Akıl satar şu akıldan fukara, Bilgiç zurna ele verir zevali… Beyin bomboş yürek dersen kapkara, Çalar karga her makamdan kavalı… Söz dinlemez
Yazar: Mahmut CANTEKİN
AH ABUZER
Ah! Ah Abuzer! Sende şans ne gezer… Eskidi kerpiç dam, Temelinde vardı keder gam… Talihin küs, Yüzün asık… Omzundaki heybende, Dertler üst üste
BAYRAM SABAHI
Bir ağırlık çöktü garip gönlüme, Gurbette hasrete mühür bu bayram… Ağlarım yanarım kendi halime, Kadehime dolmuş zehir bu bayram… Göçmen kuşlar gibi
BEKLİYORUM HAYDİ GEL
Kapımı çalan ecel! Bekliyorum haydi gel… Ne sandın sen bu canı? İğne deliğinden bugüne, Pişti ilmin dergâhında, Geldi süzüle süzüle… Kenef ağızlı tezgâhında,
BEDEN KAFESTE
Benim şu Dünya’da çektiğim çile, Yıkılırdı çekse sağlam iskele, Tüm acılar bana oldu ihale, Gönlüm yaralı kuş beden kafeste… Dağ taş çekse
AY SADIK
Güzellikler unutulmaz yaşanır, İlmik ilmik beyinlere işlenir, Gurbet elde daha çok düşlenir… Yüreğimde beynimde, Yerin ayrı Ay Sadık, Sevdan ayrı Ay Sadık…
AYRILIK ATEŞİ
“Sen tarihin beşiğisin can Kahtam, Sen gözümün ışığısın can Kahtam…” Kâhta bağlarında kınalı keklik, Gurbet ellerinde dokurum mekik, Bağlamış saçını yâr belik
AL SENDE KALSIN
Ne istiyorsun tabanlarımdan? Kes ayaklarımı sende kalsın, Uyur uyanır vurursun… Ellerime zincir neden? Kes ellerimi sende kalsın, Ellerimle şiir yazarsın… Niye
AL KANLAR İÇİNDE MEHMET’İM
AL KANLAR İÇİNDE MEHMET’İM Kâhta Mezarlığı çekiyor beni, Mehmet’im yatıyor toprak altında… Unutamam onu gömdüğüm anı, Mehmet’im yatıyor toprak altında… Yirmi bir yaşında
ADIYAMAN MAHPUSHANESİ
İçinde sevdiğim yiğit yatıyor, Yıkıl Adıyaman mahpushanesi… Dertli dertli nice yürek atıyor, Yıkıl Adıyaman mahpushanesi… Yüksek duvarlarla dört yan örülmüş, Diri diri
ADIYAMAN İÇİNDE
Adıyaman sokağı, Parke taşlar döşeli… Soldu gülün yaprağı, Ben bu derde düşeli… Adıyaman toz duman, Yokluk düşmüş bir liman, Arar gönlüm bir
ADIYAMAN
Figan eder Mahmut gurbet ellerde, Uyan Adıyaman duy Adıyaman… Sevdam türküm gezer bütün dillerde, Uyan Adıyaman duy Adıyaman… Kanımla sulandı güzel toprağın,
AYAZDA DOSTLUKLAR
Hele bakın arsız dosta, Fıldır fıldır yılan gözü… Yele yakın narsız posta, Odur bıldır çalan közü… Yağdanlığın boldur yağı, Ova yapar yüce
ATEŞ SALDI CANA
Bir yel esti kara taştan, Etti beni eşten aştan, Kara gözden karakaştan, Bir de kardeş aldı gitti… İki yavrum var ortada,
AŞK GÖZÜNDE NEM
Susuz daldım gül kokulum dün akşam, Gurbet şehri usandırdı soldum yâr… Öksüz kaldım kül okulum bu yaşam, Hasret kahrı saçlarımı yoldum yâr…