BAHTİYAR AYDIN’I KİM ÖLDÜRDÜ? ( 1 )

Sayın Bahtiyar Aydın, sen 1946 yılında Giresun ili Piraziz İlçesi Nefs-i Piraziz Köyünde doğmuşsun… Başarılı bir eğitimden sonra askerlik hayatına başlamışsın…

Çalışkanlığınla Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı olmuştun…

Afyon’da öğretmenlik yaparken, mecburi hizmetimden dolayı Lice’ye atandım…

Kalleşçe vurulduğun gün, Lice’de on dört aylık öğretmendim. Bu on dört ay içinde Lice’de yaşadıklarım, tanık olduklarım ve duyduklarım inanılmaz şeylerdi…

Sayın Bahtiyar Aydın, sen vurulduktan sonra Genelkurmay adına tuğgeneral Gürak şu açıklamayı yaptı:

22 Ekim 1993 günü Diyarbakır jandarma bölge komutanı tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın Lice’nin güneyindeki operasyonu sevk ve idare etmek üzere, Lice jandarma komando bölük komutanlığında bulunduğu sırada, teröristlerin kaçış istikametleri ateş altına alınmaya çalışılırken teröristlerce, ilçe içerisindeki binalardan ve çevredeki tepelerden jandarma bölük komutanlığı kışlasıyla topçu mevzilerine uzun namlulu silah, roket ve havanla ateş açılmıştır. Saat 11.45 sıralarında çatışmayı bizzat yanındaki harekât asayiş şube müdürü ve emir astsubayı ile görerek sevk ve idare etmekte olan jandarma bölge komutanı tuğgeneral Bahtiyar Aydın, bölük binası önündeyken keskin nişancı tüfeği Kanas mermisi isabet etmesi sonucu sağ şakağından yaralanmıştır. Jandarma komando bölük komutanlığı doktoru tarafından kendisine hemen ilk müdahale yapılarak helikopterle Diyarbakır askeri hastanesi’ne sevk edilen tuğgeneral aydın, tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak maalesef şehit olmuştur…” 

Sayın Bahtiyar Aydın, senin vurulduğun yer ile okulumuz arasında yüz metre bile yoktur. Ben okuldaydım. Okulumuz, Komando taburunun bulunduğu yerden yüksektir… Komando taburunun bahçesini avucumuzun içi kadar rahat görürüz…

Genelkurmay Lice’deki komutanlarca yanlış bilgilendirilmiştir…

Açıklamadaki yanlış bilgiler şunlardır:

1. “…teröristlerin kaçış istikametleri ateş altına alınmaya çalışılırken”

Atış saat 9.20’de başladı. Atış Lice’nin altından geçen Kulp yolu ile okulumuzda görünen Dibek köyü arasındaki düz araziye yapılıyordu… Ben ve iki öğretmen arkadaş topların düştüğü yeri izliyorduk… Top düşünce uçuşan kırmızı toprağı görüyorduk… Atılan topları sayıyorduk… Komando taburundan da o arazi dürbünsüz görülür…

Cuma günü Güneşli bir havada, Komando taburundan dürbünsüz görülen arazi teröristlerin kaçış istikametleri olamaz… Bir öğretmen olarak ben bile gündüz orada geçmeyi aklımdan geçirmem… Orada geçen her sivil asker ve polislerce görülür… Lice’de yaşayan herkes bilir ki öyle yerler tehlikelidir… Hedeftir…

Sahilde oturanlar, kıyıda gezen tekneleri görür… Aynı öyle bir yer…

Sahilde güvenlik güçleri varken, hangi terörist kıyıdan geçer… Ancak ve ancak işbirliği varsa terörist kıyıdan geçer…

2. “…teröristlerce, ilçe içerisindeki binalardan ve çevredeki tepelerden jandarma bölük komutanlığı kışlasıyla topçu mevzilerine uzun namlulu silah, roket ve havanla ateş açılmıştır.”

Sayın Bahtiyar Aydın, meşhur bir deyim vardır: Külliyen yalan… Tamamen uydurulmuş bir yalandır… Biz okulumuzun bahçesindeydik… Taburun bahçesinde ve çevresinde bir mantar patlarsa biz duyarız… O çevrede ki herkes duyar… Çünkü korku dolu bir ortamda yaşıyoruz…

Susturucu takılmış havan var mıdır?

Susturucu takılmış uzun namlulu silah var mıdır?

Susturucu takılmış roket atar var mıdır?

3. “Saat 11.45 sıralarında çatışmayı bizzat yanındaki harekât asayiş şube müdürü ve emir astsubayı ile görerek sevk ve idare etmekte olan jandarma bölge komutanı tuğgeneral Bahtiyar Aydın, bölük binası önündeyken keskin nişancı tüfeği Kanas mermisi isabet etmesi sonucu sağ şakağından yaralanmıştır.”

9.20’de top atışı başladı. On dakika sonra Komando taburundan, cezaevinden, emniyetten okulumuz dâhil her yere yağmur gibi kurşun yağıyordu… Panzerler sokaklarda, caddelerde seriye taktıkları makineli tüfeklerle ev, işyeri ayrımı yapmadan kurşun kusuyorlardı…

Saat ondan sonra helikopterler yangın bombalarıyla, uçaksavar mermileriyle atışlara katıldı…

Komando taburuna cepheli evler cayır cayır yanıyordu…

Komando taburundan evlere top atışı da yapılıyordu…

Öğrencimiz Hüseyin’in taştan yapılmış evine (Lice’de taştan yapılmış ev çok azdır. Çoğunluk barakadır.) top mermisi düştü. O an evde bulunan Hüseyin ve iki kardeşi öldü. Anneleri ağır yaralandı…

“Saat 11.45 sıralarında… Jandarma bölge komutanı tuğgeneral Bahtiyar Aydın, bölük binası önündeyken keskin nişancı tüfeği Kanas mermisi isabet etmesi sonucu sağ şakağından yaralanmıştır.”

Bu saatte komando taburuna bakan barakaların çoğunluğu yanmıştı… Helikopterler evlerin tepesinde alçaktan uçuyorlardı…

Sokaklarda asker, polis ve araçlarından başka kimse yoktu… Sokakta görülen insanlar ve hayvanlar taranıyordu…

Bu saatlerde okulun penceresinden taburun bahçesine baktığımda, askerlerin hepsi ayaktaydı…

Camdan bakarken beni gördüler. Az kalsın askerden kurşun yiyecektim… Ateş edeceğini görünce kendimi yere attım. Öyle kurtuldum…

Saldırıya uğrayan asker ayakta değil, siperde olur… Askerde bize öyle öğrettiler… Askerler ve komutanları komando taburunun bahçesinde ayaktaydılar…

Basın o günlerde kendisine servis edilen haberlerin doğruluğunu sorgulamadan yayınlıyordu…
Sayın Bahtiyar Aydın, vuruluşun ilk gün gazetelere ‘kör kurşun’ başlıkları ile verildi… 
Ardından piyasaya ‘çatışmada şehit düştü’ haberleri sürüldü. 
Resmî kayıtlara ‘PKK ile çatışmada şehit düşen en yüksek rütbeli asker’ olarak geçtin.

Televizyonlarda gösterilen görüntüler gerçekti… Vahşetin görüntüleriydi… Vahşet ile ilgili verilen haberler baştan sona kadar yalandı… Senaryo yazarı vahşeti yapanlardı…

Medya gerçeğin sesi değil, psikolojik savaşın çirkin aracıydı…

Medya bizim yaşadıklarımızı, gördüklerimizi ülkemin diğer bölgelerine tersinden gösteriyor, aktarıyordu…

Psikolojik savaşı kitaplarda okumuştum…

Psikolojik savaşın pratiğini Lice vahşetinde gördüm…

Gerçekler ancak bu kadar çarpıtılabilir…

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir