BAYAN ÖĞRETMENLER

 

 

            Milli Eğitim Müdürlüğünde odamda oturuyorum. Önümde günlük yazışmalar var…

            Kapı çalındı. Bir memurumuz içeri girdi:

            — Müdürüm, sizinle bir konuda konuşmak istiyorum. Müsait misiz?

            — Buyurun.

            — Siz duyunca, “bana neden söylemediniz” diyeceğinizi bildiğimden, size aktarmak istedim…

— Seni dinliyorum.

 

— Müdürüm, YİBO’da stajyer iki bayan öğretmenimiz var. YİBO müdürü bu iki bayan öğretmeni sürekli rahatsız ediyor.

— Nasıl rahatsız ediyor?

— Her gün evine okey oynamaya davet ediyor. Yemeğe davet ediyor. Bayan öğretmenler kabul etmeyince, gece pencerelerine taş atıyor… Bayan öğretmenler geceleri uyumaya korkuyorlar…

 

            Bilgilendirilmeyen yönetici suçlanılır mı? Suçlanır… Bilgisi var mı yok mu demezler…

— Bu bayan öğretmen arkadaşlar, neden gelip durumu bana anlatmıyorlar. Ben öğretmenken bile eşimle bay, bayan genç öğretmenlere ağabeylik, ablalık yaptık. Evimize götürdük. Ev tutmalarına, eşya almalarına yardımcı olduk. Anneleri, babaları ile birlikte konuk ettik… Hatta istifa etmek isteyen birkaç bayan öğretmeni, eşimle birlikte istifa etmekten vaz geçirdik… Bayan öğretmenler, bu rezaleti neden gelip anlatmıyorlar… Sen kalk şoförümü bana gönder…

 

Şoförüm Mehmet geldi. Yüzüme baktı. Yüzümün rengi değişmiş olacak ki:

— Müdürüm, bir yanlışım mı oldu?

Çok sevdiğim efendi, dürüst, görevine bağlı Mehmet’e baktım. Şaşkındı:

— Mehmet’im seninle ilgili bir sorun değil. Senden çok memnunum. Araba ile YİBO’ya git. İki genç bayan öğretmen arkadaş var, biliyorsun. İkisini al, gel…

            — Tamam müdürüm. Ben de bir yanlışım olmuş diye korktum…

 

            Mehmet çıkınca odamda volta atmaya başladım. İki genç kardeşimize bir yöneticinin bunları yapmasını kabul edemiyordum… Yeni oturduğum bu koltukta, öğretmenlerime sahip çıkamayacaksam niye oturuyordum? Müdür desinler diye koltuğa oturmak, onurlu insana yakışır mı? Öğretmenlerin, öğrencilerin, Milli Eğitim personelinin sorunlarını kendi sorunu görmeyen müdürün görevi nedir?

            Ben bana sorular sorup kendimi yargılarken, bayan öğretmenler geldi.

 

            — Hoş geldiniz. Buyurun şöyle oturun.

            Gencecik iki öğretmenin heyecanı yüzlerinden okunuyordu… Ürkeklerdi… Gözler, “Milli Eğitim Müdürü bizi niye çağırdı” sorusunu soruyordu…

            Fazla merakta bırakmamak için söze başladım:

            — Arkadaşlar nasılsınız?

             İkisi birden cevap verdiler:

— İyiyiz…

— Öğretmenim siz nerelisiniz?

— İzmit.

— Siz?

— İzmir.

            — Bir meslektaşınız, bir ağabeyiniz olarak soruyorum: Bir sorununuz var mı?

            Birbirlerinin gözüne baktılar. İkisi birden soruma cevap verdiler:

            — Teşekkür ederiz. Bir sorunumuz yok Müdür Bey…

 

            Ürkek iki güvercin gibi karşımda duran stajyer öğretmenler, yüreklerindeki sıkıntıyı açmak, anlatmak istemiyorlardı. Korkutulmuşlardı…

            Soruları somutlaştırmam gerekir diye düşündüm…

 

            — Arkadaşlar Lice halkından, memurlardan, öğretmenlerden, sizin yöneticilerden ikinizi rahatsız eden var mı?

            Tekrar bakıştılar. Aynı cevabı verdiler:

            — Bizi rahatsız eden yok…

— Arkadaşlar, okul müdürünüz sizi rahatsız etmiyor mu? Evine yemeğe, okey oynamaya, birlikte eğlenmeye davet etmedi mi? Sizin “hayır” cevabınıza rağmen ısrarlarını sürdürmüyor mu? Dairenizin penceresine taş atmadı mı? Bana niye sorunlarınızı gelip anlatmıyorsunuz? Ben öğretmenlerimin sorunlarını başkasından mı duyacağım? Niçin bana sorunlarınızı anlatmaktan çekiniyorsunuz?

 

Birbirinin gözlerine baktılar. Anlatmaktan başka çaremiz yok dercesine bakıştılar:

İzmitli öğretmen konuşmaya başladı:

— Söyledikleriniz doğru. Bizi çoktan beri rahatsız ediyor. Seni Milli Eğitim Müdürüne şikâyet ederiz dedik… Bize, “Milli Eğitim Müdürü benim adamım” dedi… Öyle deyince size gelmedik…

Birden bire patladım:

— Ben doğduğum günden beri namussuzların, hırsızların, zalimlerin adamı olmadım. Bu yaştan sonra mı olacağım… Ben ömrümü bu tiplerle mücadele ile geçirdim…

İzmirli söze girdi:

— Bizi sizin aracılığınızla köylere sürgün edeceğini söyledi.

— Kimin köye sürgün edileceğini kısa zamanda görürsünüz…

 

İki bayan öğretmen rahatladı. Sinirimden bir şeyler ısmarlamayı unutmuştum…

Birlikte kahve içtik… Sohbet ettik. Kendilerine bu günden itibaren bir hafta moral izni vereceğimi söyledim. Dönüşlerinde Lice dışında bir ilçeye tayinlerini yaptırmaya çalışacağıma söz verdim. İzinden dönmeden beni aramalarını, yeni görev yeri müjdesini alabileceklerini söyledim…

 

İki genç öğretmen mutluluktan uçuyorlardı. Sevinçleri görülmeye değerdi.

YİBO müdürünün yaptıklarını birer dilekçeyle anlatmalarını rica ettim. Birer dilekçe yazdılar. İkisinin izin kâğıdını doldurdum. Dilekçelerle birlikte kaymakamlığa çıktım…

 

Kaymakam beye durumu anlattım. Dilekçeleri verdim. Kaşık, yorgan, nevresim vb konularda tuttuğum tutanaklar ile Emniyetin evinde yaptığı aramada tuttuğu tutanağı masasına bıraktım.

Diyarbakır’dan hemen müfettiş istemi söyledi.

İki genç öğretmenin izin kâğıdını imzalattım.

 

Odama geldim. Beni merakla bekleyen iki genç öğretmene izin kâğıtlarını verdim. Teşekkür edip giderken yüzlerinde güller açmıştı…

Lice’ye geldiklerinde tanıştığım ve samimi olduğum bir müfettişi telefonla aradım. Durumu izah ettim.

İki genç öğretmenin güzel bir ilçeye atamalarını yaptırmasını rica ettim. Boğazımdaki hıçkırıktan zor konuşuyordum.

Bana üzülmememi söyledi.

Ekledi:

— Tuttuğun tutanakları yarın bana getir…

Kaymakama çıktım. Görüşmemizi anlattım. Kendim için izin aldım.

 

Ertesi gün müfettişin yanındaydım.

YİBO müdürü bir köye öğretmen olarak sürgün edildi…

Genç bayan öğretmenler, Silvan ilçe merkezinde güzel bir okula verildiler…

Bayan öğretmenleri, bıraktıkları telefon numarasından aradım. Müjdeli haberi verdim…

 

İzin dönüşü bayan öğretmenler, anneleri ile birlikte geldiler. Bana teşekkür ettiler…

Anne yüreğinin güzelliğini gördüm.

Ben görevimi yapmıştım. Yapmam gerekeni yapmıştım… Onlar çok sevinmişti…

Bayan öğretmenler ile annelerinin mutlulukları beni de mutlu etti.

Lice’de onlarca kez ölümden kurtuldum… Kurtuluşum belki bu güzel insanların dualarını esirgememeleri sayesindedir…

 

YİBO müdürü sürgün edildiği köye gitti. Görev başı yaptı. Rapor alarak bir ay okula gitmedi…

Bir ay sonra Ankara’da rüşvetle tayinini Konya’ya yaptırarak, Diyarbakır bölgesinden ayrıldı…

Bu da çürümüş, kokuşmuş sistemimizin bana kötü sürpriziydi…

Hayat bana sevinici ve üzüntüyü birlikte yaşatmıştı…

 

Mahmut CANTEKİN

01.01.1952 yılında Adıyaman ili Kâhta ilçesi Cami Mahallesinde Dünya’ya geldi. İlk ve Orta Okulu Kâhta’da okudu. Besni Öğretmen Okulunda öğrenimine devam etti. Osmaniye Düziçi’nden mezun olarak öğretmenlik diplomasını aldı. Afyon ili Sinanpaşa ilçesine bağlı Çatkuyu ve Yıldırım Kemal köyleri ile Tınaztepe kasabasında öğretmenlik yaptı. Rotasyona tabii olduğundan Diyarbakır ili Lice ilçesine atandı. Burada Öğretmenlik, Halk Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü yaptı. Lice’de beş yıl görev yaptıktan sonra Mersin merkeze atandı. 26 yıl görevden sonra Mersin’de emekli oldu. Kâhta’da yaşamaktadır. Bütün gününü şiir ve yazı çalışmaları ile geçirmektedir. Çeşitli şiir sitelerinde şiirleri yayınlanmaktadır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir