KENDİ EFKÂRIMLA OKURYAZARIM

KENDİ EFKÂRIMLA OKURYAZARIM

4 Ağustos 2013.
6.30’da geceyi sekizinci uyanışımda noktaladım…
Yerdeki yatağımı boş bir yatağın üstüne koydum…
Ranzada ve yerde yatanların büyük çoğunluğu uyuyordu…

Çoğunluk uyuduğu için lavaboda tuvalet kuyruğu tren olmamıştı…
Duş almak istedim. Sabahları uyuyanlar rahatsız olur diye saat dokuza kadar duşun yasak olduğunu anımsadım…
Duştan vazgeçtim…

Elimi, yüzümü, kollarımı, koltuk altlarımı yıkadım…
Ellerimi ıslatarak göğsümü ve belimi yıkadım…
Lavabonun hemen çıkışında bulunan, Pervarili Mehmet Emin Gönül’ün ranzasına astığım çamaşır ipindeki banyo havlusu ile kurulandım…
Hanım, bana beyaz banyo havlusu göndermiş…
Ranzanın pası beyaz havlu üzerinde kirli çiçekler gibi duruyor… Kaç kere soğuk suda yıkadım… Pas lekeleri geçmiyor…
Görüşüme gelecekleri Perşembe günü, renkli banyo havlusu isteyeceğim… Pas lekesi belli olmasın…

Yemekhaneye geçtim… 10 kişi yemek yediğimiz masaya gittim. Plastik tabureyi çekip oturdum…
En iyi arkadaşım, tek dostum, biricik sırdaşım defteri açtım…
Televizyonun, uyuyanların rahatsız olmayacağı kadar açık ayarından, bir erkek sesinden şu türküyü dinlemeye başladım:
“Kendi efkârımdan okuryazarım,
Bir dost bulamadım, gün akşam oldu…”

İşte şair… İşte ozan…
Sayfalarca yazıyla anlatılacak duyguları, iki mısrada özetliyor…
Ben de “Kendi efkârımdan okuryazarım,” gece gündüz…
Bu koğuşta şiir ve yazı yazmamdan rahatsız olanlara inat, gece gündüz yazıyorum…

Kalem, yüreğimin sesidir…
Defter, sıkıntılarımın, dertlerimin adresidir…

Defter; gözyaşıdır…
Defter; özlemin, sevginin, saygının narasıdır…
Defter; ayrılığın, yalnızlığın yarasıdır…
Defter; günün ve gecenin katran karasıdır…
Defter; yüreği yakan dertlerin kileridir, ambarıdır, harasıdır…

Saatte akrep ve yelkovan yol almaya başladı…
Uyuyanlar uyanmaya, yemekhaneye gelmeye başladılar…
Televizyon, sabah haberlerini veriyor.
Yarın Ergenekon için Silivri’de karar açıklanacak…
İşçi Partililerin Silivri’de gövde gösterisi hazırlıklarına günlerdir devam ettiklerini spiker anlatıyor.
İstanbul valisinin toplantıları yasakladığı açıklandı.
Gözaltılar başladı şeklinde haberler veriliyor.
Benim de bu günüm başladı.
Sayım var. Üzerimdeki atleti çıkaracağım… Tişört giyeceğim…
Defteri kapatıp sayıma hazırlanmalıyım… Sayım alanını boşaltmak için yazı yazdığım masayı yatakhaneye götürmeliyim…
Her gün masamızı yatakhaneye götürürüz…

 

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

4 AĞUSTOS 2013 / PAZAR / SAAT 7.55

 

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir