MAZİYE YOLCULUKLAR – 180 / KÂHTA ŞAİRİ OLMAK – 2

MAZİYE YOLCULUKLAR  – 180

KÂHTA ŞAİRİ OLMAK – 2

S- 4. Kendinize örnek aldığınız şair veya yazarlar var mıdır, varsa şiirinizin gelişmesinde ne gibi etkileri olmuştur?

C – 4. Kendime örnek aldığım şair veya yazar yok. Sevdiğim şair ve yazar çok…
Ömer Hayyam, Ahmet Arif başucu şairlerimdi…

S – 5. Sizce büyük şiir mi, yoksa büyük şair mi vardır? Türk edebiyatı içinde en beğendiğiniz şairler kimlerdir? Neden?

C- 5. Bence büyük şiirler vardır. Bir şairin bütün şiirlerinin dört dörtlük olması imkânsız… Ömer Hayyam, Ahmet Arif başucu şairlerimdi…

S – 6. Şiir, yazdıkça gelişen bir yetenek. Sizi başarıya ulaştıran etkenler nelerdir? Bize yazdığınız şiir kitaplarınızdan bahseder misiniz? Bunları “çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemi” şeklinde sınıflandırıp değerlendirir misiniz?

C- 6. Evet, şiir yazdıkça yeteneğiniz gelişir… Kendi şiirinize eleştirel yaklaşmadığınızda kendinizi geliştiremezsiniz… Şiirden anlayan kişilerin eleştirileri de çok önemlidir… Ne yazık ki bu ülkede şiirle ilişkisi olmayan binlerce kişi şiir sitelerinde şair diye boy gösteriyor… Bu da ortamı kirletiyor…
“Buram Buram Özlemsin Kâhta’m” ilk kitabım. Şiirler üzerinde ciddi bir çalışma yapmadan ilk yazıldıkları gün ki şekliyle yayınladım… Şiirleri sonradan tekrar elden geçirdim. Aynı isimle sitemde son şekilleriyle yer almaktalar…
Düşlerimi Geri Ver, Yetim Sevda, Sevgi Kardelendir isimli kitaplarımı kalfalık olarak görüyorum… Üç kitaptaki şiirler üzerinde de çalışmalar yaptım. Kimi şiirleri değiştirdim… Şiir kitaplarımın, işin uzmanı editörlerin elinden geçmesi lazımdı… 4 kitaptaki şiirler verdiğim gibi yayınlandı… Editör katkısı yok…

S – 7. Şiirlerinizi okuduğumuzda bir “saz şairi” edasıyla “hece ölçüsü” ile yazdığınız görülüyor. Ancak “serbest şiir” tarzındaki şiirleriniz de oldukça akıcı, açık ve duru. Hangi tarz şiirleri yazmakta daha çok zevk alıyorsunuz? Neden?

C- 7 Şiir kapımı hece ile çalarsa hece ile yazıyorum… Serbest vezinle çalarsa serbest yazıyorum…
Kâhta’ya gelmiştim. Eski Çarşıdan karayollarına kadar yürüdüm…
Kendi kendime söyleniyordum. İlk dörtlük bitti. Kalemi çıkarıp elimdeki gazetenin boş bir yerine yazdım. Karayollarına vardığımda şiir bitmişti:

GEL GÖR KÂHTA’YI

Hüzün dolu bir öyküdür,
Gel gözünle gör Kâhta’yı…
Bir sevdadır bir türküdür,
Gel gözünle gör Kâhta’yı…

Uzar gider Dargir yolu,
Mazi kokar sağı solu,
Dostça sarar sıcak kolu,
Gel gözünle gör Kâhta’yı…

Karayolu geniş bulvar,
Dön Horik’e yamaca var,
Baraj gölü efkâr savar,
Gel gözünle gör Kâhta’yı…

Selam durur Nemrut dağı,
Salkım salkım baldır bağı,
Ömürlük tat peynir yağı,
Gel gözünle gör Kâhta’yı…

Cantekin der; Kâhta enfes,
İlk çağlardan gelen nefes,
Canlarına gurbet kafes,
Gel gözünle gör Kâhta’yı…

S – 8. Bazı kaynaklarda “Yeni Hececiler” sınıfına dâhil edilmeniz konusunda neler söylemek istersiniz? Bizi bu konuda aydınlatır mısınız?

C – 8.  Şiir sitelerinde binlerce şair geçinen var… Hece şiirinden gerçekten anlayan 15–20 kişi yoktur… Benim şiirlerimi okuyan gerçek uzmanlar, beni yeni hececilerden saymışlardır. Bu benim için gurur vericidir…

S – 9. Üzerinde çalıştığınız yeni bir eser var mı? Varsa, içeriği hakkında bize bilgi verir misiniz?

C- 9. Kâhta dönüşü bir şiir yazdım. Bir köşe yazısı yazdım.

Şiir:

KÂHTA’M ÖZEL

Sana geldim güzel Kâhta’m,
Güzel dostlar nefes oldu…
Sen özelsin özel Kâhta’m,
Sensiz yıl ay kafes oldu…

Her avluda bir heyecan,
Kollarımda özlenen can,
Yüzler güldür gözler mercan,
Sevgi coştu enfes oldu…

Kanat açtık gittik düne,
Özlem sevgi ektik güne,
Döndü tüm an bir düğüne,
Mazi tatlı heves oldu…

Birçok izin boyu eni,
Dünden geldi sardı beni,
Solmuş gördüm birçok teni,
Dostluk esti gür ses oldu…

Cantekin der; Kâhta’m şirin,
Yokluk yara koca irin,
Darbe zulüm kanlı Pirin,
Gurbet bana adres oldu…

Yazı başlığı: Mehmet Cantekin’e selam söyle.
Kahtanet’te köşe yazısı olarak yayınlandı. Yayında bugün ikinci günü ve 336 kişi tarafından okunmuştur.

S – 10. Şiirinizde “mücadeleci bir ruh” sezinlenmektedir. Muhakkak her şair yaşadıklarını, hayallerini, hayal kırıklıklarını, özlemlerini, mutluluklarını, hüzünlerini anlatır. Şiirde “taşlama” türünü bolca kullanmanız “toplumcu bir anlayışla” şiir yazdığınızı gösteriyor. Bu konuda bizlere neler söylemek istersiniz?

C – 10. Taşlamalar, öfkenin şiirle hedef vurmasıdır… Taştır… Tokattır…
Örnekler:
Başım dardayken benden kaçan, param çokken gelen arkadaşa:
“BABAMI SOR” şiirinden bir dörtlük:

Demir taştı dört bir yanım,
Boncuk boncuk kandı canım,
Zulüm kustu sahte hanlar,
Neredeydin sen aslanım…

Tırşıkçilere kızdığım bir gün AZO İLE EZO (Abuzer ile Aziz) şiirini yazdım:

Cantekin der; bıktım sizden,
Aman uzak durun bizden,
Kumaşınız kulluk bezi,
Dört yan çamur aşmış dizden…

Üçkâğıtçılara kızdığım gün TAŞ YAĞAR BAŞINIZA şiirini yazdım:

Bütün aynaları çatlatır cüce,
Kendini görüyor herkesten yüce,
İki büklüm olur en ufak güce,
Nur değil nur değil taş yağar bir gün…

S – 11. Şair, toplumun önünde yürüyen bir bilgedir. Bu sebeple yazmaya meraklı arkadaşlarımıza ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

C- 12. Değişik şairlerden şiirler okuyun… Roman, hikâye, anı okuyun… Belli bir şekilde kültür seviyenizi geliştirin… İki yüz kelimelik kültürü olan şiir yazamaz… Kâhta’da gerçekten kendini yetiştirmiş edebiyat öğretmenleri var… Onlar sizin için hazinedir… Onlardan yararlanın… Bu yaşta o öğretmen arkadaşların sınıflarına girip yeni şeyler öğrenmek isterdim… Her okuduğum kitap bana yeni şeyler öğretiyor… Elimdeki kitabı bırakıp bu sorulara cevap veriyorum…

S -12. Bize yazdığınız son şiirlerden üç tanesini okur musunuz?

C – 12 Son üç şiirimi aşağıya alıyorum…

AKILSIZDAN AKIL ALMA

Akıl aldı akılsızdan,
Mutlu yuva viran oldu…
Toprak umdu çakılsızdan,
Kara taşlar divan oldu…

Kısa geldi her tür yorgan,
Un serdiği sanal urgan,
Öfke dolu içi volkan,
Şimdi bomboş kovan oldu…

Özentinin yaktı koru,
Kaş göz dudak sevdi moru,
Burun kalktı işin zoru,
Yanan suçsuz civan oldu…

Uzadı dil tam bir karış,
Kustu zehir sanki yarış,
Sevda hazan hüsran barış,
Hırsla inat tavan oldu…

Cantekin der; ölçü kaçtı,
Dört bir yana salya saçtı,
Dün eceydi başa taçtı,
Tokmak düştü havan oldu…

ÖZLEM GEMİSİ

Gemi yaptım kibrit çöpünden,
Özlemi işledim nakışla,
Canlandı tüm görkemiyle,
Bir yanında Nemrut Dağı,
Cendere Köprüsü diğer yanında…

Karakuş Tepesinden,
Ödünç aldım sütunları,
Direk diktim gemiye,
Höyük yaptım dibine,
Gömdüm sevdamı…

Ön burnundan,
Arka burnuna dek,
Alt tarafı Kâhta Çayı,
Mazi kulaç attı mavisinde,
Umut besledi sevdayı…

Çeltik ektim kenarına,
Ot yoldum yalın ayak,
El salladı uzaktan,
Kırkori güzel bahçe,
Aysadık yeşil kavak…

Gemi yaptım kibrit çöpünden,
Nem vurdu dört duvardan,
Dağdır özlemin toprağım,
Yüreğimin köşkünde,
Anlamaz zalim havardan…

Özlem gemisi gönlümün,
Alın terim göz nurum,
Sen çık git bu zindandan,
Sevdamı ilet Kâhta’ma,
Dik duruşu gururum…

KEDERLİ GÜL

Kâğıttan uçaktı sevda yelinde,
Düşerdi zamansız…

Leğende gemiydi,
Düşleri dumansız…    

Kiri içmiş yürekler,
Bunalttılar fermansız…

Efkârlı gecelerin kederli gülü,
Aşk denizinde dermansız…

Mehtabın şavkında bir başına,
Yıldızları dinler kemansız…

Gönül düşmüş sevgiden nasipsize,
Hançerler nankör imansız…

Hepinize başarılar diler, sevgilerimi sunuyorum…

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir