BAKKAL MUHTAR SAİT

 

 

   

Lice’de Yeşilburç Mahallesi, benim oturduğum Şaar mahallesinin üstünde, komando taburunun altındadır…

 Yeşilburçlular çok efendi, cana yakın,  alçak gönüllü ve çalışkan insanlardı. Lice’nin Atatürk caddesinde, tespih tanesi gibi yan yana dizilmiş küçücük dükkânlarında şeker, çay, tuz, ayakkabı, teyp, kaset ve giyecek satarlardı.

            Yeşilburç muhtarı Sait, ekmek parasını bu küçücük dükkânların birinde şeker, çay, tütün, ayakkabı gibi şeyler satarak kazanırdı.

 

            Kayserili Jandarma komutanı acımasızlığı ile meşhur biriydi…

Köylerden dumanlar yükseliyordu… Ormanlar ateşe veriliyordu… Lice köylerinde faili belli cinayetler işleniyordu…

            Lice merkezde haftada bir iki kez evler taranıyordu.

Geceleri sarhoş bir timin ya da polisin havaya birkaç el ateş etmesi, PKK baskını sanılıyordu…

Panzerler, makineli tüfekler, piyade tüfekleri binlerce mermi kusuyorlardı. Gece karanlığında sıkılan mermilerin hedefi evler, işyerleri, bağlar, dağlar, taşlardı…

            Yanlışlıkla askerlerin, polislerin saatlerce birbirleriyle çatıştığı oluyordu…

İzli mermiler gökyüzünde desenler çiziyordu…

            Sinirler çok gergindi…

 

Bir de gece karanlığında Liceli serseriler, sarhoşlar gökyüzünde uçuşan izli mermileri seyretmek için havaya birkaç mermi sıkıyorlardı…

Sindikleri taş duvarların diplerinde, orkestra dinler gibi silahlardan çıkan mermilerin seslerini zevkle, ağızları açık dinlediklerini öğrenmiştim…

 

İnsanlar güneş batmadan evlerine çekiliyordu…

Ben öğretmendim. Buranın yabancısıydım… Licelilerden daha erken evime çekiliyordum…

Sabah evden çıkmadan, eşim bir liste verdi. Akşam dönünce yazdıklarımı getirirsin, dedi…

Akşamüstü eve dönmeden önce bakkal Muhtar Sait’e uğradım. Listede yazılı ihtiyaçlarımızı aldım.

Çay söyledi. Beraber içtik. Sohbet ettik. Gecikmeden eve döndüm…

 

            Sabah çarşıya gittim. Muhtar Sait’e ait işyerinin önüne gelince gözlerime inanamadım. Dün alışveriş yaptığım dükkân yakılmıştı. Bitişiğindeki iki işyeri daha yanmıştı. İçlerinde hiçbir şey kalmamıştı. Beyaz duvarlar simsiyah ise bürünmüştü…

 

            Muhtar Sait, bitişiğindeki kahvenin önünde, kürsüde oturuyordu. Elinde büyük tütün tabakası, sigara sarıyordu.

            Ben yanmış dükkâna bakarken, Muhtar Sait bana seslendi:

            — Gel öğretmenim. Gel otur çay içelim, dedi.

            Muhtar Sait’e doğru yürürken, babam yaşındaki adam ayağa kalkarak bir kürsü çekti.

            — Şöyle otur, dedi.

            Büyük bir üzüntü içinde sordum:

            —Geçmiş olsun. Bu ne, ne zaman yanmış, kim yakmış?

— Gece yakmışlar.

            — Kim yakmış?

            — Yüzbaşı…

            — Suçun ne senin?

            — Yüzbaşının istediği parayı vermedim. Param yoktu.

            — Para mı istedi senden?

            — Evet

            — Git savcıya durumu anlat. Tazminat davası aç.

            Hüzünlü yüzünde acı bir gülümseme belirdi:

— Sen yenisin. Lice kanunları başkadır, bilmezsin. Başka birisi bu öneriyi yapsaydı, benimle alay ediyor, derdim. Sen bu vicdansızı tanımıyorsun. Ben savcıya dilekçe versem, yüzbaşı beni diri diri yakar.

 

            Kahveciye seslendi:

            — Hele arkadaşa çay getir.

            Ne diyeceğimi bilemedim.

            Geçmiş olsun diyen,  kürsüyü çekip oturuyordu. Her gelene kahveci çay getiriyordu.

            Biraz sohbet ettikten sonra kalktım. Çay paralarını ödemek için kahveciye doğru yürüdüm. Muhtar Sait’ten çay paralarını alma işaretini alan kahveci, bütün ısrarlarıma rağmen verdiğim parayı almadı.

Benim ısrar ettiğimi gören Muhtar, oturduğu yerden seslendi:

— Senin paran bu masada geçmez… Sen benim konuğumsun.

 

            İşyeri yakılmış, ekmek kapısını yitirmiş bu insan, böyle bir anda bile gururunu, geleneğini koruyordu. Muhtar Sait’i saygıyla selamlayıp oradan ayrıldım.

 

            Yıl: 1992

 

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir