KAYMAKAM HAKKI

MAZİYE YOLCULUKLAR – 102

 

KAYMAKAM HAKKI

 

 

Size açgözlü, fırsatçı, hırsız, talancı ve vicdansız iki kaymakamı tanıtacağım.

Yüreğinde zerre kadar Allah korkusu olmayan iki kaymakam…

Hakkı Bey ve Mehmet Bey denen insanlığını yitirmiş iki zavallı mahlûkat…

 

Yıl 1915.

Hakkı Bey Kâhta kaymakamıdır.

Mehmet Bey Hüsnü-Mansur (Adıyaman) kaymakamıdır.

Kâhta ve Adıyaman Ma‘mûretülazîz Vilâyetine (Elazığ) bağlı iki ilçedir.

 

İttihat ve Terakki Cemiyeti 24 Nisan 1915 günü İstanbul’da yaşayan yüzlerce Ermeni entelektüeli, dini ve politik lideri tutuklar.

1915 Mayıs’ının son günlerinde, “Geçici Tehcir Kanunu” acil bir emirle çıkarılır.

Bu kanuna dayanarak yüz binlerce insan, bin senedir yaşadığı topraklardan yani köyünden, kasabasından, şehrinden sürgüne gönderilir.

Ermeniler, savaştan dolayı bu tehcirin yapıldığına inanırlar. Hiçbir bölgenin diğer bölgede yaşananlardan haberi yoktur. Bütün Ermenilerde evlerine dönecekleri inancı vardır. O umutla yola çıkarlar.

Sürgün çok önceden planlanmıştır.

Osmanlı ordusunda askerlik yapan Ermenilerin silahları alınır. Amele taburları oluşturulur. Ermeni askerler yol yapımında çalıştırılır.

Birinci Dünya Savaşı başladığında, askerlerin silah ihtiyacını karşılamak bahanesi ile Ermeni halkın silahları toplanır. Bazı bölgelerde “sizin köy şu kadar silah getirecektir” denir. O köyde o kadar silah yoksa eksik silahlar komşu köylerden para ile alınır. Silah sayısı tamamlanır. İnsanlar silahsızlandırılmıştır.

Her yerde tehcirden önce erkekler tutuklanır. Tutuklanan erkekler ellişer ya da yüzer kişilik gruplar halinde birbirine bağlanarak yola çıkarılır. Şehrin dışında uygun yerlerde hal edilirler.

Türkiye’de en çok bilinen Yozgat’ın Boğazlayan ilçesindeki kıyımdır. 1919 yılında İstanbul’da mahkeme tutanaklarına geçmiştir. (“Tehcir ve Taktil” Divan-i Harb-i Örfi Zabıtları.” İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları)

Yozgat’ta Ermenileri en vahşi yöntemlerle öldüren, hatta doğru düzgün boğaz kesemedikleri için köylüleri azarlayan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal’e,  Boğazlıyan Müftüsü Abdullah zade Mehmet, “Yukarıda Allah var ve onun gazabından korkun!” diyerek isyan etmiştir. Bu inançlı Müslüman, mahkemeye giderek ifade vermiştir. Boğazlayan kaymakamı bu ifadelerle İstanbul’da Beyazıt Meydanında halkın gözleri önünde idam edilmiştir.

Erkekler hal edildikten sonra kadınlara ve çocuklara bir – iki gün içinde hazırlanmalarını, evlerini, eşyalarını Türk ya da Kürt komşularına emanet etmeleri emri verilir. Bunun geçici bir tehcir olduğu söylenir. Kadınlar altın, para, mücevherlerini üzerlerine alırlar. Suriye çöllerine doğru yola çıkarılırlar.

Kâhta binlerce yıldır yol güzergâhıdır.

Kâhta, Asya ve Ortadoğu’dan, Avrupa’ya geçiş yolu üzerindedir.

Binlerce Ermeni kafileler halinde, Kâhta üzerinden Suruç’a, oradan Suriye’ye götürülür. Yola çıkan her kafilenin onda biri ancak sağ kalır.

Erzurum’dan yola çıkan kafileden kalan kırk bin kişi Malatya üzerinden Adıyaman ve Kâhta’ya gelir. Bu kadar uzun yolu yaya gelmiş kadınlar, çocuklar açlıktan, susuzluktan, yorgunluktan perişan haldedir. Kırk bin insanın üzerindeki parayı, altını, mücevheri talan etmek için kadınlar ve çocuklar üç gün aç ve susuz dağda, bayırda bekletilir. İki kaymakam, kendi mıntıkalarından yaptıkları talanla gözleri doymaz, birbirilerinin sınırındaki insanları da soymaya başlarlar. Birbirilerinin mıntıkasına girdikleri için birbirlerine düşerler. Birbirlerini şikâyet ederler.

Elazığ valiliği, müfettiş Mazhar Beyi inceleme yapmak için görevlendirir. Mazhar Bey Kâhta’ya gelir. İnceleme yapar… Kâhta Kaymakamı Hakkı Beyin kafilelerle gelen insanlardan, Kâhta yerlisi Ermenilerden nakit para ve eşya aldığını tespit eder.

Hakkı Bey, bu büyük vurgundan elde ettiklerinin çok büyük kısmını kendisine almıştır.

Müfettiş kızar: Sen devlet adına soygun yaptın. Hepsini maliyeye yatırman gerekirdi.  Senin maliyeye verdiğin para on bin kuruştur. O gün ki dille söylenen cümle: “mâl sandığına teslîm olunan akçe on bin kuruş”

Niye soygun yaptın diye suçlanmıyorlar. Niye aldıklarını hazineye yatırmadın diye suçluyorlar. İki kaymakamı da görevden alıyorlar.

Devlet arşivlerinden bu şifreli yazışmaların belgelerini size sunuyorum.

Kâhta tarihini yazacaklara, 1915 yılında Kâhta Kaymakamı Hakkı Beyin bulabildiğim marifetlerinin belgeleri:

           

 

BELGE – 1

 

  1. ŞFR, 59/146

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Kalemi :

Umûmî :

Husûsî :

Umûm : 111

Şifre

Ma‘mûretülazîz Vilâyetine

Kâhta Kaymakâmı Hakkı Bey’in, Malatya’dan yola çıkarılan Erzurum Ermeni kâfilesini sevke me’mûr Hısnımansûr kaymakâmından, bir emr-i salâhiyete müstenid olmayarak almak içün mahll-i me’mûriyetinden infikâk ile kazâsı hudûdunu tecâvüz ve müdâhale etmesi üzerine aralarında ihtilâf vukû‘ bulmuş ve bu hâl kâfilenin üç gün dağ başında kalmasını ve emvâlin gasb olunarak kâfilenin tedâbîr(?) perîşânisini mûcib olmuş olduğu ve Kahta kazâsından geçirilen sâ’ir mahaller Ermeni kâfileleriyle yerli Ermenilerin sevki esnâsında bir çok nükûd ve eşyâ Hakkı Bey’in istihdâm etdiği vesâ’it-i resmiye ve husûsiye ile alındığı hâlde mâl sandığına teslîm olunan akçe on bin guruş râddesinde bulunduğu ihbârât ve delâ’il-i sarîha ile anlaşıldığı beyânıyla mûmâ-ileyh Hakkı Bey’in Divân-ı Harb’e tevdî‘î lüzûmu Hey’et-i Tahkîkiye Re’isi Mazhar Bey tarafından bildiriliyor. Bu bâbdaki mütâle‘alarının inbâsı.

Fî 16 Kânûn-ı Evvel, sene [1]331

Nâzır

İmza

 

BELGE – 2

 

 

 

Özet

Ermeni sevki sırasında uygun hareketleri görülmeyen Kâhta Kaymakamı Hakkı Bey’in işten el çektirilmesine dair Emniyet-i Umumiye Müdiriyeti’nden Ma’mûretü’l-Aziz Vilâyeti’ne çekilen cevâbî telgraf.

1334.S.29

DH.ŞFR 59/235 Belge No: 1

  1. ŞFR, 59/235

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Umûmî :

Husûsî :

113

Şifre

Ma‘mûretülazîz Vilâyetine

C[evâb-ı] (*) Kânûn-ı Evvel, sene [1]331. Kahta Kaymakâmı Hakkı Bey’in Ermenilerin sevki esnâsındaki ahvâl ü harekât-i gayr-ı lâyıkasına mebnî** Divân-ı Harb-i Örfîye tevdî‘î Hey’ât-i Tahkîkiye Re’isi Mazhar Bey’e cevâben teblîğ olunmuşdur. Mûmâ-ileyhin azline dâ’ir** mu‘âmele Divân-ı Harb’ce verilecek karara ta‘lîk edilmiş olduğundan şimdiden eli işden çekdirilmesi.

Fî 24 Kânûn-ı Evvel, sene [1]331

Nâzır

İmza

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BELGE – 3

 

 

 

Özet

Malatya Mutasarrıf-ı sabıkı Reşid ve Hısnımansur Kaymakamı Mehmed Beylerin Ermeni işlerindeki hareketleri sebebiyle Divan-ı Harb’e tevdilerine dâir Emniyet-i Umûmiye Müdiriyeti’nden Mamuretü’l-Aziz Vilayeti’ne çekilen telgraf.

1334.S.5

DH.ŞFR 58/278 Belge No: 1

 

 

 

 

  1. ŞFR, 58/278

Bâb‑ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet‑i Umûmiyye Müdîriyyeti

Umûmî

105 Husûsî

Ma‘mûretülazîz Vilâyetine

(Şifre)

Malatya Mutasarrıf‑ı sâbıkı Reşîd ve Hısnımansûr Kaymakâmı Mehmed beylerin Ermeni işlerindeki ahvâl ve harekât‑ı gayr‑i lâyıkalarına mebnî Dîvân‑ı Harb‑i Örfî’ye tevdî‘leri lüzûmu cevâben Hey’et‑i Tahkîkiyye Re’îsi Mazhar Bey’e teblîğ olunmuşdur. Mûmâ‑ileyh Kaymakâm Mehmed Bey’in eli işden çekdirilmesi.

Fî 30 Teşrîn‑i Sânî, sene [1]331

Nâzır

(imza)

 

 

 

 

BELGE – 4

 

 

Özet

Urfa, Zor ve havalisinin Ermeni muhâcirlerle dolu olması sebebiyle Kâhta’dan gönderilen Ermenilerin Diyarbekir yoluyla Musul’a sevklerine dâir Emniyet-i Umûmiye Müdiriyeti’nden Diyarbekir Vilâyeti’ne çekilen telgraf.

1333.Z.24

DH.ŞFR 57/245 Belge No: 1

 

  1. ŞFR, 57/245

 

 

Bâb‑ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyet‑i Umûmiye Müdîriyeti

Umûmî

Husûsî 96

Şifre

Diyârbekir Vilâyetine

Kâhta’dan gönderilen kırk bine karîb Ermeninin Urfa hudûdunda teslîm edilerek Musul’a sevkleri taraf‑ı vâlâlarından Urfa Mutasarrıflığı’na bildirilmiş ise de Urfa, Zor, Haleb ve havâlîsinin vilâyât‑ı şarkıyyeden gelen Ermenilerle dolduğu ve oralarda daha fazla Ermeni iskânı gayr‑ı kâbil bulunduğu beyânıyla mezkûr kâfilenin ve ba´d-ezîn gönderileceklerin Diyârbekir tarîkiyle Musul’a sevkleri lüzûmu Urfa’da bulunan Muhâcirîn Müdürü Şükrü Bey tarafından izbâr olunur. Evvel ve âhir teblîğ olunduğu üzere Urfa ve havâlîsine Ermeni sevkinden sarf‑ı nazar edilerek bunların Diyârbekir tarîkiyle Musul’a sevkolunmaları.

20 teşrîn‑i Evvel [1]331

(İmzâ)

 

 

 

Doğduğu topraklardan sürülenler yalnız Ermeniler değildir.

Son okuduğum kitaptan size bir paragraf aktarmak istiyorum.

1916 kışında 300 000 (üç yüz bin) Kürt sürgün edilir.

Hoffman ve Koutcharian Jacop Kuenzler’in açıklamasından şöyle aktarır:

“ Jön Türkler, kendi atalarının topraklarına Kürtlerin dönmesini hiç istemediler. Onlar, Anadolu’nun içlerinde yavaş yavaş Türklerin hayat tarzına adapte olmalıydılar. Sürgünleri süresince Kürtlere uygulanan davranış Ermenilere yapılandan çok farklıydı. Yolculuklarında hiçbir zarar görmediler ve kimsenin onlara işkence yapmasına izin verilmedi. Ancak en kötü bölümü, sürgünlerin kış döneminde yapılmış olması idi. Kürt kafilesi Türk köylerine ulaştığında, herkes korkudan kapılarını kilitledi. Bu yüzden fakir insanlar geceyi soğukta ve karda geçirmek zorunda kaldılar. Bir sonraki sabah köylüler, soğuktan donanlar için büyük mezarlar kazmak zorunda kaldılar.” (Hoffman ve Koutcharian, 26-27)

 

Gâvur kelimesinin karşılığı ateisttir. Allah’a inananlara gâvur denemez. Ermenilere gâvur diyerek ötekileştirmişlerdir… Adıyaman’da Ermeni ve Süryani inancındaki insanların yaşadığı mahalleye “Gâvur Mahallesi” denir…

Kâhta ile ilgili belgeleri buldukça yazacağım.

Yukarıdaki belgeleri devlet arşivleri. gov. tr.’den aldım. İsteyen arkadaşlar belgelerin Arap harfleri ile yazılmış orijinallerini de sitede görüp okuyabilirler.

Bu topraklarda ve dünyanın hiçbir parçasında, Güzel Allah’ım kimseye benzer acılar tattırmasın…

Doğduğu topraklarda “öteki” olmak kadar kötü bir şey yoktur.

Askerde bize “kırolar” diyen kendini bilmezlerin sözleri hala kulağımda çınlıyor…

Ben öğretmen, bana kıro diyen ilkokul mezunuydu.

Anadilimizden dolayı hor görülürdük…

Herkesin birbirinin diline, inancına saygı duyduğu günlerin geleceğine inanıyorum.

Bu ülke hoşgörüyü hak ediyor.

“Ötekiler” üzerinden siyaset yapan siyasetçiler olmazsa, Türkiye’de yaşayan bütün etnik gruplar kardeşçe yaşarlar…

Irkçılığın yükseldiği her yerde felaket kapıyı çalar…

 

 

İBRAHİM HAKKI TANKUT HAKKINDA KISA BİLGİ:

1883 Tiran/Arnavutluk doğumlu İbrahim Hakkı Tankut 9 Kasım 1915 tarihinde Kâhta kaymakamlığı görevine başlar. 25 Ocak 1916’da Çarşamba, 25 Ekim 1917’de Bafra Kazaları Kaymakamlıklarına atandı.

Nisan 1919’da Kaymakamlıktan ayrılarak Tütün Reji İdaresi Müfettişliğine nakledildi. Bu görevine, inhisarlar İdarelerinin birleştirilip Tekel Umum Müdürlüğü şekline getirilmesinden sonra Kemalist dönemde de devam etti.

* Belgedeki yıpranmadan dolayı buradaki kelime okunamamıştı

** Belgedeki yıpranmadan dolayı buradaki kelime tahmini olarak okunmuştur.

MAZİYE YOLCULUKLAR – 102

KAYMAKAM HAKKI

Size açgözlü, fırsatçı, hırsız, talancı ve vicdansız iki kaymakamı tanıtacağım.

Yüreğinde zerre kadar Allah korkusu olmayan iki kaymakam…

Hakkı Bey ve Mehmet Bey denen insanlığını yitirmiş iki zavallı mahlûkat…

Yıl 1915.

Hakkı Bey Kâhta kaymakamıdır.

Mehmet Bey Hüsnü-Mansur (Adıyaman) kaymakamıdır.

Kâhta ve Adıyaman Ma‘mûretülazîz Vilâyetine (Elazığ) bağlı iki ilçedir.

İttihat ve Terakki Cemiyeti 24 Nisan 1915 günü İstanbul’da yaşayan yüzlerce Ermeni entelektüeli, dini ve politik lideri tutuklar.

1915 Mayıs’ının son günlerinde, “Geçici Tehcir Kanunu” acil bir emirle çıkarılır.

Bu kanuna dayanarak yüz binlerce insan, bin senedir yaşadığı topraklardan yani köyünden, kasabasından, şehrinden sürgüne gönderilir.

Ermeniler, savaştan dolayı bu tehcirin yapıldığına inanırlar. Hiçbir bölgenin diğer bölgede yaşananlardan haberi yoktur. Bütün Ermenilerde evlerine dönecekleri inancı vardır. O umutla yola çıkarlar.

Sürgün çok önceden planlanmıştır.

Osmanlı ordusunda askerlik yapan Ermenilerin silahları alınır. Amele taburları oluşturulur. Ermeni askerler yol yapımında çalıştırılır.

Birinci Dünya Savaşı başladığında, askerlerin silah ihtiyacını karşılamak bahanesi ile Ermeni halkın silahları toplanır. Bazı bölgelerde “sizin köy şu kadar silah getirecektir” denir. O köyde o kadar silah yoksa eksik silahlar komşu köylerden para ile alınır. Silah sayısı tamamlanır. İnsanlar silahsızlandırılmıştır.

Her yerde tehcirden önce erkekler tutuklanır. Tutuklanan erkekler ellişer ya da yüzer kişilik gruplar halinde birbirine bağlanarak yola çıkarılır. Şehrin dışında uygun yerlerde hal edilirler.

Türkiye’de en çok bilinen Yozgat’ın Boğazlayan ilçesindeki kıyımdır. 1919 yılında İstanbul’da mahkeme tutanaklarına geçmiştir. (“Tehcir ve Taktil” Divan-i Harb-i Örfi Zabıtları.” İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları)

Yozgat’ta Ermenileri en vahşi yöntemlerle öldüren, hatta doğru düzgün boğaz kesemedikleri için köylüleri azarlayan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal’e,  Boğazlıyan Müftüsü Abdullah zade Mehmet, “Yukarıda Allah var ve onun gazabından korkun!” diyerek isyan etmiştir. Bu inançlı Müslüman, mahkemeye giderek ifade vermiştir. Boğazlayan kaymakamı bu ifadelerle İstanbul’da Beyazıt Meydanında halkın gözleri önünde idam edilmiştir.

Erkekler hal edildikten sonra kadınlara ve çocuklara bir – iki gün içinde hazırlanmalarını, evlerini, eşyalarını Türk ya da Kürt komşularına emanet etmeleri emri verilir. Bunun geçici bir tehcir olduğu söylenir. Kadınlar altın, para, mücevherlerini üzerlerine alırlar. Suriye çöllerine doğru yola çıkarılırlar.

Kâhta binlerce yıldır yol güzergâhıdır.

Kâhta, Asya ve Ortadoğu’dan, Avrupa’ya geçiş yolu üzerindedir.

Binlerce Ermeni kafileler halinde, Kâhta üzerinden Suruç’a, oradan Suriye’ye götürülür. Yola çıkan her kafilenin onda biri ancak sağ kalır.

Erzurum’dan yola çıkan kafileden kalan kırk bin kişi Malatya üzerinden Adıyaman ve Kâhta’ya gelir. Bu kadar uzun yolu yaya gelmiş kadınlar, çocuklar açlıktan, susuzluktan, yorgunluktan perişan haldedir. Kırk bin insanın üzerindeki parayı, altını, mücevheri talan etmek için kadınlar ve çocuklar üç gün aç ve susuz dağda, bayırda bekletilir. İki kaymakam, kendi mıntıkalarından yaptıkları talanla gözleri doymaz, birbirilerinin sınırındaki insanları da soymaya başlarlar. Birbirilerinin mıntıkasına girdikleri için birbirlerine düşerler. Birbirlerini şikâyet ederler.

Elazığ valiliği, müfettiş Mazhar Beyi inceleme yapmak için görevlendirir. Mazhar Bey Kâhta’ya gelir. İnceleme yapar… Kâhta Kaymakamı Hakkı Beyin kafilelerle gelen insanlardan, Kâhta yerlisi Ermenilerden nakit para ve eşya aldığını tespit eder.

Hakkı Bey, bu büyük vurgundan elde ettiklerinin çok büyük kısmını kendisine almıştır.

Müfettiş kızar: Sen devlet adına soygun yaptın. Hepsini maliyeye yatırman gerekirdi.  Senin maliyeye verdiğin para on bin kuruştur. O gün ki dille söylenen cümle: “mâl sandığına teslîm olunan akçe on bin kuruş”

Niye soygun yaptın diye suçlanmıyorlar. Niye aldıklarını hazineye yatırmadın diye suçluyorlar. İki kaymakamı da görevden alıyorlar.

Devlet arşivlerinden bu şifreli yazışmaların belgelerini size sunuyorum.

Kâhta tarihini yazacaklara, 1915 yılında Kâhta Kaymakamı Hakkı Beyin bulabildiğim marifetlerinin belgeleri:

BELGE – 1

DH. ŞFR, 59/146

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Kalemi :

Umûmî :

Husûsî :

Umûm : 111

Şifre

Ma‘mûretülazîz Vilâyetine

Kâhta Kaymakâmı Hakkı Bey’in, Malatya’dan yola çıkarılan Erzurum Ermeni kâfilesini sevke me’mûr Hısnımansûr kaymakâmından, bir emr-i salâhiyete müstenid olmayarak almak içün mahll-i me’mûriyetinden infikâk ile kazâsı hudûdunu tecâvüz ve müdâhale etmesi üzerine aralarında ihtilâf vukû‘ bulmuş ve bu hâl kâfilenin üç gün dağ başında kalmasını ve emvâlin gasb olunarak kâfilenin tedâbîr(?) perîşânisini mûcib olmuş olduğu ve Kahta kazâsından geçirilen sâ’ir mahaller Ermeni kâfileleriyle yerli Ermenilerin sevki esnâsında bir çok nükûd ve eşyâ Hakkı Bey’in istihdâm etdiği vesâ’it-i resmiye ve husûsiye ile alındığı hâlde mâl sandığına teslîm olunan akçe on bin guruş râddesinde bulunduğu ihbârât ve delâ’il-i sarîha ile anlaşıldığı beyânıyla mûmâ-ileyh Hakkı Bey’in Divân-ı Harb’e tevdî‘î lüzûmu Hey’et-i Tahkîkiye Re’isi Mazhar Bey tarafından bildiriliyor. Bu bâbdaki mütâle‘alarının inbâsı.

Fî 16 Kânûn-ı Evvel, sene [1]331

Nâzır

İmza

BELGE – 2

Özet

Ermeni sevki sırasında uygun hareketleri görülmeyen Kâhta Kaymakamı Hakkı Bey’in işten el çektirilmesine dair Emniyet-i Umumiye Müdiriyeti’nden Ma’mûretü’l-Aziz Vilâyeti’ne çekilen cevâbî telgraf.

1334.S.29

DH.ŞFR 59/235 Belge No: 1

DH. ŞFR, 59/235

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet-i Umûmiyye Müdîriyeti

Umûmî :

Husûsî :

113

Şifre

Ma‘mûretülazîz Vilâyetine

C[evâb-ı] (*) Kânûn-ı Evvel, sene [1]331. Kahta Kaymakâmı Hakkı Bey’in Ermenilerin sevki esnâsındaki ahvâl ü harekât-i gayr-ı lâyıkasına mebnî** Divân-ı Harb-i Örfîye tevdî‘î Hey’ât-i Tahkîkiye Re’isi Mazhar Bey’e cevâben teblîğ olunmuşdur. Mûmâ-ileyhin azline dâ’ir** mu‘âmele Divân-ı Harb’ce verilecek karara ta‘lîk edilmiş olduğundan şimdiden eli işden çekdirilmesi.

Fî 24 Kânûn-ı Evvel, sene [1]331

Nâzır

İmza

BELGE – 3

Özet

Malatya Mutasarrıf-ı sabıkı Reşid ve Hısnımansur Kaymakamı Mehmed Beylerin Ermeni işlerindeki hareketleri sebebiyle Divan-ı Harb’e tevdilerine dâir Emniyet-i Umûmiye Müdiriyeti’nden Mamuretü’l-Aziz Vilayeti’ne çekilen telgraf.

1334.S.5

DH.ŞFR 58/278 Belge No: 1

DH. ŞFR, 58/278

Bâb‑ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyyet‑i Umûmiyye Müdîriyyeti

Umûmî

105 Husûsî

Ma‘mûretülazîz Vilâyetine

(Şifre)

Malatya Mutasarrıf‑ı sâbıkı Reşîd ve Hısnımansûr Kaymakâmı Mehmed beylerin Ermeni işlerindeki ahvâl ve harekât‑ı gayr‑i lâyıkalarına mebnî Dîvân‑ı Harb‑i Örfî’ye tevdî‘leri lüzûmu cevâben Hey’et‑i Tahkîkiyye Re’îsi Mazhar Bey’e teblîğ olunmuşdur. Mûmâ‑ileyh Kaymakâm Mehmed Bey’in eli işden çekdirilmesi.

Fî 30 Teşrîn‑i Sânî, sene [1]331

Nâzır

(imza)

BELGE – 4

Özet

Urfa, Zor ve havalisinin Ermeni muhâcirlerle dolu olması sebebiyle Kâhta’dan gönderilen Ermenilerin Diyarbekir yoluyla Musul’a sevklerine dâir Emniyet-i Umûmiye Müdiriyeti’nden Diyarbekir Vilâyeti’ne çekilen telgraf.

1333.Z.24

DH.ŞFR 57/245 Belge No: 1

DH. ŞFR, 57/245

Bâb‑ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyet‑i Umûmiye Müdîriyeti

Umûmî

Husûsî 96

Şifre

Diyârbekir Vilâyetine

Kâhta’dan gönderilen kırk bine karîb Ermeninin Urfa hudûdunda teslîm edilerek Musul’a sevkleri taraf‑ı vâlâlarından Urfa Mutasarrıflığı’na bildirilmiş ise de Urfa, Zor, Haleb ve havâlîsinin vilâyât‑ı şarkıyyeden gelen Ermenilerle dolduğu ve oralarda daha fazla Ermeni iskânı gayr‑ı kâbil bulunduğu beyânıyla mezkûr kâfilenin ve ba´d-ezîn gönderileceklerin Diyârbekir tarîkiyle Musul’a sevkleri lüzûmu Urfa’da bulunan Muhâcirîn Müdürü Şükrü Bey tarafından izbâr olunur. Evvel ve âhir teblîğ olunduğu üzere Urfa ve havâlîsine Ermeni sevkinden sarf‑ı nazar edilerek bunların Diyârbekir tarîkiyle Musul’a sevkolunmaları.

20 teşrîn‑i Evvel [1]331

(İmzâ)

Doğduğu topraklardan sürülenler yalnız Ermeniler değildir.

Son okuduğum kitaptan size bir paragraf aktarmak istiyorum.

1916 kışında 300 000 (üç yüz bin) Kürt sürgün edilir.

Hoffman ve Koutcharian Jacop Kuenzler’in açıklamasından şöyle aktarır:

“ Jön Türkler, kendi atalarının topraklarına Kürtlerin dönmesini hiç istemediler. Onlar, Anadolu’nun içlerinde yavaş yavaş Türklerin hayat tarzına adapte olmalıydılar. Sürgünleri süresince Kürtlere uygulanan davranış Ermenilere yapılandan çok farklıydı. Yolculuklarında hiçbir zarar görmediler ve kimsenin onlara işkence yapmasına izin verilmedi. Ancak en kötü bölümü, sürgünlerin kış döneminde yapılmış olması idi. Kürt kafilesi Türk köylerine ulaştığında, herkes korkudan kapılarını kilitledi. Bu yüzden fakir insanlar geceyi soğukta ve karda geçirmek zorunda kaldılar. Bir sonraki sabah köylüler, soğuktan donanlar için büyük mezarlar kazmak zorunda kaldılar.” (Hoffman ve Koutcharian, 26-27)

Gâvur kelimesinin karşılığı ateisttir. Allah’a inananlara gâvur denemez. Ermenilere gâvur diyerek ötekileştirmişlerdir… Adıyaman’da Ermeni ve Süryani inancındaki insanların yaşadığı mahalleye “Gâvur Mahallesi” denir…

Kâhta ile ilgili belgeleri buldukça yazacağım.

Yukarıdaki belgeleri devlet arşivleri. gov. tr.’den aldım. İsteyen arkadaşlar belgelerin Arap harfleri ile yazılmış orijinallerini de sitede görüp okuyabilirler.

Bu topraklarda ve dünyanın hiçbir parçasında, Güzel Allah’ım kimseye benzer acılar tattırmasın…

Doğduğu topraklarda “öteki” olmak kadar kötü bir şey yoktur.

Askerde bize “kırolar” diyen kendini bilmezlerin sözleri hala kulağımda çınlıyor…

Ben öğretmen, bana kıro diyen ilkokul mezunuydu.

Anadilimizden dolayı hor görülürdük…

Herkesin birbirinin diline, inancına saygı duyduğu günlerin geleceğine inanıyorum.

Bu ülke hoşgörüyü hak ediyor.

“Ötekiler” üzerinden siyaset yapan siyasetçiler olmazsa, Türkiye’de yaşayan bütün etnik gruplar kardeşçe yaşarlar…

Irkçılığın yükseldiği her yerde felaket kapıyı çalar…

İBRAHİM HAKKI TANKUT HAKKINDA KISA BİLGİ:

1883 Tiran/Arnavutluk doğumlu İbrahim Hakkı Tankut 9 Kasım 1915 tarihinde Kâhta kaymakamlığı görevine başlar. 25 Ocak 1916’da Çarşamba, 25 Ekim 1917’de Bafra Kazaları Kaymakamlıklarına atandı.

Nisan 1919’da Kaymakamlıktan ayrılarak Tütün Reji İdaresi Müfettişliğine nakledildi. Bu görevine, inhisarlar İdarelerinin birleştirilip Tekel Umum Müdürlüğü şekline getirilmesinden sonra Kemalist dönemde de devam etti.


* Belgedeki yıpranmadan dolayı buradaki kelime okunamamıştı

** Belgedeki yıpranmadan dolayı buradaki kelime tahmini olarak okunmuştur.

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir