MEYVE SUYU KUTUSU ŞEHİTLERİ

 

 

            Lice çarşısı, bir uzun çarşıdır… Her zaman kalabalık bir mekândır…

Gelişi gidişi olan çarşı, demir parmaklıklarla ortadan ikiye bölünmüş çift yoldur…

Yolu ikiye bölen demir parmaklıklara dört çocuk sırtlarını dayamış, öyle duruyorlardı.  

Çarşı nöbeti tutan iki polis memuru, omuzlarında uzun namlulu silahları, karton kutulardaki meyve suyunu içerek çocukların önlerinden geçtiler.

Çocukların gözleri, polis memurlarının ellerindeki meyve suyu kutuların-daydı. Polis memurları meyve suyu içerken, bir yandan da derin bir sohbete dalmışlardı.

Demir parmaklıklara sırtlarını dayamış dört çocuğu fark etmediler…

 

            Çocuklar,  gözlerini bir saniye bile polis memurlarının ellerindeki meyve suyu kutularından ayırmıyorlardı.

Polis memurları çocukları biraz geçtikten sonra, içlerini boşalttıkları meyve suyu kutularını yere attılar.

Çocuklar yerlerinden kıpırdamadılar. Polis memurlarının meyve suyu kutularından biraz daha uzaklaşmalarını beklediler.

 

Kutulardan uzaklaşan polis memurlarının attıkları adımları sayar gibiydiler.

            Polis memurlarının iyice uzaklaştığına emin olan iki çocuk, hızla kutulara doğru koştu.

Her bir çocuk, bir kutunun yanında durdu. Esmer, ince, uzun boylu olan çocuk “bir, iki üç” dedi. Üç sayısı ağzından çıkar çıkmaz, ikisi birden ayakları ile kutulara hızla bastılar. Kutulardan “paaaatt” diye silah sesine benzer bir ses çıktı…

 

            Çarşıdaki herkes, sesin geldiği tarafa döndü…

            Polis memurları kendileri hemen yere attılar… Karınları yere yapışık, gözleri sesin geldiği yerde mevzilendiler…  

Elerindeki uzun namlulu silahlarını çocuklara çevirdiler…

 

Ben ve öğretmen arkadaşlarım, çocukların arka tarafına düşen marketin önünde ayakta sohbet ediyorduk…

            Tetiğe dokunsalar, çocuklarla birlikte ben ve öğretmen arkadaşlarım hedef tahtasına dönecektik… Onlarca mermi bedenimize girecek, çocukların yaramazlıklarının kurbanı olacaktık…

            Ben ve arkadaşlarım marketin içine kaçmadık… Marketin içine kaçsaydık direk hedef olacaktık… Polis memurları bize ateş edenler markete girdiler diye marketi tarayacaklardı…

Yerlerimizde öyle durduk bekledik…

 

            Polislere yakın olan esnaflardan birinin sesi geldi:

            — Kalk memur bey, kalk. Çocuklar sizin attığınız meyve suyu kutularını patlattılar.

            Polis memurları bir seksen uzandıkları yerden kalkarken, çocuklar koşa koşa oradan uzaklaştılar.

            Polis memurları üstlerini elleriyle temizlerken, ben ve arkadaşlarım derin bir nefes aldık…

Polis memurları içtikleri meyve suyu kutularını bakkalların önündeki çöp bidonuna atmadılar…  Belki alışkanlıkları yoktu… Çarşının ortasında yere attılar…

İki çocuk, polisin, askerin ve sivillerin dikenlerin üzerinde yaşadığı gergin bir ortamda meyve suyu kutularını patlattılar… Sonucunu hiç düşünmediler… Her oyunun her yerde oynanmayacağını öğrenmemişlerdi… Öğretilmemişti…

Görgü kurallarına uymayan iki polis ve yaramaz iki çocuk yüzünden, polis memurlarının kurşunuyla ölecektik…

Ben ve arkadaşlarım “meyve suyu kutusu şehidi” olacaktık…

Biz ölüm tehlikesini atlatıp rahatlayınca olayı kendi aramızda değerlendirmeye başladık…

Medya, Lice’de ölen biz beş öğretmen için hangi manşetleri atardı diye kendi aramızda tahminler yürüttük:

— Teröristler Beş Öğretmeni Kurşunladı.

— Çarşıda Öğretmenlere İnfaz.

— Hainler Beş Öğretmeni Öldürdü.

— Marketin Önünde Beş Öğretmeni taradılar.

— Beş Öğretmen Şehit Oldu.

 

 

YIL: 1992

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir