DİN DERSİ ÖĞRETMENLERİ

 

 

            Balıkesirli din dersi öğretmeni İsmail Kiraz, genç bir meslektaşımızdı…

Din dersi öğretmeni olan Niğdeli bir bayanla evlenmişti…

            Lice’ye atandıklarında, PTT binasından komando taburuna giden sokakta bir ev kiralamışlardı…

            Yeni evli çiftler, bir evde lazım olacak her şeyi almışlardı… Evlerini güzelce döşemişlerdi…

            Bu evde, bir ay önce bir çocukları dünyaya gelmişti…

            Bu genç öğretmenlerin ilk çocuğuydu…

 

            Kiraladıkları ev, esnaf olan Hacı Ferit Beye aitti. Hacı Ferit’in yan yana iki evi vardı. İki katlı evde kendisi oturuyordu…

Tek katlı evi karı koca din dersi öğretmeni olan çifte kiraya vermişti.

22 Ekim 1993 Cuma günü Lice’de vahşet yaşandı…

Bütün erkekler gözaltına alınmaya başlandı…

Liceli Hacı Ferit ile kiracısı Balıkesirli öğretmen İsmail Kiraz gözaltına alınanlar arasındaydı…

 

Hacı Ferit Çarşı caddesinde, köşe başında bulunan iş yerinde un, yem, yağ satan bir esnaftı… Kardeşlerden tek sakallı olanıydı. Dini konularda kendini iyi yetiştirmişti.

Hacı Ferit götürüldüğü komando taburunda dövüldü.

Erzurumlu bir Kürt komando, Hacı Ferit’i yüzükoyun yere yatırdı… Babası yaşındaki yaşlı adamın sırtına bindi. Hakaret etti… Kolunda bulunan saatini aldı…

İstanbullu bir komando çavuşu, bu çirkin manzarayı görünce dayanamadı. Erzurumlu Kürdü, Liceli Kürdün sırtından indirdi.

Erzurumlu Kürt’ün, Liceli Kürt Hacı Ferit’ten aldığı saati geri aldı. Hacı Ferit’e iade etti…

 

Liceli Hacı Ferit ile kiracısı Balıkesirli öğretmen İsmail Kiraz gözaltında bunları yaşarken, evlerinde yaşananlar inanılmaz şeylerdi…

 

Emniyetten, Hacı Ferit’in evini yakmaya iki tim gönderildi… Timleri yeni doğum yapmış İsmail Kiraz’ın eşi karşıladı.

            Gelen timler, sert sesle bağırdılar:

            — Çık dışarı, burayı yakacağız.

            Kucağında bebeği olan bayan öğretmen yalvarmaya başladı:

            — Ben Türküm. Niğdeliyim. Eşim Balıkesirlidir. İkimiz de öğretmeniz. Evi yakarsanız, biz bu gurbet elde nerede, kimde kalırız? Yeni evliyiz. Bütün eşyaları yeni aldık. Bu çocuk bir aylıktır. Ben ne yaparım?

            İki tim birden bağırdı:

             — Kimliğini çıkar!

             Bayan öğretmen içerden kimliğini alıp getirdi:

            — Buyurun efendim, dedi.

            Timler kimliğe bakarken, kendi aralarında konuşmaya başladılar:

            — Lan bu bizdenmiş…

            — Bizden lan. Bu evi yakmayalım.

            Kadına döndüler:

            — İçeri gir. Senin evini yakmayacağız…

 

Bayan öğretmen, kucağında bir aylık çocuğu ile evine girdi. Korkuyu ve sevinci bir arada yaşıyordu…

            Timler emniyete geri döndüler. Emniyet amirine, Niğdeli bayan öğretmenin durumunu anlattılar.

            Emniyet amiri bağırdı:

            — Ben anlamam. Emniyet binası ile komando taburu arasında tek bir bina kalmayacak. Emir böyledir…

            — Ama amirim. O bir Türk.

            — Dışarı çıkın

            İki tim, bir kelime daha konuşmadan dışarı çıktılar.

 

            Emniyet amiri başka iki timi çağırdı.

Evin yerini tarif etti. Aynı görevi onlara verdi:

— Hacı Ferit’in evini yakın gelin!

     Emret amirim!

Emniyet amirinin odasından çıktılar… Emniyete fazla uzak olmayan eve vardılar… Aynı kapıyı çaldılar…

 

            Bayan öğretmen kucağında çocuğu ile kapıyı açtı…

Evi yakacağız diyen yeni gelen timlere yalvardı:

            — İşte kimliğim. Ben Niğdeliyim. Türküm. Eşim Türk. Öğretmenim. Din dersi öğretmeniyim. Biz nerede kalırız? Ne yaparız?

            Uzun uzun dil döküp, yalvardı… Ağladı…

            Gelen bu iki tim, kimliğine baktılar. Kendi aralarında tartıştılar. Evi yakmadan geri döndüler…

            Bayan öğretmen rahat bir nefes aldı. Timler giderken dualar etti.

 

            Emniyet amirliğine dönen timler, amirin odasına girdiler. “Türk’tür, bizdendir Müslüman’dır,” cümlesini bitirmeden kovuldular…

            Emniyet amiri sinirinden titreyerek:

     Canavarlar, ikiniz buraya gelin!

            Uzun boylu, bıyıkları aşağı doğru sarkık, gerçekten canavara benzeyen iki tim, odaya girdi:

             — Emret amirim.

             — PTT’nin arkasında, Hacı Ferit’e ait eve gideceksiniz. Niğdeli bir bayan kiracı oturuyor. Onu hiç konuşturmadan, bir tek kelime söyletmeden evden çıkarın. Evi yakın. Evi yakmadan gelirseniz sizi tararım. Göreyim sizi canavarlar…

            — Emrin olur amirim. Beş dakika sürmez. Diğerleri gibi külleri uçuşur…

 

            Timler gittiler. Kucağındaki çocukla birlikte bayan öğretmeni dışarıya sürüklediler… Evin çeşitli yerlerine, ellerindeki tüpten sarı sıvı sıktılar. Kibriti çaktılar. Evi alevler sardı…

            Bayan öğretmen eve girmek için hamle yapınca, canavarlardan biri kolundan tutup fırlattı… Bir kolu ile bebeğini sımsıkı tutan bayan öğretmenin başörtüsü bir yana, kendisi diğer yana savruldu… Diğer canavar hırsla geldi. Kadını daha ileriye sürükledi…

            Ev iyice tutuşunca, söndürülme ihtimali kalmayınca, iki canavar gönül rahatlığıyla emniyete döndüler.

 

            Odasının penceresinden alevleri gören emniyet amiri rahatladı…

Gelen iki timi konuşturmadan:

            — Aferin canavarlar. Tim dediğin canavar gibi olur…

 

            Hacı Ferit’in kiraya verdiği evle birlikte, oturduğu iki katlı ev de yandı.

Akşam da un, yağ, yem sattığı işyeri yakılmıştı.

Liceli Hacı Ferit ile kiracısı Balıkesirli öğretmen İsmail Kiraz, gözaltından çıkıp eve gelince gözlerine inanamadılar: Geride demir ranza, buzdolabı, çamaşır makinesi vb. eşyaların iskeletleri vardı…

 

Hacı Ferit tepkisini bir örnekle açıkladı:

 — Ermeniler Azerilere 24 saat süre verdiler. Süre dolduktan sonra evlerini yaktılar. Bize 24 dakika bile süre vermediler…

 

         Balıkesirli öğretmen İsmail Kiraz ile Niğdeli öğretmen eşi Lice’yi terk ettiler. Uzun bir süre sonra İsmail Kiraz ve eşinin başka bir ile atandıkları ile ilgili evrakları geldi…

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir