÜREĞİME
“Ahmet Bulut’a Sevgilerimle’ Karalar kuşanmış haber, Göğüs kafesinin sol yanına, Acımasızca saplanmış bıçaktır… Fırtınalara direnmiş mangal yürek, Gurbet elde ansızın ve
ANNELER
Sevinç kuşku sancı sürer dokuz ay, Anne melek gönüllüdür zahmete… Evlat dünya kendi olur dolunay, Ölene dek devam eder himmete… Candır evlat
AL YÜREĞİMİ DE GÖTÜR KÂHTALIM
Kara gözlü siyah saçlı inci dişli, Kâhtalı esmer çocuğum… Göz pınarlarımın kaynağı, Ezik yüreğimin baş konuğu. Şimdi dokuz yaşındasın, En ön sırada, Gözlerini
AĞLAMA YAVRUM
Bu fani Dünya’da bitti nasibim, Ölüyorum yavrum sakın ağlama… Yine azdı yaram sarmaz tabibim, Ölüyorum yavrum sakın ağlama… Kesme doktor kesme nazik tenimi,
AĞITTIR SESİM
Soldu bir gül daha Kâhta’m bağında, Hüznün kuyusunda çıkmaz nefesim… Nice dost yitirdim çok genç çağında, Dert harmanı oldu göğüs kafesim…
AĞIT
Adım Nazif Demirezen, Kara bulut başta gezen, Bu dünyada beni üzen, Ölüyorum gün görmeden… Şu Mersin’de bir garibim, Derman bulmaz bir tabibim!
ADIYAMAN KALESİ
Aç bağrını Adıyaman Kalesi, Sardı beni yine sıla hasreti… Derde derman sümbül gülü lalesi, Gurbet elde şimdi gönlün kısmeti… Çocuk yaşta sofra
ADALET MÜLK TEMEL
Bir bayan yazardır Adalet, Yaşar İstanbul şehrinde… Mülk Kâhta’nın bir köyü, Kerpiç evleri sararmış yokluktan… Karadeniz’de horon teper Temel… Daha hızlıdır balıktan…
AYDINLIĞA GİDEN YOL
Harf hece kelime, Açmış tarihin demir kapısını… Değiştirmiş milyarlarca insanı, Değiştirmiş yeryüzünün yapısını… Meydan okumuş zalime, İnsan olmak sarılmaktır bilime… Harf hece
AY BAKIYOR GEZEGENİMİZE
Nisan gecesi balkonda, Gözlerimde gökyüzü… Güneş ışığını yansıtan ay, Tarihle ediyor alay… Güç hep doğurmuş haydut, Yazboz tahtası yüzlerce hudut, Savaş talan kıtlık
ANADOLU
Bilge yaşlılar, Ağır başlılar, Veledi zina derlerdi, İflah olmaz yaramaza… Vergisiz sigortasız, Dumanlı dumansız, Türemiş fabrikalar, Seri üretimde serseri… Vitrinde fikri