ZORLA KORUCULUK–1

 

 

            Tarih 20 Aralık 1996.

            Sabahtan beri Lice’deki bütün askeri birliklerde, polislerde ve timlerde bir hareketlilik vardı. Lice dağlarına büyük bir operasyon için hazırlık yapıyorlar diye düşünüyorduk…

Güneşin ufukta batmasından hemen sonra yanıldığımızı anladık…  

 

Büyük operasyon Lice merkezde yapıldı. Lice merkezde, sokaklar gündüzden bölüşülmüş… Görev bölümü yapılmış…

Güneşin batması ile her birlik görevli olduğu mahallenin sokaklarında göreve başladı.

Askeri, timi, polisi sokaklarında gören Liceliler telaşa kapıldılar… Telefonlara koşanlar başka bir sürprizle karşılaştılar… Telefonlarda çevir sesini duyamadılar. Operasyon başlatmadan telefonları kesmişler…

 

Cep telefonları Lice’de çalışmıyordu. Cep telefonlarımız yoktu…

Diyarbakır’daki akrabalarına haber vermek isteyenler, haber veremediler… Diğer mahallelerdeki akrabalarından haber alamadılar…

 

            Askerler, timler, polisler Kizir oğlu Mustafa Bey gibi hışımla evlere daldılar. Genç, yaşlı demediler… Memur, esnaf, çiftçi, işçi, işsiz ayırımı yapmadılar… Bütün erkekleri sokağa çıkardılar. 

Sokakta toplama işi bitince, hepsini önlerine katarak komando taburuna doğru götürdüler.

 

Soru sormak, aralarında konuşmak yasaklanmıştı. Herkes ne olduğunu merak ediyordu… İnsanlar nereye götürüldüğünü, niçin götürüldüğünü, kendilerine ne yapılacağını bilmiyordu…

Bizi kurşuna dizecekler diye düşünenler, gizli dualar okuyordu. Komando taburundan içeri girenler, kendilerinden önce getirilenlerin ayakta bekletildiklerini gördüler.

 

            Lice’nin bütün mahallelerinde toplananlar, komando taburuna getirildikten sonra jandarma komutanı yüzbaşı konuşmaya başladı:

— Gönüllü korucu olacaksınız… Devlete yardımcı olacaksınız… Devlette size yardımcı olacak… Size maaş verecek… Maaşla birlikte size giyecek ve içecek yardımı yapacak… Bir daha Lice yakılmayacak… Herkesin gönüllü korucu olması gerekir… Korucu olmayanların başına geleceklerden ben sorumlu değilim… Vatan ve millet sizin korucu olmanızı bekliyor… Gönüllü korucu olmayanlara vatan haini gözüyle bakacağız…

 

Yüzbaşı, Kürtleri kurtaracağım diye dağa çıkan, teslim olup kendini kurtarmaya çalışan bir PKK itirafçısını kürsüye çağırdı… İtirafçıya daha önceden konuşacakları ezberletilmişti… Yüzbaşının söylediklerinin aynısını Kürtçe söyledi…

 

            Belediye başkanı Molla Behçet, yani Behçet Tektaş konuştu.

Altı yüz insan zorla getirilmişti… Zorla dinleyici yapılmıştı. 

Zorla dinleyiciler, zorla korucu yapılacaktı. İsimleri “gönüllü korucu” olacaktı.

 

            Bu altı yüz insan içinde, Liceli olmayanlar da vardı. “Bütün erkekleri getireceksiniz” emrini alanlar, Bolulu, İzmitli, Balıkesirli ve Diyarbakırlı memurları da getirmişlerdi.

Bu memurlar evden alındıklarında kimliklerini göstererek:

            — Biz devlet memuruyuz. Liceli değiliz. Yanlış yapıyorsunuz. Bizi götürmeyin. Bizi bırakın, dediler…

Dertlerini anlatmaya çalıştıklarında sert yanıt aldılar:

            — Çok konuşmayın! Tararız!

 

            Lice merkezde oturan bütün memurlar komando taburuna getirilmişti.

YİBO’da kalan öğretmenler şanslıydı… Komando taburuna götürülmekten kurtulmuşlardı…

YİBO’da tugayın 1. taburu, destek taburu, öğrencilerle öğretmenler kalıyordu.

 

            Komando taburu insan kaynıyordu. Kimse ne yapacağını bilmiyordu.

Saat 24’ten sonra bir karar alındı:

— Yaşı 18’den küçük olanlar, devlet memuru olanlar, çok yaşlı olanlar öne çıksın… Tek sıra olsunlar.

Bunlar öne çıkıp tek sıra oldular.

 

Silah tutamayacakları belli olan yaşlılar birer-ikişer kalabalığın içinden seçildi… Tek sıra olanların yanına gönderildi…

Tek sıradakilerin kimlik kontrolleri yapıldı… Yaşı 18’den küçük olanları, devlet memurlarını, çok yaşlı olanları evlerine göndermeye başladılar.

Bu işlem öbür gün akşama kadar devam etti.

    

Komando taburunda kalanların sayısı 130 kişiye düştü.

             Bunlardan Kumluca muhtarı ile Dibek muhtarı, adamlarıyla birlikte jandarma yüzbaşısı ile daha önceden anlaşmışlardı.

Bu operasyon, iki muhtarla 10–15 adamının yanına,  yüz kişi daha katmak için yapılmıştı…

Bu iki muhtarı kurtarmak için bu operasyonun yapıldığını hem halk hem de bürokratlar biliyordu.

Bu iki muhtar ileride kendilerini savunurken, ”bizi zorla korucu yaptılar, bizim bir suçumuz yok, bakın yüz kişi daha korucu oldu,” diyebileceklerdi.

 

130 kişi Komando taburunda iki gün tutuldu… Koruculuğu kabul etmeyeceklerini açıkça söyleyenler, herkesin gözü önünde feci şekilde dövüldüler.

Dövülenlerden Kasap Ramazan komaya girdi… Birkaç kişi daha feci şekilde dövüldüler.

Komaya soktukları Licelileri hastaneye gönderdiler. Bu işkenceyi gözleri ile görenlerden çoğu ben de kabul etmiyorum, diyemedi.

Ben kabul etmeyeceğim diyenler, dayağa rağmen kabul etmedi.

            Yüzbaşının elinde 100 kadar Liceli kaldı.

 

1996

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir