GÜZEL HABERE HASRET GÖNLÜM

GÜZEL HABERE HASRET GÖNLÜM

Güzel bir habere hasret bu yaralı gönlüm…
Bir kuşum olsun…
Kanatları gümüş olsun…
Yeter artık gelsin beklediğim o güzel haber…
Çalgımız usta ellerin bülbüle çevirdiği cümbüş olsun…
Bitsin, bir daha geri dönmemek üzere gitsin katrana dönüşmüş bu günler…
Çektiğim, ailemin çektiği, canlarımızın çektiği bir düş olsun…

Güzel bir habere hasret bu yaralı gönlüm…
Kınalı bir gelin gibi çık yola gel güzel haber…
Yaralı gönlüm günlerdir hüngür hüngür ağlıyor…
Çoluk çocuğumun perişan hali yüreğimi dağlıyor…
Kahpe bir tuzak, yirmi beş gündür beni bu dört duvarda bağlıyor…
Onlarca mercan göz Dicle ve Fırat olmuş gece gündüz çağlıyor…
Çektiğim, ailemin çektiği, canlarımızın çektiği bir düş olsun…

Güzel bir habere hasret bu yaralı gönlüm…
Bedenimin her hücresi canım sevdiklerimi özlüyor…
Görüş günlerinde yüreğimin gözleri yolları gözlüyor…
Bu ayrılık olmuş Nemrut ateşi yüreklerimizi közlüyor…
Geçen her saniye bedenimizi dertlerle sözlüyor…
Bu koca haksızlık yaralarımızı tuzluyor…
Çektiğim, ailemin çektiği, canlarımızın çektiği bir düş olsun…

Güzel bir habere hasret bu yaralı gönlüm…
Hüzün çökmüş başıma, boğazımı sıkıyor gamla keder…
Öyle zoruma gidiyor ki yirmi beş gün yirmi beş yıl eder…
Ben kahpe tuzak diyorum, başkası diyor ki bunu sana yazan kader…
Bildiğim tek şey lime limeyim olmuşum heder…
İsmine ne derseniz deyiniz yıkılmış, olmuşum derbeder…
Çektiğim, ailemin çektiği, canlarımızın çektiği bir düş olsun…

Güzel bir habere hasret bu yaralı gönlüm…
Üç adım ötedeki evim bana uzak, burası bana gurbet…
Altmış bir yaşında bir kör kuyuda tutturuluyor nöbet…
Ey yaralı yüreğim hep çileler mi sana oluyor kısmet…
Gözyaşlarınla bağdaş kurmuşsun ediyorsun sohbet…
Yeter artık bu çile, bu ıstırap, bitsin artık bu hasret
Çektiğim, ailemin çektiği, canlarımızın çektiği bir düş olsun…

Güzel bir habere hasret bu yaralı gönlüm…
Bir kuşum olsun…
Kanatları gümüş olsun…
Yeter artık gelsin beklediğim o güzel haber…
Çalgımız usta ellerin bülbüle çevirdiği cümbüş olsun…
Bitsin, bir daha geri dönmemek üzere gitsin katrana dönüşmüş bu günler…
Çektiğim, ailemin çektiği, canlarımızın çektiği bir düş olsun…

CEZAEVİ GÜNLÜĞÜ

15 Ağustos 2013 / Perşembe / 20.50

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir