MAZİDEN ESİNTİLER – 116
VİCDANININ SESİNİ DİNLE
12 Eylül 1980 tarihinde, gözleri kan bürümüş generaller tarafından askeri darbe yapıldı…
Bundan tam otuz yıl önce, kendi elleriyle hazırladıkları kanlı ortamı bahane ederek mevcut Anayasayı ortadan kaldırdılar…
İktidarı ele geçirdiler…
Ocakları söndüren eli kanlı zalim darbeciler, yaptıkları zulmü yeterli görmediler. Bu ülkenin insanlarının geleceğini, yaptıkları faşist anayasayla karanlığa gömdüler…
12 Eylül faşist Anayasasının her maddesi, ülkeyi karanlık zindana çeviren duvarların birer taşıdır…
Bahaneler aramadan, kıvırmadan vicdanımıza iki soruyu soralım:
— Bu faşist Anayasa benim için güzeldir, değişmesini istemiyorum.
—12 Eylül ürünü olan bu faşist Anayasaya karşıyım. Değişmelidir…
Bu faşist Anayasa güzeldir diyenlere sözüm yok. Çünkü onlar karanlıkta uçan yarasalardır. Yarasaların karanlığa ihtiyaçları var. Karanlığı istemekte haklılar… Yarasalar aydınlığı sevmezler…
12 Eylül ürünü olan bu faşist Anayasaya karşıyım diyenlere, birkaç sorum olacak. Vicdanınıza sorun:
— 12 Eylül 2010 günü referanduma sunulan maddelerden hangisi, faşist Anayasanın maddelerinden daha kötüdür? O maddelerden daha geridir…
Bana bir tek maddesini söyleyin, yeter. Benim gibi maddeleri tek tek inceleyerek, cevabınızı verin… Okumadan, incelemeden evet veya hayır demek doğru değildir…
Bazı arkadaşlar şu görüşleri dile getirmektedir:
— Faşist Anayasanın tüm maddeleri değiştirilmelidir. Demokratik bir Anayasa yapılmalıdır. Bu ülkenin insanları özgürlüğü solumalıdır…
Bu arkadaşlara cevabım nettir:
— Haklısınız! Bu değişiklik yetmez…
Sosyalistim diyenlere bir sorum var:
— Sosyalist gözle ve teorik olarak burjuva partilerinden bunu beklemek doğru mudur?
Teoriye takılıp günün koşullarını görmezden gelme hakkımız var mı?
Bu ülkede işçi sınıfının iktidarı var mı ki özlediğiniz bir Anayasayı yapsın…
Gerçekçi olmak zorunda değil miyiz?
12 Eylül Anayasası karanlık zindanın duvarlarıdır… Bu zindanın taşları tek tek sökülmeli, tarihin çöplüğüne atılmalıdır…
Ak Parti hükümeti zulmün duvarından bir kaç taşı söküyorsa, buna karşı gelmek doğru mudur?
Uzun yoldan köye gelmiş yorgun ve aç bir insan düşünelim. Önüne bulgur pilavı ve salata konuyor… Ben bunu beğenmedim, yemeyeceğim, diyor… Köy yerinde Adana kebabı ve yanında Hatay künefesi istiyor…
Bu istek ne kadar doğruysa, bu meclisten dört dörtlük Anayasa beklemek o kadar doğrudur…
Açsan ve yiyecek başka bir şey bulamıyorsan, kuru ekmeği suya banıp açlığını giderirsin.
Eğer yemiyorsanız, aç değilsiniz…
Bu hükümetten ve muhalefetten demokratik bir Anayasa yapmasını hiçbir zaman beklemedim.
Bu hükümet istediğimiz Anayasayı yapmaya kalksaydı bile ana ve yavru muhalefetler, onlara bu imkânı tanımazlardı.
Anayasa çalışmalarına başladıkları zaman, nasıl saldırıya uğradıklarını kimse unutmasın…
Sosyal demokrat maskesi takmış ana muhalefet, muhafazakârım diyen hükümetten daha gerici değil midir?
Bu ülkedeki tüm tehcirlerin ve sürgünlerin mimari Şükrü Kaya, CHP’nin bakanı değil midir?
CHP’li Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt: “Saf Türk olmayan hiç kimsenin bu ülkede hiçbir hakkı yoktur; onlar sadece ve sadece hizmetçi ve köle olma hakkına sahiptirler. Bu gerçeği dost, düşman, herkes dağlar bile bilmek zorundadır’ demedi mi?
Bu sosyal demokrat ya da sol anlayış mıdır? Faşist kafa yapısının ırkçı söylemi değil midir? Bölücülük değil midir? Adalet Bakanı bunları söylerse, zulüm eksik olur mu? Bu zihniyetin arkasından gitmek, insanlığa hakaret değil mi?
Onur Öymen, bir ırkçının savunduklarından farklı şeyler mi savundu? Onur Öymen televizyon ekranlarına her çıkışında, kulaklarınızın duydukları ile midenize ağrılar girmedi mi?
Dersim hakkında söylediklerini unuttunuz mu?
Canan Arıtman Abdullah Gül’ü karalamak için annesi Ermeni demedi mi? Abdullah Gül’ü eleştireceksen, annesinden ne istiyorsun…
Bu ırkçılık değil midir? Bu kafa yapısı mı ülkemize demokrasi ve özgürlük getirecek…
Baykal, Süleyman Demirel’in desteğini almak için eniştesi İlhan Kesici’yi milletvekili yapmadı mı?
Önder Sav inançlı insanlarla alay etmedi mi? İnanç özgürlüğünü bu kafa yapısı sağlayabilir mi?
Baykal ve Kılıçdaroğlu Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ı bahane ederek, Ergenekon davasının avukatlığına soyunmadılar mı? Hala avukatlığa devam etmiyorlar mı?
CHP’ye sosyal demokrat ya da solcu demek için bilimi bilmemek gerekir.
Dünyanın hiç bir ülkesinde ırkçılara, darbe kuyrukçularına, Dersim katliamı gibi katliamları yapan ve savunan partilere sosyal demokrat ya da solcu dendiğini duydunuz mu?
Daha ne kadar boş lafların arkasına takılıp umutlarımızı yele vereceğiz?
Pir Sultan ne demişti:
Koyun olduk söz dinledik,
Sürüye saydılar bizi…
Düşünen, okuyan, araştıran insanlar, sürü olmayı nasıl kabul eder?
Arenada, boğa kırmızı pelerine nasıl saldırıyorsa, bazı kafalar da Ak partiye öyle saldırıyorlar…
Ak Parti yoğurt beyaz derse, onlar yoğurt kara diyecekler…
Ak Parti güneş doğudan doğar derse, onlar güneş batıdan doğar diyecekler…
Anayasanın değişen maddeleri bu ülkenin yararınadır ama Ak Parti getirdiği için “hayır” oyu vereceğim diyenler var…
Ben bu düşünceye katılmıyorum…
Hiçbir partiye körü körüne karşı olmak doğru değildir…
Hiçbir partinin körü körüne kuyrukçusu olmak da doğru değildir…
Partilerin doğrularını alkışlamak, yanlışlarını eleştirmek en doğrusudur…
Ak partili değilim. Hayatımda oy vermedim. Kötünün iyisi diye de kimseye oy vermedim. Sandığa gitmediğim çok oldu. Dürüstlüğüne inandığım bir aday olunca oyumu kullandım…
Cemil Çiçek, Kürşat Tüzmen ve o kafada olan kişilere oy değil günahımı bile vermem…
Bu referandumda Ak Parti değil, Anayasanın bazı maddeleri oylanıyor…
Eğer hayır cephesi çoğunluğu sağlarsa, daha demokratik bir Anayasa umudu tükenir…
Eğer evet cephesi galip gelirse, demokratik bir Anayasa umudu doğar…
12 Eylül Anayasasının karanlık duvarlarından sökülen her taş, bu ülkeye nefes aldırır.
Bu ülkenin insanları demokratik bir Anayasaya layıktır…
Yapılan değişiklikler yetersizdir. Bu değişiklik yetmez…
Daha demokratik bir Anayasa umudu ile sandığa gideceğim.
12 Eylül faşist Anayasasının duvarından birkaç taş sökmek için “EVET” diyeceğim…
Kenan Evren Acem kınası ısmarlamış…
12 Eylül 2010 günü “HAYIR” oyu çıkarsa “bu halk netekim bizim zulmümüzü onayladı” diyecekmiş. Bir yerlerine kına yakacakmış…
Kenan Evren kına yakmasın diye “EVET” diyeceğim…
12 Eylül ürünü olan faşist Anayasaya karşıyım.
Vicdanımın sesi “EVET” diyorsa, vicdanımın sesini dinleyeceğim…
Hayır tezini savunan laf kalabalığının, yüreğimi karartmasına izin vermeyeceğim…
Yürütülen kampanyada değiştirilen maddeler tartışılmıyor…
Seviyesizliğin dibe vurduğu bir kampanya var. Üzülerek izliyorum.
Çamur atma ve hakaret etme yarışını sizler de izliyorsunuz…
Bu kültür seviyesi ile çağdaş medeniyetlerin kuyruğuna bile erişemeyiz…
Benim gibi maddeleri tek tek inceleyerek, cevabınızı verin… Okumadan, incelemeden evet veya hayır demek doğru değildir…
İnceleyiniz… Vicdanınıza danışarak kararınızı verin…