Lice ilçesinde memurların, öğretmenlerin büyük çoğunluğu öğle yemeği için evlerine gitmezler…
Çalıştıkları dairelerden, okullardan gruplar halinde çıkarak ilçedeki iki lokantaya dağılırlar.
Lokantadan çıkanlar, Ramazan’ın kahvesindeki boş masalarda yerlerini alırlar…
Herkesin kâğıt, okey oynadığı kişiler bellidir…
Yemek sonrası çaylar içilir. Sohbet edilir… Mesai saatine kadar bir iki el oyun oynanır.
Oyun oynanırken gözler kollarındaki saatlerdedir… Mesai saati başlamadan kalkmak gerekir…
Ramazan’ın kahvesi memurlar lokalidir.
Bu kahvenin benim için en büyük özelliği, Lice merkezde, köylerinde, mezralarında, dağlarında yaşanan her olayın ilk duyulan yer olmasıdır…
Tam basın yayın merkezi gibidir…
Sanki yüzlerce muhabir bu kahvenin masalarına haber yağdırır…
Bu öğle vakti kahvede, altı yaşlı köylünün öldürülmesi konuşuluyor.
Yüzbaşı, Lice’nin güneyinde, merkeze çok yakın köyleri basmış.
Bütün köylerin gençleri baskıdan dolayı Diyarbakır’a ve batıdaki illere çalışmaya gittiğinden yaşlılarla karşılaşmış…
Yüzbaşı, köylülerin dağdakilere yardım ve yataklık yaptıklarını söyleyerek bazılarının evlerini yakmış.
Evlerinin yakılmasına karşı çıkan köylülerden altısı öldürülmüş.
Öldürülen insanlar kırk ile yetmiş yaşları arasındaki köylüler.
Askerler bir saat önce operasyondan dönmüşler.
Öldürülen insanların çocukları ve akrabaları Lice merkezde oturuyorlar.
Kara haber tez ulaşmış… Lice’de haberler, Türkiye’nin hiçbir yerinde görülmeyen bir hızla bir baştan diğer başa yayılır.
Lice merkezde oturan, öldürülen insanların akrabaları köylere gitmişler…
Mesai bitiminde kahveye uğradığımda 65 yaşındaki Hacı Mehmet’in cenazesi aşağı camide namaz kılındıktan sonra kaldırılmıştı.
Hacı Abdullah’ın cenazesi üç taksi ile getirilmiş. Namazı kılınıp kaldırılmıştı…
45 yaşlarında olan Hasan’ın cenazesi Lice’ye getirilmemişti. Köyünde toprağa verilmişti.
Öldürülenlerin en genci 45 yaşlarında Hasan, köyünde hayvanları olduğu için gurbete çıkmamış…
Diğer üç köylü de köylerinde toprağa verilmişti…
Birkaç öğretmen arkadaş bir araya geldik. Memur bir arkadaşın akrabası olan Hacı Abdullah’ın taziye evine gittik.
Taziye evinde ağıtlar yürek parçalıyordu… Eşi, çocukları, bayan akrabalar ve komşular feryat, figan ediyorlardı…
Erkekler, altı yaşlı insanın boşu boşuna öldürüldüğünü söylüyorlardı… Herkes bu vicdansızlığa isyan ediyordu… Taziye evinden boynu bükük eve geldim. Her zaman yaptığım gibi televizyonun karşısına geçtim.
TRT’ de hava raporu gibi öldürülen teröristlerin sayısını veriyordu. Diyarbakır OHAL valisinin açıklaması aynen şöyleydi:
— Diyarbakır ili, Lice ilçesinin güneyindeki merkeze yakın köylerde yapılan operasyonlarda teröristlerle sağlanan sıcak temas sonucu 26 ( yirmi altı ) terörist, silahları ile birlikte ölü olarak ele geçirilmiştir.
6 (altı) yaşlı köylü, 26 (yirmi altı) terörist olmuştu.
Kelle başına para alındığına göre, yirmi altı terörist için vergilerimizden yüklü bir para bazılarının cebine girecekti…
Ülkemin güzel insanları bu bölgede yaşanan olayların gerçeğini öğrenemeden, verilen yalan bilgilerle fikir sahibi oluyorlardı…
YI YIL: 1992