MAZİYE YOLCULUKLAR – 287
UMUT EKTİM GÖNLÜME
Yüreğim duygu yüklü bir saksıdır torunlarım.
Yüreğimin saksısına umut ektim.
Gözyaşlarımla can suyu verdim.
Filizlendi umut.
Özgürlüğün kokusu umudun dallarında yemyeşil yaprak açtı, renk renk çiçek açtı.
Umut güneşi buz tutmuş yüreğimi ısıttı, bahar havası estirdi.
Dağların ovaların tertemiz havasını ciğerlerine çekti umut.
Umudun gözleri açıldı.
Umut, arşa yükselen çamların gölgesinin serinliğine, el dokuması kilimi serip üstüne boylu boyunca uzandı.
Umut, efil efil esen yayla rüzgârlarına saçlarını bıraktı.
Rüzgâr saçlarını özgürlüğe doğru savurdu umudun.
Masmavi gökyüzüne doğru kanatlandı umut.
Benim güzel torunlarım.
Yiğitlerim, umudumun kardelen çiçekleri.
Gönlümün, sevdamın gelecekleri.
Öyle özledim ki torunlarım.
Kelimelerle duygumu anlatabilmem olanaksız.
Çok seviyorum ki sizi torunlarım, canımdan çok…
Bu ciğerimin gülü güzel torunlarım.
Ayrılık her şeyden daha zormuş.
Sizlerin hasreti yüreği kavuran kızıl kormuş.
Bu günler, hasretin yüreğimizi yaktığı acının katmerleştiği kara günler.
Umudumun güneşi torunlarım.
Elbet bu ayrılık, bu karanlık bir gün bitecek.
Bu boğucu, bu ağır hava bir gün dağılacak.
Sele dönen gözyaşlarımız dinecek.
Bu haksız yük sırtımızdan inecek.
Çok seviyorum sizi torunlarım, canımdan çok.
Bu hüzün, bu gam keder bir gün bitecek.
Sizi özlemle bağrıma basıp sevgiyle öpeceğim.
Siz benim havam, suyum, güneşimsiniz.
Yüreğimi ısıtan ateşimsiniz.
Gözyaşlarına kurban olduğum torunlarım.
Bilin ki ne kadar kalın olursa olsun bir gün aşınır, kopar her halat.
Ben acılara alıştırıldım, siz kendi gam kederinizi bana doğru alın atın.
Şimdi koğuşta yer yatağındayım.
Mahpushane batağındayım.
Kendinize iyi bakın, ayrılığa direnmeye gayret ediniz.
Bu günler de bitecek elbet.
Bitecek canlarım…
CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ
15 Ağustos 2013 / Perşembe / 23. 15