SANCI Kabuk bağlamıyor yara, Kanar derinden, Durmadan kanar, Hançer durur zaman tünelinde… Vicdanı nasırlaşmış zulümden, Yanmış ağızlar dili yutmuş, Nefes kodlanmış numaralarla…
Yazar: Mahmut CANTEKİN
MEZARI MEÇHUL CANLAR
MEZARI MEÇHUL CANLAR Sırtımda mezarı meçhul canlar, Kanlı eller çaldı güneşi, Karanlığın tutsağı ay, Din ırk maskeli açgözlülük… Kıyımı görür hak, Talanı
KARARMIŞ MEZAR TAŞIN
KARARMIŞ MEZAR TAŞIN Mehmet Cantekin’e Saygılarımla Adını okuyorum yine, Kararmış mezar taşında, Kurumuş otlara gidiyor elim, Tek tek yolmuştum önce ki gelişimde,
ŞAİR OLMUŞ YOZ KARGA
ŞAİR OLMUŞ YOZ KARGA Güneş çarpmış şair olmuş, Kuru dalın yoz kargası… Sanat bilmez dair olmuş, Boğar nalın toz dalgası… Leke yapar kir beyazı,
KÂHTALI ÂŞIK
KÂHTALI ÂŞIK Kâhtalıyım bağrım yanık, Sevdam tutsak etti sana… Candan sevdim Dünya tanık, Hasret içtim kana kana… Ezgi yaktım gül dalına, Aktı
KAFTAN
KAFTAN Cahil ve açgözlüler kıskacında hayat, Kanlı kirli ellerin sancısı, Yüreğimizdeki hoyrat ağrı… Boşanmış zincirlerinden vahşet, Coğrafyamız kan gölü yine, Barbarlık şahlanmış görüntüler dehşet…
SEVDA YAMAN
SEVDA YAMAN Ayrı düştük yollar ırak, Alev aldı yâr sol yanım… Dert dergâhım ben bir çırak, Senle dolu her bir anım… Buram buram sevda
YALNIZLIK ZOR AKDENİZ
YALNIZLIK ZOR AKDENİZ Mavi sularında Akdeniz, Küçük bir sandaldayım, Kalabalık bu akşamüstü, Mersin sahili boydan boya, Selama durmuş palmiye ağaçları, Hüzün yüklü bakışlarıma…
SEVDA DENİZİ
SEVDA DENİZİ Göğsünü yastık yap başıma, Göm sıcaklığına özlemimi, Can ver ellerinle ellerime, Sevda şiirleri aksın dilinden, Mısralar Fırat gibi coşsun inlesin, Sırtımızı
ARTIK GEL
ARTIK GEL Narenciye çiçeklerinin kokusu, Seni hatırlatıyor güzelim, Hüzün yüklü bu akşamüstü… Senin narin elin, Saçlarımı okşayan yel, Sevdam huzurum haydi gel…
FİLİZ VER UMUT
FİLİZ VER UMUT Üflüyorum sönmüş ateşe, Külle doluyor yüzüm, Sensiz yaşanmıyor umut, Yeniden filiz ver, Kardelendin hep, Hayat edebiyat değil, Müsveddesi yok… Susuzluktan çatlamış
SOMA’DA ÖLÜM VAR
SOMA’DA ÖLÜM VAR Ölüm kuyusu kömür ocağı, Güneş’e havaya hasret vardiyalarda, Yorgun terden sırılsıklam bedenler, Sıvanır kömürün kara tozuyla, Ecelle kol kola geçer
ÖMÜR GEÇER YEL GİBİ
ÖMÜR GEÇER YEL GİBİ Dik dur oğul boyun eğme zorbaya, Vur tekmeyi yular takmış sefaya… Onurunu satan çoktur çorbaya, İnsan ol sen diren
MAZİYE YOLCULUKLAR – 206 / GÜL YÜZLÜ KÂHTALI ASKER
MAZİYE YOLCULUKLAR – 206 GÜL YÜZLÜ KÂHTALI ASKER Tarih; 13 MART 1999. Hâkim Yağmur’un askerlik yaptığı birlikten, telefonla babasını aramışlar: — Oğlunuz
Ahmet Altan: Gazeteciliğin yüzde 99’u alçaklık ve korkaklıktır…
Ahmet Altan: Gazeteciliğin yüzde 99’u alçaklık ve korkaklıktır… P24’ün Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde başlattığı Mehmet Ali Birand Konuşmaları’nın ilkini Ahmet Altan yaptı 19 Eylül