Tansu Çiller geliyor…
Güneşli bir gün, evden endişeli çıkıyorum…
Lice asker kaynıyor. Lice’de bulunan binlerce asker az görülmüş, dışardan tim ve asker getirilmiş…
Lice’nin her sokağında, her caddesinde adım başı güvenlik güçleri var… Toprak atsan askerlerden, polislerden ve timlerden yere düşmez…
Tansu Çiller geliyor…
Liceli davulcuların, zurnacıların evi yakıldığından, evsiz barksız kalan bu insanlar Lice’yi terk etmek zorunda kaldılar.
Tabi ki demokrasilerde çare tükenmez…
Lice’de davulcu, zurnacı yoksa başka yerde vardır…
Tansu Çiller geliyor…
Emniyet amirliği davulcu, zurnacı mı bulamaz… Diyarbakır’dan getirmişler.
Orada da bulamasalardı, pis bıyık Süleyman kendisi davul çalardı. Zurnayı da kendi ekibinden bir Konyalıya çaldırırdı…
Pis bıyık Süleyman ve diğer polisler davulcu ve zurnacıya bağırıyorlar:
— Çal, durma.
Tansu Çiller geliyor…
Davulcu, zurnacı durmadan çalıyorlar.
Emniyet amirliğinin hazırlattığı pankartları, Lice çarşısına asmaya çalışan polisler, kan ter içinde kalmışlar…
Pis bıyık Süleyman aşağıda, merdivenin üstündeki polise emir veriyor:
— Daha çabuk, daha çabuk, geldi gelecek.
Tansu Çiller geliyor…
Pankartların yazıları çok güzeldir… Sözleri de emniyet amirliğinde hazırlanmış birer gazeldir… Gazeller de özel mi özeldir…
“Sayın Başbakanımız TANSU ÇİLLER Lice’ye Hoş Geldiniz”
“Sayın TANSU ÇİLLER Lice Size Minnettardır”
“Sayın TANSU ÇİLLER Lice Size Şükran Duyar”
“Sayın TANSU ÇİLLER Lice Sizinle Gurur Duyar”
Tansu Çiller geliyor…
Polisler pankartları asmaya devam ediyorlar.
Polislerin, Tansu Çiller’e minnettar yaptıkları, gurur duyduklarını söyledikleri Liceliler ortalıkta görünmüyorlar.
Lice üç defa yaktırıldığından dolayı, minnettarlıklarını(!) belirtmek için Tansu Çiller’e, bu nankör Liceliler(!) ne çelenk, ne de çiçek hazırlamışlar…
Tansu Çiller geliyor…
Çarşının tam ortasında, davulcu ve zurnacı çalmaya devam ediyorlar.
İlköğretim okulu öğrencileri, lise öğrencileri merakla davulcuya, zurnacıya ve pankart asan polislere bakıyorlar.
Bir grup liseli öğrenci, asılan pankartlardaki yazıları okuyup kendi aralarında Tansu Çiller’e, anasına ve bütün akrabalarına en okkalı sözlerle rahmet okuyorlar.
Tansu Çiller geliyor…
Çarşıdaki işyerlerinin üstü timlerle doldurulmuş. Çarşının giriş çıkışını kontrol ediyorlar…
Bazıları da ellerindeki dürbünle Lice’nin dağlarını, bağlarını, tarlalarını kontrol ediyorlar.
Bir Liseli öğrenci arkadaşlarına:
— Size bir sorum var çocuklar, diyor.
Diğerleri bir ağızdan bağırıyorlar:
— Sor! Sor! Sor!
— Damdaki timler dürbünle nereye bakıyorlar?
Kısa bir suskunluktan sonra bir liseli:
— Ben biliyorum. Bizim bağlara, dağlara, tarlalara hırsız girmesin diye bekçilik yapıyorlar.
Başka bir liseli itiraz ediyor:
— Sen bilemedin. Amcamın çocukları gelirse daha onlar yanaşmadan, kaçma fırsatı bulalım diye bakıyorlar.
Hepsi birden gülüyorlar.
Tansu Çiller geliyor…
Birkaç tim öğrencilerin yanına yanaşıyor.
Öğrenciler hemen konuyu değiştiriyorlar:
— Yazılın nasıl geçti?
— Sözlü sınavda beş aldım…
Tansu Çiller geliyor…
Damdaki timlerin on katı tim, aşağıda herkesi tek tek gözlüyor…
Kalabalık bir polis grubu, Tansu Çiller’in konuşma yapacağı kürsüyü hazırlamaya devam ediyorlar.
Liceliler olup bitene uzaktan bakıyorlar…
Tansu Çiller geliyor…
Saatler ilerliyor. Sokakların başında, sabahtan beri panzerlerin, tankların üstünde bekleyen askerler acıkmışlar.
Açtıkları konserve kutularına ekmek bandırıyorlar.
Açlıklarını bastırmaya çalışıyorlar…
Tansu Çiller geliyor…
Başka bir sokakta bekleyen askerler kendi aralarında konuşuyorlar:
— Nerede kaldı bu o…
— Ne bileyim lan. Açlıktan öldüm. Güneş kavuruyor. Sigaram da bitti.
— Benim de sigaram bitti.
— Bir çocuğa para versek, bize sigara almaz mı?
— Parayı alır, bir daha gelmez. Ne iyilik gördüler bizden, bize iyilik yapsınlar.
— Ben olsam aynı şeyi yapardım…
— Vallahi ben de olsam aynı şeyi yapardım…
Tansu Çiller geliyor…
Davul ve zurna durmuyor.
Pis bıyık Süleyman, bir imparator edasıyla sağa sola emirler yağdırıyor.
Öğrencilerin bir kısmı okula gidiyor. Bazı öğrenciler de eğlenceyi kaçırmak istemiyorlar.
— Gitmeyin. Nasılsa öğretmenlerle beraber bizi buraya getirirler.
— Okulda yoklama yaparlar. Bizi yok yazarlar.
— Boş ver. Yok yazarlarsa yazsınlar.
Tansu Çiller geliyor…
Davul ve zurna çalmaya devam ediyorlar.
Pankartların hepsi asıldı.
Tansu Çiller kürsüsü hazır.
Kulp yolu tanklarla, panzerlerle dolu elleri tetikte bekliyorlar…
Tansu Çiller geliyor…
Diyarbakır Lice yolu tanklarla, panzerlerle dolu elleri tetikte bekliyorlar…
Askerlerden, siyah asfaltın rengi değişmiş.
Yeri gök gri renge bürünmüş…
Tansu Çiller geliyor…
Bu gergin bekleyişin hazırlığı ve tedbirleri, dünden beri en üst seviyeden devam ediyor…
Saat 13.00 Tansu Çiller geliyor.
Saat 14.00 Tansu Çiller geliyor.
Saat 15.00 Tansu Çiller geliyor.
Saat 16.00 Tansu Çiller geliyor.
Tansu Çiller gelmiyor…
Davulcu ile zurnacı susturuldu.
Kürsü kaldırıldı.
Askerler, polisler, timler panzerleriyle, tanklarıyla yollardan, sokaklardan, caddelerden ve çarşıdan çekildiler.
Tansu Çiller gelmiyor…
Bazı polisler küfrediyor…
Bazı askerler küfrediyor…
Bazı Liceliler küfrediyor…
Tansu Çiller Lice’ye gelmedi…
Gölgesi bile bir günü zehir zıkkım etti…
Askerlerden, timlerden, polislerden kadınlar, kızlar, küçük çocuklar sabahtan akşama kadar evlerinden dışarı çıkamadılar.
Tansu Çiller’e yapılan küfürler birbirine eklenseydi, Lice’den Amerika’ya uzanan Dünya’nın en uzun köprüsü olurdu.
Dünya rekorlar kitabına girerdi…
Annesinin çıkınından kalan mirasla rekorlar kitabına almadılar…