LİCE’YE GİTMEDEN ÖNCE

 

           

            1 Mart 1979 yılında Afyon ili, Sinanpaşa ilçesi, Çatkuyu köyünde öğretmen olarak göreve başladım…

12 Eylül 1980 darbesinin yapıldığını, Çatkuyu köyünde aynı gün sabaha karşı öğrendim…

Askeri darbe yapılacağını, çoğu aydın gibi ben de bekliyordum. Üst üste uygulanan provokasyonlarla darbenin yaklaştığını seziyordum…

Darbelerin saatini önceki darbe deneylerimden öğrenmiştim. Gününü bilmiyordum…

Darbeden sonra bir yıl daha Çatkuyu köyünde göreve devam ettim.

 

Yeni öğretim yılında Sinanpaşa ilçesi Tınaztepe beldesine tayin istedim. Tınaztepe’de göreve devam ettim…

Tınaztepe’de, 1982 yılının 27 Ekim günü gözaltına alındım. Polisler, tanımadığım Kâhtalı birinin ifadesine tek cümle ekleyerek beni gözaltına almışlardı. 

Afyon’dan Adıyaman’a götürüldüm.

Onlarca insanın öldürüldüğü sorgu evinde, 45 gün işkence gördüm.

“Görmedim, duymadım, bilmiyorum” diye özetlenecek ifademle bırakılacağımı beklerken, tutuklandım.

Adıyaman cezaevi günlerim başladı.

 

Şubat ayında Adana Sıkıyönetim mahkemesinde, polis marifetiyle eklendiğim davanın ilk duruşmasına götürülmeden tahliye edildim…

Bu davanın hiçbir duruşmasına gitmedim. Yıllar sonra beraat ettiğimi de mahkeme kararı radyoda açıklanınca öğrendim…

Cezaevinden çıkınca zaman yitirmeden Adıyaman’dan Afyon’a döndüm…

Gözaltına alındığımda açığa alınmıştım… Göreve dönmeyi beklerken 21 Şubat 1983 günü, 1402 sayılı yasaya dayanılarak “görülen lüzum üzerine” öğretmenlik görevime son verildi…

Bir cümle ile içeri alınmıştım.

Bir cümle ile de sevdiğim mesleğimden atılmıştım…

12 Eylül 1980 darbesi ile görevlerine son verilen 3 bin 854 öğretmenden biri olmuştum…

12 Eylül 1980 darbesi zulmün, vahşetin çıplak yüzüydü…

Bu vahşetten payıma çok fazla düştü…

 

Sıkıyönetim kararlarına, Sıkıyönetim kalkana kadar itiraz hakkımız yoktu.

Sıkıyönetim kalkana kadar bekledim. Sıkıyönetim kalkınca göreve dönmek için dava açtım. Kör topal yürüyen adalet mekanizması yüzünden 1991 yılında göreve dönme kararı çıktı…

1983 yılında koparıldığım mesleğime 1991 yılında döndüm…

 

Mahkeme kararını alarak Afyon’a gittim.

Irkçı parti davasında yargılanan ve çoğu gibi beraat ettirilen bir milli eğitim müdür yardımcısı, Doğu ve Güneydoğulu herkesin vatan haini olduğunu söyledi… Tartıştık. Tartışma kavgaya dönüştü…

Beni Afyon’un nefes bile alamayacağım bir ilçesine göndermek istedi. Kabul etmedim.

Mahkeme kararında, görevden alındığım Tınaztepe’deki çalıştığım okulda göreve başlatılmam yazılıydı… Kavga yerine Milli Eğitim müdürü geldi… Kavganın nedenini sordu. Mahkeme kararını gösterdim… Tınaztepe beldesindeki okullardan birine verilmemi istedi… Hiçbir okulda boş kadro olmadığı cevabını verdiler… “Sinanpaşa ilçesinin başka köyüne verin” diye emir verdiler…

Beni, Sinanpaşa ilçesinin en uzak köyüne verdiler: Yıldırım Kemal Köyü.

Köy Kütahya il sınırındaydı. Kışın sularımız donduğunda, Kütahya’ya bağlı komşu köyün çeşmesinden su getirirdik…

 

            Zaman gelip geçiyordu. Doğup büyüdüğüm Güneydoğu’da olaylar oluyordu. Çok merak ediyordum.

Medya, yalanı meslek edinmiş medya, çok şey yazıyordu. Medyanın hiçbir haberine inanmıyordum…

Köyde, insanlar televizyonların kışkırtıcı haberlerinden çok etkileniyorlardı… Önyargı oluşmuştu…

Çalışkan bir öğretmen olarak takdir topluyor, seviliyordum…

Yüzüme bir şey söylenmese de kendi aralarında konuşurlarken toptan suçlandığımıza tanık oldum…

Konuştum… Anlattım…

Zulmün suç ortağı medya daha etkiliydi…

 

Adıyaman doğumlu olmam, köyde bazılarının kuşku ile bakmasına sebep olmuştu…

Bu kuşkuyu destekleyen olaylardan biri de jandarma bölgesi olmasına rağmen, siyasi polisin köye gelip muhtardan takip edilmemi istemesinin etkisi büyüktü…

Sivil polislerin geldiğini gördüm. Muhtarın evine kadar izledim. Köylü bir arkadaşı göndererek konuşulanları öğrendim… Benim için Afyon’dan gelmişlerdi… 1402’lik öğretmendim… Başıboş bıraksalar karşı darbe yapardım…

 

Tayin istemeye karar verdim. Rotasyona tabisin, dediler… Belli illere tayin isteyebilirdim… O illerden üçünü tercih edebilirdim.

Birinci il Adıyaman… İkinci il Diyarbakır…

 

Heyecanla beklemeye başladım…

Aylar sonra yeni görev yerim belli oldu: Diyarbakır ili,  Lice ilçe merkezine atanmıştım…

Haberi eşime ve çocuklarıma vermek için eve gittim…

Eve girer girmez bağırdım:

            — Gidiyoruz, gidiyoruz.

            Hepsi birden sordu:

            — Nereye, nereye.

            — Diyarbakır’a, Diyarbakır’a.

            O gün eşyalarını toplamaya başladılar…

    

 

Yıl: 1992

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir