ZORLA KORUCULUK–5

 

Lice çarşısı sahnedir. Ertürk Yöndem mikrofonu yüzbaşıya uzatmış.  Yüzbaşı söylediklerinin televizyonda çıkacağını bilerek tane tane konuşuyor:
            — Liceliler bana dilekçe ile müracaat ettiler. Gönüllü korucu olmak istiyoruz, dediler. Ben de hiçbir geliri olmayan bu yoksul insanlara, maddi katkıda bulunmak için taleplerini geri çevirmedim. Korucu olmalarına yardımcı oldum. İşte korucu olmak isteyip istemediklerini kendilerine sorabilirsiniz.

Yüzbaşının sorun dediği kişiler, Liceliler gibi giyinmiş sivil polislerdi. Bir tek Liceli aralarında yoktu… Ertürk Yöndem onların sivil polisler olduğunu biliyordu. Çünkü dünden beri hep beraberlerdi. Büyük bir pişkinlikle mikrofonu sivil polislere uzattı:
            — Sayın Liceliler. Yüzbaşının dediklerine katılıyor musunuz? Siz kendiniz mi dilekçe vererek korucu olmak istediniz?
            Sivil polisler, Licelilerin seslerine seslerini benzeterek:
            — Evet efendim. Biz dilekçe verdik. Gönüllü korucu olduk. Bu işe kimse bizi zorlamadı. Biz Lice’mizi teröristlerden koruyacağız. Lice’ye sokmayacağız.  

Sahnedeki herkes, görevini dört dörtlük yapıyordu.

Binbaşıya döndüm:
            — Bu sahnede rol alanlar, Cüneyt Arkın’ı bile gölgede bırakırlar. Bu işleri bıraksalar, Yeşilçam’da daha çok para kazanırlar.
            — Müdür, Lice’de yaşıyorsun. Her dediğine dikkat et. İsmet Paşa’nın dediği gibi “seni ben de kurtaramam…”

TRT sabahtan akşama kadar “Anadolu’da Görünüm” için duyuru yapmaya başladı:
            — PKK’nın kalesi düştü. Anadolu’da Görünüm’ü kaçırmayın.

            21 Aralıktan beri Liceliler komando taburunun önünü mesken tuttular… Kocasını, oğlunu, kardeşini, yeğenini sabırla bekleyen kadınlar, kızlar susmadılar… Korucular eve bırakılınca da seslerini yükseltmeye devam ettiler…

TRT’de sürekli yapılan duyuru sivil kuruluşların, basının ilgisini Lice’ye çekti…
            Herkes Lice’de ne olduğunu merak ermeye başladı. İlk günden beri Licelilerin sesini, çığlıklarını duymayanlar, kulak tıkayanlar Ertürk Yöndem sayesinde Licelileri duymaya başladı.
            Ertürk Yöndem bu sefer kaş yapayım derken, kendi gözünü çıkardı. Olay bütün Türkiye’de ve Dünya’da duyuldu.

30 Aralık günü siyasi parti, İnsan Hakları dernekleri, sendikalar, meslek odaları temsilcileri ve basın, büyük uğraşılardan sonra Lice’ye girebildiler.

            Lice’ye girişleri engellenemeyen temsilciler ve basının hareketleri sivil polisler, resmi polisler, timler, subaylar tarafından adım adım izlendi.
            Erkekler, heyete yanaşmaya korkuyorlardı. Kadınlar, kızlar kocalarının, kardeşlerinin, yeğenlerinin, çocuklarının zorla koruculaştırılmaya çalışıldığını, bütün tehditlere rağmen heyete duyurdular.

Gerçeklerin duyulmasından rahatsız olan emniyet güçleri, heyete müdahale etmeden önce, otuz yaşını geçmesine rağmen asker kaçağı olduğunu gizleyen Kadirlili bir memur heyete ve basına bağırdı:
            — Terörist heyet, terörist basın Lice’den defol.

Onun bu saldırısına aslen Karslı, Mersin’de yedi yıl sivil polis olarak işkence yapan, sonra Lice’ye tayini çıkan polis Ebubekir katıldı… Ebubekir polis, Lice’de kendini amirlerine ispatlamaya çalışan, halka en ters davranan kişiydi…
            Bu ikisinin ateşlemesiyle diğerleri de saldırıya katıldı. Heyet hırpalandı ve zorla Lice’den uzaklaştırıldı.

            Gerçeklerin ortaya çıkmasından çok rahatsız olmuşlardı.
            Bu olayın olduğu güne kadar Yenişehir mahallesinde oturan Kadirlili memur evini terk etti. Yüzbaşının barındırdığı tarikatçı öğretmenlerle beraber kalmaya başladı.

            Ben saldırıdan iki gün sonra evrakları imzalatmak için yüzbaşının yanına gittim… Sohbet ederken Yüzbaşı, Kadirlili memur için şöyle dedi:
            — Kadirlili serserinin tekidir. Ben, askerlerim, polisler hepimiz oradayız. Gelen heyete o saldırıyor. Sanki o bizden daha kahramandır… Kendini zorla hedef yaptı. Şimdi can telaşına düştü… Acıdım, jandarmada kendisine yatak verdim.

Basın ve özellikle Celal Başlangıç koruculuk konusunda çok yazı yazdı.  Gazetelerin gelmesini Celal Başlangıç ve diğer yazarların ne yazdığını okumak için, sabırsızlıkla bekliyordum. Çok karikatür çizildi.
            Hele Cumhuriyet gazetesinde “Çizmeden Yukarı” köşesinde Musa Kart imzalı karikatürler, Lice’de fotokopi ile çoğaltıldı…  Elden ele geçti…
            Musa Kart bir karikatürde beline silah dayanan bir Liceli çizmişti. Silah dayayan kişi soruyordu:
            – Gönüllü koruculuğu kabul ediyor musun etmiyor musun?
            Liceli boynu bükük cevap veriyordu:
            – Vallahi korunacak bir şey kalmamıştır!

            “Anadolu’da Görünüm” programında  “PKK’nın kalesi Lice düştü”  konusu yayınlanacağı gün ve saatte yayınlanmadı.
            Yayınlanmadan zararını görmüşlerdi. Başka bir konu işlendi.
            Bir daha da “PKK’nın kalesi Lice düştü” konusu işlenmedi. 

Genel Kurmaya koruculuk konusunda rapor yazmışlar… Gönderilecek raporun bir fotokopisini çekmek için kaymakamın hizmetlisi bana getirdi:
            – Yüzbaşı gönderdi. Müdür Bey bunun fotokopisini çeksin, dedi…
            — Nedir o?
            – Bilmiyorum.

            Elindeki belgeyi aldım. Kırmızı mürekkepli mühürle “GİZLİ” damgasını görünce şaşırdım… Gizli belge, ne olduğunu bile bilmeyen hizmetlinin elindeydi… 

Okuyunca gözlerine inanamadım.

Kaymakam vekili Yüzbaşı, Genel Kurmaya koruculuk konusunda rapor yazmıştı…
            Raporda şöyle diyordu:
            – Lice’de koruculuğun kabul görmemesinin sebebi ve olayların bu duruma gelmesinin sebebi basındır. “Anadolu’da Görünüm” programı yöneticisi Ertürk Yöndem ile bazı köşe yazarları ve özellikle Celal Başlangıç tek suçludur.

 

            1996

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir