KOLIK NASIL KÂHTA OLDU

MAZİYE YOLCULUKLAR  – 143

 

 

            Kolık nasıl Kâhta oldu diye hep merak ettim.

            Hangi aşiret reisinin veya aşiret reislerinin binlerce yıllık Kâhta Kazasının merkezini bir köye, yani Kölük’e taşınmasında çıkarı vardı.

            Aşiret reisi veya aşiret reisleri, hangi yöneticileri, hangi çıkarlar karşılığında ikna ettiler…

            Nasıl bir yol izlediler…

            Kâhta tarihi ile ilgili bulduğum tüm yazıları, kitapları okudum. Notlar aldım. Araştırmaya devam ediyordum…

 

“Kolık nasıl Kâhta oldu” sorusunun cevabını sevgili arkadaşım Mustafa Kayahan büyük bir emek harcayarak bulmuş.

Bana bir makale göndermiş:

“Can dost! Bir makale gönderiyorum. Makale ekinde verilen belgeler, Osmanlı Arşivi’ndeki orijinal belgelerin kopyalarıdır. Belgelerin  bende birebir çevirileri de mevcut. Malumunuz, alfabe Arapça, dil çok ağır. Buna rağmen arşivimde bulunsun diyorsanız hem belge suretlerini hem de birebir çevrilerini hemen gönderirim.”

Bu not beni çok sevindirdi…

 

Sevgili Mustafa Kayahan, Kâhta’da kitapçılık yaptığım yıllarda lisede okuyan Eski Kâhtalı bir gençti.

Giyimine özen gösteren efendi, saygılı ve çalışkan bir arkadaştı…

Okudu. Öğretmen oldu. Dün arkadaştık. Bu gün hem arkadaş hem de meslektaşız…

Gurbet ellerinde doğduğu toprakları unutmadı.

Kâhta tarihi ile ilgili araştırmalar yaptı.

www.gokyuzubilisim.com isimli sitemde yayınladığım 1883 tarihli Eski Kâhta resimlerini bana gönderen de Sevgili Mustafa Kayahan’dır…

 

Mustafa Kayahan arkadaşımdan, arşivimde bulunsun diye hem belgelerin suretlerini hem de birebir çevrilerini istedim…

Belgeleri ve çevirilerini gönderdi.

Kendisine teşekkür ediyorum…

Sevgilerimi sunuyorum…

           

            Kolık nasıl Kâhta oldu sorusuna cevap ararken üç belgenin olduğu görülüyor…

            BİRİNCİ BELGE(1):

Kâhta Kazası Malatya Mutasarrıflığı’nın kapalı zarf içinde Elazığ Vilayeti’ne Gönderdiği “Nakil Talebi”nin, Vilayet Encümeni’nde görüşülerek “Olur Kararı” Haline Getirilen ve Vali Tarafından da Onaylanıp Dâhiliye Vekâleti’ne Gönderilen Resmi Yazı 

Elazığ valiliği, İçişleri bakanlığına gönderdiği yazıda, Malatya Mutasarrıflığının Kâhta kaza merkezinin Kölük köyüne nakledilmesini içeren ayrıntılı bir yazı gönderdiğini belirtiyor…

Kâhta kaza merkezinin Kölük köyüne nakledilmesini Elazığ valiliğine, Malatya Mutasarrıflığı önermiş…

Malatya Mutasarrıflığını da aşiret liderleri ikna etmiş…

Sözle mi ikna etmişler, rüşvetle mi bilmiyorum…

Rüşvetin belgesini bulursam size sunarım…

 

O günlerdeki yöneticilerin yağmacı ve rüşvetçi olduğunu çok iyi biliyoruz…

1915 yılında Kâhta Kaymakamı Hakkı Bey ile Adıyaman Kaymakamı Mehmet Bey, Ermeni kafilelerini soyarken birbirilerinin mıntıkasına giriyorlar.

Kırk bin kadın, kız ve çocuk aç susuz üç gün soyulmak için bekletiliyor…

Üç gün soygun yapan açgözlü kaymakamlar, birbirilerinin mıntıkasına da giriyorlar…

Mıntıkama girdi diye de birbirlerini şikâyet ediyorlar.

Elazığ’dan müfettiş geliyor… İfadeler alınıyor.

Soydukları Ermenilerin altınlarını, Maliye Sandığına yatıracaklarına kendilerine almışlar…

Niye kırk bin kadın, kız ve çocuğu boş arazide ve dağlarda üç gün aç susuz beklettiniz… Kâhta’da bekletme yetkiniz yoktu… Niye bu insanları beklettiniz, soydunuz diye suçlanmıyorlar…

Niye ganimetleri sandığa yatırmadınız diye iki kaymakam görevden alınıyor…

Devlet arşivindeki bu konu ile ilgili belgeleri daha önce yayınlamıştım…           (MAZİYE YOLCULUKLAR – 102/ KAYMAKAM HAKKI)

 

Konumuza geri dönelim…

Elazığ Vilayet Meclisinde, Kâhta kaza merkezinin Kölük köyüne nakledilmesi konusunun etraflıca müzakere edildiğini, vali yazdığı yazıda belirtiyor…

Tartışıldı mı tartışılmadı mı bilmiyorum…

Günahı valinin kalın boynundadır… Ben valinin günahını kabul etmiyorum…

Belki de tek başına karar verdi, ne bileyim…

Yazdıklarını aktarıyorum… Doğru söylediğini bilemem…

 

İşte valinin içişleri bakanlığına gönderdiği resmi belgenin çevirisini size sunuyorum.

İçişleri Bakanlığına Gönderilen Belgenin (Birinci belge) Sadeleştirilmiş Özeti:

 

Dâhiliye Nezareti Yüksek Makamına

Özet (Konu): Kâhta kaza merkezinin Kölek (Kölük) köyüne nakli hk.

 

Kulunuzun Âcizane Dileğidir!

 

Kâhta kaza merkezinin gerek mevkisinin ilerleme ve imara elverişli olmaması; ikliminin çok kötü olması ve toplam hane sayısının 100’den ibaret olması sebebiyle buraya dışarıdan gelen yolcu ve iş takipçileri için barınacak yer, yeterli yiyecek maddesi bulunmadığından merkez olmaya müsait değildir. Bundan dolayı, söz konusu kaza merkezinin öteden beri aşiretler ve reislerinin ikametgâhı olan, her tarafla irtibat sağlamış; bağ-bahçe, arazi, su ve nüfusunun çokluğu; ilerlemeye alışık ve büyümeye elverişli olan Kölek köyüne nakli için gerekli olan her şeyin tamam olduğunu konu alan Kâhta kazası Malatya Mutasarrıflığının zarflı (postayla gönderilmiş) yazısı Vilayet Meclisinde etraflıca müzakere edilmiştir.

Müzakere sonucunda; Kâhta kaza merkezinin ilerleme ve büyümeye gerçekten elverişli olmadığı ve ikliminin çok vahim olduğu anlaşıldığından zikredilen kaza merkezinin; büyüklüğü, önemi ve nüfusunun çokluğu ile mevkisinin gelişme ve büyümeye elverişli olmasından dolayı Kölek köyüne nakli uygun görülüp onaylandığından gereğin yapılmasına müsaade buyrulması arz olunur.

Emir ve karar Yüce Hazretlerinindir.

Rumi: 17 Şubat 1334 (Miladi: 13.03.1918)

Elazığ Valisi

 

           

            Bu ifadeye dikkat etmenizi rica ediyorum: “Toplam hane sayısının 100’den ibaret olması sebebiyle buraya dışarıdan gelen yolcu ve iş takipçileri için barınacak yer, yeterli yiyecek maddesi bulunmadığından merkez olmaya müsait değildir”

 

            Bu cümle aklıma birkaç soru getirdi.

            Soru 1: 1519, 1524 ve 1547 tarihli Tahrir Defteri’nde Kâhta’da 5 mahalle var. Aşağı Mahalle, Cami Mahallesi, Ekrad Mahallesi, Kürt Veli Mahallesi ve Hıristiyanların yaşadığı Nassara Mahallesi…

1560 tarihli Tahrir Defteri’nde bu 5 mahalleye bir mahalle daha eklenmiş: Han Mahallesi.

1560’da toplam hane sayısı 665’tir. 400 senede hane sayısının artması gerekirken 665 hane 100 haneye nasıl düştü?  

 

            Soru 2: 1560 yılında 365 gayri Müslim yaşarken, 1918 yılında bir tane gayri Müslim kalmamış… Osmanlı vatandaşı olan bu insanlara ne oldu?

 

            Soru 3: Kâhta’da yirmiden fazla köyün sahibi BERSOM AĞA vardı. Bersom Ağanın Konağı vardı. 1883 tarihinde Osman Hamdi Bey, bu konağın resmini çekmiş. Kendi siteme bu resmi koydum.  (http://www.gokyuzubilisim.com/index.php?option=com_content&view=article&id=1658&Itemid=89)

            Bu konakta binlerce insan ağırlandı. Bersom Ağaya, Bersom Ağanın Konağına ve yirmiden fazla köyüne ne oldu?

 

            Sorulacak çok soru var. O soruları kendinize sorun ve cevaplayın…

            Vicdanınızda bir rahatsızlık başladı mı? Vicdanınızın sesi insafınızın ölçüsüdür?

 

            Tekrar konumuza dönelim.

İKİNCİ BELGE (2):

            PADİŞAH ONAYININ ALINDIĞINI BELİRTİR DÂHİLİYE NEZARETİ TEZKERESİ”

            Bab-ı Ali

Dâhiliye Nezareti

İdare-i Umumiye-i Dâhiliye Müdüriyeti

Umumi: 14769

Hususi:

 

 

           Efendim Hazretleri,

           Ekteki cetvelde yazılı bazı vilayetler, livalar (sancaklar) ile bağımsız birimlerden (yerleşim birimleri) kaza, köy ve nahiyelerin (Rumi) 1 Mart 1335 (Miladi: 01 Mart 1919)  tarihinden itibaren birbirleriyle irtibatlarının (yeniden) düzenlenmesi ve merkezlerinin değiştirilmesine dair Padişah Hazretleri’nin onayını (iradesini) bildirir tezkeredir.

Hicri, 6 Zilkade 1336; Rumi, 6 Ağustos 1334

 

(Gereğinin icrası için)

Vilayetler Mahalli işler (Umum) Müdürlüğüne havale

Rumi: 7 Eylül 1334 (Miladi: 07.09.1918) 

 

ÜÇÜNCÜ BELGE (İkinci Belgenin Ekidir 3), MERKEZLERİ DEĞİŞECEK YERLEŞİM BİRİMLERİ CETVELİ’NİN SADELEŞTİRİLMİŞ ÖZETİ:

 

Cetvel Suretidir

(…)

6- Elazığ vilayeti dâhilindeki Malatya sancağına bağlı Kâhta ilçesinin merkezi Kölük

-Kölek- köyüne nakledilmiştir.

(…)

 

SONUÇ:

Karar, gereğin yapılması için Vilayetler Mahalli işler Umum Müdürlüğüne tebliğ ediliyor… Tebliğ tarihi; Rumi, 7 Eylül 1334’tür. (Miladi: 07.09.1918)

 

Rumi 1 (bir) Mart 1335 (Miladi: 01 Mart 1919)  tarihinden itibaren tarihi binlerce yıla dayanan Kâhta, Eski Kâhta olmuştur.

Bizim Kolık, belgenin Kölük dediği köy, yeni Kâhta olmuştur… Artık kaza merkezidir…

 

            Binlerce yıllık isimleri değiştirerek hafızaları yok etmeye çalışanlar, tarihi Kâhta ismini de Kocahisar olarak değiştirmişler…

 

            Altı ay önce Kâhta Kalesine gittim. Kaleye çıkışı yasaklamışlardı. Taşlar dökülüyordu…

 

            Benim bir önerim var:  

Kâhta Kalesini Kayseri’ye, Nemrut Dağını Bursa’ya götürsünler…

Bakın o zaman nasıl değerli tarihi eser olurlar…

Tek bir taş bile kaleden düşse bütün bürokratlar plan, proje üretirler…

            Bu güne dek bütün Adıyaman milletvekilleri cak cek ile biten kelimeler ürettiler…

            Yoksulluk bitecek…

            Mevsimlik işçiler patron olacak…

            Kâhta köy olmaktan kurtulacak… Büyük mezra olacak…

 

            Canım Kâhta’m, gözümü açtığım, sevdiklerimin yaşadığı, canlarımın mezarında yattığı toprağım benim…

Kâhta sevdalısı bütün arkadaşlar haykırıyorlar: Sen Paris’ten güzel olmalıydın… Bu gün büyük bir köysün… Layık olduğun yerde değilsin…

            Kolık Kâhta oldu ama planlı bir yerleşim birimi olmadı…

            Canım Kâhta’m, ehliyetsizlerin koltuk delisi olduğu, kişiliksizlerin, vicdansızların halkı yolduğu, saf ve güzel insanlarımızın dertte boğulduğu bir yer oldun…

            Yokluğun, yoksulluğun, geri bırakılmışlığın yüreğimde yaradır…

            Petrol fışkıran topraklara, baraj gölüne, bereketli tarla, bağ, bahçelere, hayvancılığa uygun iklime sahipsin Kâhta’m…

Senin çalışkan ve dürüst insanların neden bu ülkenin en yoksul insanlarıdır? Neden mevsimlik işçidir? Neden gurbet ellerinde ekmek peşine düşmüşler? Gençlerin, canım gençlerin neden yokluğu iliklerinde his ediyorlar? Anneler, gelinler evlat, eş hasretini neden çekerler?

Kâhta sevdalılarının sesi neden duyulmaz?

Kulaklar sağır mı oldu?

Yürekler nasır mı tuttu?

Var olan güzelliklerimizi yamyamlar mı yuttu?

 

 

 

 

——————————————————

[1] Osmanlı Arşivi, DH. İUM. 46/78

[1] Osmanlı Arşivi, DH. UMVM. 124/167

[1]124/167’Nin Eki

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir